Kuraklık, nüfus, tüketim: İstanbul’un suyu tehlikede

Yaz sıcaklarıyla birlikte İstanbul’da su tüketimi artarken, barajlardaki doluluk oranı tehlikeli seviyelere geriledi. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin raporuna göre, artan nüfus ve yapılaşma İstanbul’un su güvenliğini tehdit ediyor

24 Temmuz 2025 - 15:22

İstanbul son yılların en kurak haziran ayını geride bırakırken, temmuzda da kavurucu sıcaklar etkisini gösteriyor. Daha fazla kuraklık, İstanbul’un suyu için tehdit anlamına geliyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) yayımladığı güncel verilere göre, kente su sağlayan barajların doluluk oranları geçen yıllara kıyasla önemli ölçüde düşüş gösterdi. Verilere göre, İstanbul'da barajların ortalama doluluk oranı yüzde 57 oldu. Kentin ana içme suyu kaynakları olan Terkos, Ömerli, Sazlıdere, Alibeyköy, Elmalı, Büyükçekmece, Pabuçdere, Kazandere, Darlık ve Istırancalar barajlarında ölçülen seviyeler, yaz aylarında artan su tüketimiyle birlikte kuraklık riskine işaret ediyor. 

“NÜFUS ÖNEMLİ BİR YÜK”
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin Haziran 2025’te yayımladığı “İstanbul Çevre Durum Raporu”nda İstanbul’un mevcut su yönetim politikalarının, iklim krizinin etkileri ve nüfus artışı karşısında yetersiz kaldığına dikkat çekildi. Rapora göre İstanbul’da kişi başı su tüketimi, mevcut su kaynaklarının sürdürülebilir kullanım sınırlarının üzerinde seyrediyor. Artan nüfus, kentleşme ve iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte toplam su kullanımında ve içme-kullanma suyu ihtiyacında artış eğilimin de devam edeceği öngörülüyor. 2024 yılı sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam nüfusu 85 milyon 664 bin 944 kişiye ulaştı. Bu nüfusun 16 milyona yakını İstanbul’da yaşıyor; bu da Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 18,33'üne denk geliyor. Bu yoğun nüfus, ihtiyaç açısından içme suyu varlıkları üzerinde önemli bir yük oluşturuyor. 

SU TÜKETİMİ ARTIYOR 
Raporda yer verilen bilgilere göre 2010-2024 yılları arasındaki verilere bakıldığında, İstanbul’a günlük olarak sağlanan içme ve kullanma suyu miktarında her yıl düzenli bir artış olduğu görülüyor. 2010 yılında günlük ortalama 2,93 milyon metreküp olan su temini, 2024 yılı itibarıyla 3,17 milyon metreküp seviyesine ulaştı. Bu artış, İstanbul’un hızla artan nüfusu, genişleyen yerleşim alanları, sanayi ve hizmet sektörlerindeki gelişme ile birlikte, sıcak geçen yaz aylarında kişi başı su tüketiminin yükselmesinden kaynaklanıyor. Aylık bazda incelendiğinde ise, özellikle mayıs-eylül ayları arasında su tüketiminin diğer aylara göre belirgin biçimde arttığı tespit edildi. 2024 yılında Haziran-Eylül döneminde günlük su tüketim miktarı yıl ortalamasının yüzde 15-20 üzerine çıktı. Yıllık en yüksek su temini değerleri temmuz ve ağustos aylarında gerçekleşiyor, 2024 yılı Temmuz ayında günlük 3,49 milyon metreküp, ağustos ayında ise 3,43 milyon metreküp su verildi. Bu artışta yaz aylarında yükselen hava sıcaklıkları, artan sulama ihtiyacı ve turizm kaynaklı nüfus hareketliliği etkili oldu. 

KIŞ AYLARINDA DA ARTIŞ GÖSTERDİ
Buna karşılık, ocak-mart ve kasım-aralık aylarında su tüketimi nispeten daha düşük seviyelerde gerçekleşiyor, ancak bu dönemlerde dahi yıllık artış eğiliminin devam ettiği gözlemlendi. 2020 yılı Ocak ayında 2,74 milyon metreküp olan günlük su temini, 2024 yılı Ocak ayında 2,95 milyon metreküpe yükseldi. Bu veriler, İstanbul’un her yıl artan su ihtiyacını karşılamak üzere mevcut su kaynaklarının verimli ve sürdürülebilir şekilde kullanılmasının ve yeni su yönetimi stratejilerinin geliştirilmesinin zorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle yaz aylarında su arz-talep dengesinin sağlanabilmesi, baraj doluluk oranlarının korunması ve arıtma tesislerinin sürdürülebilir çalışabilmesi için su tasarrufu, talep yönetimi ve iletim sistemlerinde optimizasyon gibi önlemlerin öncelikli olarak ele alınması gerekiyor. 

Raporda, İstanbul’un yoğun nüfusu ve artan su talebiyle Türkiye’nin en kritik su yönetimi sorunlarını yaşayan bölgesi konumunda olduğu belirtilerken, özellikle su havzalarının yapılaşmaya açılmasının büyük riskleri de beraberinde getireceği kaydedildi. Raporda, gri suyun (lavabo, duş vb. atık suların) yeniden kullanımına olanak tanıyacak sistemlerin yaygınlaştırılması, çatılardan yağmur suyu toplama sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi ve yeni yerleşim alanlarında su verimliliği kriterlerine göre ruhsat verilmesi önerileri yer aldı. 


“KANAL İSTANBUL SU KAYNAKLARINI YOK EDECEK”

Raporda ayrıca şu değerlendirmelere yer verildi: 

Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçmesi halinde Sazlıdere ve Terkos Barajları başta olmak üzere, İstanbul su kaynakları yok olma riskiyle karşı karşıya kalacak. İstanbul’daki barajların toplam su depolama kapasitesinin yaklaşık yüzde 7’sini karşılayan Sazlıdere Barajı Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçmesi halinde tamamen yok olacak. Keza Terkos gibi kapasitenin yaklaşık yüzde 20’sini karşılayan bir barajın havzasından da önemli kayıplar yaşanacak. Ayrıca Kanal İstanbul kapsamında açılacak kanal sebebi ile barajın tuzlanma riski de var. Bu riskin gerçekleşmesi durumunda İstanbul’a su sağlayan barajların yüzde 27’si yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacak. 

İstanbul’un su havzalarında yapılaşma baskısı hâlâ sürüyor. Yasal mevzuatın açık olmasına rağmen fiili uygulamada imar afları, özel projeler ve tanınan istisnalarla havza bütünlüğü bozulmakta, tarım alanları ve yeşil kuşaklar tahrip ediliyor. Bu yapılaşmalara kesin biçimde son verilmesi ve yeni yapılaşma alanlarının havza dışına kaydırılması gerekiyor.

 

 

 


ARŞİV