Cumhurbaşkanı kararıyla Türkiye genelinde 55 taşınmazın özelleştirme kapsamına alınmasıyla birlikte, Koşuyolu Mahallesi’nde bulunan eski Koşuyolu Kalp ve Damar Hastalıkları Hastanesi arazisi de satış listesine dahil edildi. Bu karar, yıllardır kamusal kullanımda olan yerleşkenin geleceğine ilişkin endişeleri artırırken, mahalle sakinlerinin tepkisini de beraberinde getirdi.
Koşuyolu Mahallesi Muhtarlığı Danışma Kurulu Üyesi Semih Bilgin, söz konusu özelleştirme kararının yalnızca mahalle ölçeğinde değil, kamusal alanların korunması açısından daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, bunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir mesele olduğunu ifade etti.
“SATILACAK NEYİMİZ KALDI?”
Bilgin, “Eski Koşuyolu Kalp ve Damar Hastanesi’nin özelleştirilmesi konusunu yalnızca mahalle ölçeğinde değil, daha geniş bir çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Kamuya ait alanların ve kaynakların özelleştirilmesi, bugün ülkemizde çok daha büyük bir tablonun parçası haline gelmiş durumda. CİMER’den alınan bilgilere göre, 2018 yılından bu yana satılan kamu varlıklarının toplam tutarı yaklaşık 3 trilyon ABD doları seviyesine ulaşmış durumda. Artık ‘Satılacak neyimiz kaldı?’ sorusu haklı olarak soruluyor. Kamusal alanların özelleştirilmesi yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir meseledir.” dedi.
Arazinin Koşuyolu için önemine dikkat çeken Bilgin, “Koşuyolu Mahallesi açısından bakıldığında söz konusu alan yaklaşık 21 dönümlük çok değerli bir kamusal alandır. 1908 yılında Feridun Paşa Ailesi ile Nehcivan Sultan Vakfı tarafından ‘sağlık hizmetlerinde kullanılmak’ şartıyla bağışlanmıştır. Uzun yıllar boyunca bu amaca hizmet etmiş ve Koşuyolu Kalp ve Damar Hastanesi burada faaliyet göstermiştir. 2005 yılında hastane Kartal’a aynı isimle taşındı. Bunun temel nedeni, Türkiye’de ilk kalp naklinin gerçekleştirildiği ve çok önemli sağlık çalışmalarına ev sahipliği yapan bu kurumun ‘Koşuyolu Kalp Damar Hastanesi’ adının yaşatılmak istenmesiydi. Bu yönüyle yalnızca fiziksel bir alan değil, aynı zamanda önemli bir soyut kültürel mirastan söz ediyoruz. Ancak bugün tapu kayıtlarında ne yazık ki bu ‘şartlı bağış’ niteliği ortadan kaldırılmış durumdadır.” ifadelerini kullandı.

“BAKANLIK MÜDAHALESİ OLMADAN SÜREÇ İLERLEYEMEZ”
İlgili bölgede üç tane tescilli kültür varlığı olduğunu ifade eden Bilgin, “2010’lu yıllarda İSMEP kapsamında burada kadın doğum hastanesi yapılması için tasarım ve müşavirlik ihalesi gerçekleştirilmişti. Ancak alanda bulunan üç adet tescilli kültür varlığı (Pembe Köşk, Yeşil Köşk ve Beyaz Köşk) ile birlikte, 5 No’lu Koruma Kurulu tarafından tespit edilen yaklaşık 725 ağaç ve mevcut imar durumu dikkate alındığında proje uygulanamadı. Sonrasında hastane Ümraniye’de inşa edildi. Bu nedenle teknik açıdan değerlendirildiğinde bile bu alanın ticari amaçla kullanılması son derece sorunludur. Her türlü imar değişikliği öncelikle 5 No’lu Koruma Kurulu’nun onayına tabidir. Bakanlık eliyle tepeden inme bir müdahale olmadığı sürece bu sürecin ilerlemesi kolay değildir. 2014 yılında bu alan TÜSEB’e, yani Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’na tahsis edildi. Depremsellik analizleri sonucunda eski hastane binalarının yıkılmasına karar verildi ve 2018 yılında bu yapılar yıkıldı. Sonraki süreçte önce Pembe Köşk restore edildi. Daha sonra uzun yıllar dizi çekimlerine kiralanan Yeşil Köşk ve Beyaz Köşk’ün restorasyonları da tamamlandı. Ancak bugün bu yapılar hâlâ atıl durumda bulunuyor.” şeklinde konuştu.

İMZA KAMPANYASI BAŞLATILDI
Koşuyolu’nun koruması gereken bir mahalle olduğunu söyleyen Bilgin, “Koşuyolu Mahallesi, 1950’lerde Prof. Dr. Kemal Ahmet Aru tarafından Levent ile eş zamanlı planlanmış, önemli bir şehircilik ve mimarlık mirasıdır. Bu mahalle korunması gereken özel bir yerleşim dokusuna sahiptir. 2000’li yıllarda mahallemizin yaklaşık yüzde 97’si konut alanıyken, aşırı ticarileşme sonucunda bu oran bugün yüzde 35’in altına düşmüştür. Bunun sonucu olarak trafik keşmekeşi, ses ve hava kirliliği, betonlaşmaya bağlı ısı adası etkisi gibi ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile özelleştirme kararı alınan Sağlık Bakanlığı’na tahsisli kamusal alanların tamamı için CHP dava açtı. İstanbul Mimarlar Odası da Koşuyolu Kalp Hastanesi özelinde dava açtı. Bunun yanında Koşuyolu Mahallesi sakinleri olarak bizler de hukuki süreç başlattık. Muhtarlık çatısı altında değişik disiplinlerden uzman kişilerle toplantı yaparak yol haritası belirledik. Bu bağlamda Kadıköy Belediye Başkanlığı ile görüş alıverişinde bulunduk. Ayrıca hem sosyal medyada Change.org üzerinden hem de mahallede yürütülen imza kampanyalarıyla toplumsal farkındalık ve kamuoyu desteği oluşturulmaya çalışılıyor.” dedi.
Bilgin, son olarak şunları dile getirdi: “Bu alan, Kadıköy Belediyesi’nin 101 No’lu Afet Toplanma Alanı olarak tanımlanmıştır. Yani yalnızca tarihi değil, aynı zamanda afet güvenliği açısından da çok önemli bir kamusal alandır. Bizim talebimiz çok net. Bu alanın betonlaşmaya yol açmayacak, mevcut trafik yoğunluğunu artırmayacak, yeni bir ticarileşme baskısı yaratmayacak şekilde korunmasıdır. İçerisindeki tescilli tarihi yapıların halkın yararlanabileceği kültürel ve işlevsel amaçlarla değerlendirilmesini; mevcut yeşil dokusuyla birlikte kamusal alan olarak korunmasını istiyoruz. Koşuyolu’nun geleceği için doğru olan budur.”