Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu, bölgedeki madencilik faaliyetlerine karşı 26 Nisan Pazar günü Kadıköy’de ekoloji mitingi düzenledi. Çevre aktivistleri ve demokratik kitle örgütü temsilcileri Süreyya Operası önünde bir araya gelerek Kadıköy İskele Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

“ÜLKE AÇIK PAZAR HALİNE GETİRİLDİ”
Yapılan basın açıklamasında, “Bizler, Dersim Doğa, Yaşam ve Çevre Platformu olarak,16 Kasım 2025’te Dersim'de yaptığımız maden karşıtı mitingin devamı olarak bugün burada; kadim topraklarımıza yönelen çok yönlü saldırılara karşı halkın sesini, halkın iradesini büyütmek için bir aradayız. Başta Dersim olmak üzere ülkenin dört bir yanı, şirketlerin kâr hırsına kurban edilmek istenen açık birer pazar haline getirilmiştir. Bu süreçte yeraltı ve yerüstü varlıklarımız uluslararası sermayeye peşkeş çekilmekte; kutsal mekânlarımız, meralarımız, ormanlarımız, dağlarımız ve mezar yerlerimiz yatırım alanı adı altında emperyalist şirketlerin insafına terk edilmektedir.” denildi.
“Dersim yalnızca bir coğrafya değildir; doğayla uyumlu yaşamın, direnişin, hafızanın ve özgürlüğün adıdır.” denilen açıklamada, “Bugün yalnızca doğamız değil; hak, hukuk ve adalet de ağır bir saldırı altındadır. Hak arayan işçiler, doğasını savunan köylüler, gerçeği dile getirenler baskı ve gözaltılarla susturulmak istenmektedir.” ifadeleri kullanıldı.

“KALKINMA DEĞİL EKOLOJİK YIKIM”
Açıklamanın devamında, “Hozat - Pertek Sekasur bölgesinde planlanan pomza maden projesi, bölge halkının ve Sekasur Çevre ve Doğa Platformu’nun 200 gün süren kararlı çadırlı direnişiyle engellenmiştir. Ancak saldırılar hız kesmemektedir; son olarak Pülümür ilçemizdeki Hel ve Bağır dağları ile Karagöz köyü dahil toplam altı köyü kapsayan yeni bir maden projesiyle karşı karşıyayız. Dağlarımızın vahşi madencilikle parçalanmasına, derelerimizin HES’lerle kurutulmasına, topraklarımızın JES’lerle zehirlenmesine ve yaşam alanlarımızın RES projeleriyle kuşatılmasına izin vermeyeceğiz. Nerede bir maden projesi, HES, JES veya RES varsa; orada direniş vardır. Nerede bir talan varsa, biz orada olacağız. Yaşanan süreç kalkınma hamlesi değil; açık bir ekolojik yıkım, kültürel bir yok etme ve asimilasyon politikasıdır. Bu yağma düzenine geçit vermeyecek, yaşam alanlarımızı savunacağız.” denildi.