74 kuruluştan COP31’e sağlık çağrısı

Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde 74 kuruluş, iklim krizinin bir halk sağlığı ve insan hakları krizi olduğuna dikkat çekti. Temiz Hava Hakkı Platformu öncülüğündeki ortak çağrıda, fosil yakıtların “sağlığa zararlı ürünler” olarak tanınması istendi

17 Temmuz 2026 - 09:58

Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, sağlık, çevre ve iklim alanında faaliyet gösteren 74 kuruluş COP31 Başkanlığı’na ortak çağrıda bulundu. Türkiye’de faaliyet gösteren Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) öncülüğünde hazırlanan çağrıda, sağlığın iklim politikalarının merkezine alınması talep edildi.

“SADECE BİR ÇEVRE KRİZİ DEĞİL”
Çağrı metninde, “İklim değişikliği sadece bir çevre krizi değil; aynı zamanda derin ve giderek tırmanan bir halk sağlığı ve insan hakları krizidir. Fosil yakıtların üretimi ve kullanımının devam etmesi, sağlık hakkını ve temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkını sistematik olarak zedelemektedir.” ifadelerine yer verildi.

Fosil yakıtların sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekilen metinde şöyle denildi: “Fosil yakıtlar, sağlığa zararlı ürünler olarak tanınmalı ve bu şekilde ele alınmalıdır. Çıkarılmasından işlenmesine, nakliyesinden yakılmasına ve atık haline gelmesine kadar tüm yaşam döngüleri boyunca, insan sağlığına yaygın ancak önlenebilir zararlar vermektedir.”Bu zararlar arasında toksik maddelere maruz kalma, hava, su ve toprak kirliliği, iş sağlığı riskleri, yerel toplulukların yerinden edilmesi ile uzun vadeli sosyal ve ekonomik yıkımlar sıralandı.

“HER YIL 7,9 MİLYON ERKEN ÖLÜM!”
Çağrıda, hava kirliliğinin her yıl yaklaşık 7,9 milyon erken ölüme neden olduğu, bu ölümlerin milyonlarcasının fosil yakıt emisyonlarıyla bağlantılı olduğunun tahmin edildiği belirtildi. Metinde, “Fosil yakıt kaynaklı kirletici maddelere maruz kalma, kardiyovasküler hastalıklar, solunum hastalıkları, kanserler, doğumla ilgili sağlık sorunları, nörolojik bozukluklar ve neredeyse tüm organ sistemleri üzerindeki etkilerle ilişkilidir.” denildi.

İklim değişikliğinin bu zararları derinleştirdiği belirtilerek, sıcak hava dalgaları, su ve gıda güvencesizliği ile vektör kaynaklı hastalıkların milyonlarca insanı risk altına soktuğu kaydedildi. Çağrıda, 2025 yılında rekor kıran sıcak dalgaları, siklonlar ve aşırı yağışlar nedeniyle küresel kayıpların 120 milyar dolara ulaştığı bilgisine de yer verildi.

“UYGULAMAYA GEÇİLMELİ”

Metinde, birbiriyle iç içe geçmiş krizlerin sağlık sistemleri üzerinde “benzeri görülmemiş bir baskı” yarattığı ve yapısal olarak dezavantajlı topluluklarda eşitsizlikleri derinleştirdiği belirtildi.Fosil yakıtların zararları, hava kirliliği ve iklim değişikliğinin “tek bir temel nedeni olan çok katmanlı bir sağlık krizini” ortaya koyduğu ifade edilen çağrıda, fosil yakıtlardan aşamalı çıkış, hesap verebilirlik ile adil ve eşitlikçi geçişi önceleyen politikaların geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Çağrıda ayrıca plastik ve petrokimyasal atıkların sağlık üzerindeki etkilerine dikkat çekilerek, “Plastikler, yaşam döngülerinin tüm aşamalarında sağlık riskleri yaratırken; depolama sahalarından kaynaklanan metan emisyonlarının azaltılması, hızlı iklim kazanımları ve daha temiz hava sağlayacaktır.” denildi.

Sağlık konusunun Küresel Uyum Hedefi (GGA) ve Belém Sağlık Eylem Planı (BHAP) gibi süreçlerde giderek daha fazla tanındığı ancak bu tanınmanın büyük ölçüde söylem düzeyinde kaldığı belirtilerek, “Tanımadan uygulamaya geçilmesi acil bir gerekliliktir; sağlık ve insan haklarının iklim politikalarına ve karar alma süreçlerine sistematik biçimde entegre edilmesi sağlanmalıdır.” ifadelerine yer verildi.

COP31 BAŞKANLIĞI’NA 8 TALEP

74 kuruluş, COP31 Başkanlığı’na sunduğu sekiz maddelik çağrıda, sağlığın COP31 Eylem Gündemi’nde ayrı bir başlık olarak ele alınması ve gündemin tüm alanlarına entegre edilmesi çağrısı yaptı. Sağlık hakkı ile temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevre hakkının iklim eylemine yön veren ilkeler olarak tanınması da talepler arasında yer aldı.Çağrıda, fosil yakıtların “sağlığa zararlı ürünler” olarak kabul edilerek yaşam döngüleri boyunca sağlık üzerindeki etkilerinin ele alınması gerektiği vurgulandı. Kuruluşlar ayrıca adil ve eşitlikçi bir süreçle fosil yakıtlardan çıkışı destekleyen politikaların geliştirilmesine; hava kalitesi, atık yönetimi, su ve sanitasyon ile sürdürülebilir gıda sistemlerinde sağlık faydası sağlayacak azaltım ve uyum çalışmalarının teşvik edilmesine dikkat çekti.Sağlık ve hava kirliliğinin ülkelerin Ulusal Katkı Beyanları (NDC) ile iklim stratejilerine dahil edilmesi çağrısında bulunan kuruluşlar, fosil yakıt kaynaklı zararlar ve iklim etkilerinden orantısız biçimde etkilenen, özellikle yapısal eşitsizliklerle karşı karşıya olan toplulukların korunmasına öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.

74 KURULUŞ ÇAĞRIYI DESTEKLEDİ
Türkiye’de faaliyet gösteren Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) öncülüğünde yapılan çağrıyı toplam 74 küresel, bölgesel ve ulusal kuruluş destekledi. İmzacılar arasında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Lancet Sağlık ve İklim Değişikliği Geri Sayımı, Avrupa Solunum Derneği (ERS), Avrupa Halk Sağlığı Birliği (EUPHA), NCD Alliance, Küresel İklim ve Sağlık İttifakı (GCHA), Columbia Üniversitesi İklim ve Sağlık Eğitimi Küresel Konsorsiyumu, 350.org, Uluslararası Çevre Hukuku Merkezi (CIEL), Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) yer aldı.

Çağrıda son olarak, “COP31 Başkanlığı olarak Türkiye, sağlığı, eşitlik ve insan haklarını merkeze alan dönüştürücü bir gündemi ilerletmek için eşsiz bir fırsata sahiptir. Fosil yakıtları sağlığa zararlı ürünler olarak kabul etmek ve buna göre hareket etmek, hayatların korunması, eşitsizliklerin azaltılması ve etkili iklim eyleminin hayata geçirilmesi için hayati önem taşımaktadır.” denildi.


ARŞİV