COP31 öncesi ortak çağrı

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, COP31 öncesinde Türkiye'de çevre savunucularının karşılaştığı hukuki ve idari baskılara dikkat çekti. İki kuruluş, barışçıl protesto hakkının korunması ve çevresel kararlara halkın etkin katılımının sağlanması çağrısında bulundu

23 Ekim 2026 - 16:25

COP31 yaklaşırken iki uluslararası insan hakları kuruluşundan çevre savunucularının haklarına ilişkin önemli açıklamalar geldi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch – HRW), 13 Ekim'de yayımladığı raporunda Türkiye'de çevre mücadelesi yürüten yurttaşların, avukatların ve gazetecilerin karşılaştığı hukuki ve idari baskıları gündeme taşıdı. Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) ise iklim adaletinin sağlanabilmesi için çevre savunucularının korunması ve karar alma süreçlerine etkin katılımlarının güvence altına alınması çağrısında bulundu.

BASKILAR RAPORLANDI

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporu, özellikle Muğla'daki Akbelen Ormanı ile Doğu Karadeniz'de madencilik faaliyetlerine karşı yürütülen protestolara odaklanıyor. Örgüt, Ağustos 2026'da 15 bölge sakini, altı avukat ve iki gazeteci olmak üzere toplam 23 kişiyle görüşerek çevre protestolarına yönelik müdahaleleri, yargı süreçlerini ve idari yaptırımları inceledi. Raporda, barışçıl gösterilere katılan çevre savunucularının gözaltı, ceza soruşturmaları ve idari para cezalarıyla karşı karşıya kaldığı; uzun süren hukuki süreçlerin ise ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki yarattığı belirtildi.

Akbelen'de 2023'ten bu yana devam eden protestolar kapsamında çok sayıda kişinin soruşturulduğu, bazı bölge sakinleri hakkında ceza davaları açıldığı ve protestoculara yüksek tutarlı idari para cezaları uygulandığı aktarıldı. Ordu'daki Perşembe Yaylası'nda altın madeni arama faaliyetlerine karşı düzenlenen gösterilerde ise aralarında çocukların ve yaşlıların da bulunduğu yurttaşların gözaltına alındığı kaydedildi.

HRW, çevre savunucularına yönelik bu uygulamaları Türkiye'de sivil toplumun faaliyet alanının daralmasının bir parçası olarak değerlendirdi. Örgüt, COP31'e ev sahipliği yapacak Türkiye'nin çevresel karar alma süreçlerinde halkın katılımını sağlaması ve barışçıl protesto hakkını koruması gerektiğini vurguladı.

ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ’NDEN KÜRESEL KAMPANYA

Uluslararası Af Örgütü de COP31 öncesinde “Geleceğimizi Koruyorlar: Çevre Savunucuları Adil Geçişe Güç Sağlıyor” başlıklı küresel kampanyasını duyurdu. Kampanya, Brezilya'da kirletilmiş bir koydan Avustralya ve Kanada'da tehdit altındaki yerli halkların topraklarına, Ekvador'daki gaz yakma faaliyetlerinden Türkiye'deki kömür madenciliğine kadar farklı çevre sorunlarıyla mücadele eden beş hak savunucusunun hikâyesini bir araya getiriyor.

Çevre savunucularının fosil yakıt projelerine karşı mücadele ederken taciz, gözetim, kriminalizasyon, şiddet ve barışçıl protesto hakkına yönelik kısıtlamalarla karşılaştığını belirten örgüt, hükümetlerin iklim krizinden etkilenen toplulukları karar alma süreçlerinin dışında bırakarak iklim adaletini sağlayamayacağını vurguladı. Kampanya kapsamında ülkeler ve şirketler için hazırlanan tavsiyelerin, Uluslararası Af Örgütü'nün ilgili ülkelerdeki şubeleri aracılığıyla devlet yetkililerine iletilmesi planlanıyor.

HAK İHLALLERİNE SON VERİLSİN ÇAĞRISI

Uluslararası Af Örgütü, kampanya kapsamında Türkiye'ye yönelik iki temel talep dile getirdi. Bunlardan ilki, çevre savunucularının yalnızca ifade, örgütlenme ve barışçıl toplanma haklarını kullandıkları gerekçesiyle cezai yaptırımlarla karşılaşmasına son verilmesi. Örgüt, bu kapsamda açılan davalardaki suçlamaların düşürülmesini ve ilgili mahkûmiyet kararlarının bozulmasını istedi. İkinci talep ise kömür madenciliği ve kömürlü termik santrallerden etkilenen toplulukların sağlık, çevre ve yaşam haklarının korunmasına odaklanıyor. Örgüt, bu toplulukların yerinden edilme ve geçim kaynaklarını kaybetme risklerine karşı korunmasını, yaşam alanlarını etkileyen kararlara etkin biçimde katılabilmelerini talep etti.

Uluslararası Af Örgütü ayrıca tüm devletlere, çevre savunucularına yönelik hukuki ve idari yaptırımların kötüye kullanılmasına son verilmesi, yalnızca insan haklarını kullandıkları için tutuklanan kişilerin serbest bırakılması ve risk altındaki savunucular için fiziksel, psikososyal ve dijital koruma mekanizmalarının oluşturulması çağrısında bulundu.

FOSİL YAKITLARIN ADİL GEÇİŞ VURGUSU

Uluslararası Af Örgütü'nün kampanyasında çevre savunucularının korunmasının yanı sıra fosil yakıtlardan adil çıkışın sağlanması da öne çıkıyor. Örgüt, kömür, petrol ve doğalgaz kullanımının iklim krizinin temel nedenleri arasında bulunduğunu hatırlatarak yeni fosil yakıt arama ve çıkarma faaliyetlerinin durdurulmasını, mevcut altyapının genişletilmesine son verilmesini ve fosil yakıt teşviklerinin kaldırılmasını talep ediyor.

Enerji dönüşümünün yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal adaleti gözeten bir süreç olması gerektiğini vurgulayan örgüt; yerli halkların, yerel toplulukların ve iklim krizinden doğrudan etkilenen grupların karar mekanizmalarına anlamlı biçimde katılmasını istiyor. Kampanya ayrıca şirketlerin faaliyetleri ve tedarik zincirleri boyunca insan haklarına ve çevresel yükümlülüklere saygı göstermesini sağlayacak bağlayıcı düzenlemelere ihtiyaç olduğuna dikkat çekiyor.

“ÇEVRE SAVUNUCULARI HEPİMİZİN GELECEĞİNİ KORUYOR”

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, çevre savunucularının iklim kriziyle mücadelede üstlendikleri hayati role dikkat çekerek hükümetlerin bu kişileri dinlemesi, koruması ve iklim politikalarının belirlenmesinde söz sahibi olmalarını sağlaması gerektiğini belirtti. Callamard, COP31'in yalnızca yeni vaatlerin dile getirildiği bir zirve olmaması, insan haklarının korunması ve iklim adaletinin sağlanması konusunda somut adımlar ortaya koyması gerektiğini vurguladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü'nün açıklamaları, COP31 öncesinde ortak bir noktaya işaret ediyor. İklim kriziyle etkili bir mücadele, yalnızca emisyon azaltım hedefleriyle değil, çevre savunucularının haklarının korunması ve sivil toplumun karar alma süreçlerine özgürce katılabilmesiyle mümkün. Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31, bu çerçevede yalnızca küresel iklim politikalarının değil, çevre savunucularının güvenliği, ifade özgürlüğü ve iklim adaleti konularındaki taahhütlerin de değerlendirileceği önemli bir buluşma olacak.


ARŞİV