TEMA Vakfı’ndan korkutan uyarı

22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında açıklama yapan TEMA Vakfı, ekosistemlerin hızla zayıfladığına dikkat çekti. Vakıf, bugünkü tüketim hızımızın doğanın kendini yenileme kapasitesinin 1,5 katına ulaştığını vurgulayarak acil eylem çağrısında bulundu

23 Mayıs 2026 - 13:05

TEMA Vakfı, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde yaşamı ayakta tutan ekosistemlerin karşı karşıya olduğu tehlikeye dikkat çekti. Bu yıl “Küresel etki için yerel hareket” temasıyla yapılan açıklamada, biyolojik çeşitlilik kaybının sadece doğayı değil toprağı, su varlıklarını, gıda güvenliğini, insan sağlığını ve iklim direncini de doğrudan tehdit ettiği vurgulandı.

“DÜNYA SESSİZLEŞİYOR” 

Açıklamada, her gün kuş seslerinin azaldığı, arıların uğultusunun daha seyrek duyulduğu ve derelerin kuruduğu bir dünyaya uyandığımız belirtildi. Tür kayıplarının doğal yok oluş hızının bin katına ulaştığına dikkat çekilen açıklamada şu bilgilere yer verildi: 

  • Tatlı su ekosistemlerindeki kayıp yüzde 85'e ulaştı.
  • Omurgalı tür popülasyonları son 50 yılda yüzde 73 azaldı.
  • Dünya üzerinde yaklaşık 1 milyon tür yok olma riskiyle karşı karşıya.
  • Dünyadaki ağaç türlerinin yüzde 38’inin nesli tehdit altında.

TÜRKİYE DÜNYA ORTALAMASININ ALTINDA

Üç farklı bitki coğrafyasının kesişim noktasında yer alan ve endemik türler açısından zengin olan Türkiye’de de tehlike çanları çalıyor. TEMA Vakfı'nın verilerine göre:

  • Türkiye'de korunan alanların ülke yüzölçümüne oranı yalnızca yüzde 14 düzeyinde kalırken, bu oran yüzde 17 olan dünya ortalamasının altında yer alıyor.
  • Artan madencilik faaliyetleri, plansız yapılaşma, arazi tahribatı ve doğal alanlar üzerindeki baskılar biyoçeşitliliği ciddi şekilde riske atıyor.

Açıklamada, Türkiye’nin de imzacı olduğu Kunming-Montreal Küresel Biyolojik Çeşitlilik Çerçevesi kapsamında, 2030 yılına kadar korunan alanların ve tahrip edilmiş ekosistemlerin yüzde 30’unun restore edilmesinin hedeflendiğine de dikkat çekildi.

“TERCİH DEĞİL ORTAK SORUMLULUĞUMUZ”

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, biyolojik çeşitlilik kaybının insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük krizlerden biri olduğunu ifade etti. Biyolojik çeşitliliğin temiz suya erişimden sağlıklı gıdaya kadar yaşamın sürdürülebilirliğini doğrudan etkilediğini belirten Ataç, şu uyarılarda bulundu: “Bugünkü tüketim düzeyi, dünyanın kendini yenileyebilme kapasitesinin yaklaşık 1,5 katına ulaştı. Doğanın yalnızca tüketilecek bir kaynak ya da hammadde deposu olarak görülmesi ekosistemlerle birlikte insan yaşamını da tehdit ediyor. Bu nedenle doğayı korumak artık bir tercih değil, ortak sorumluluğumuzdur.”

 


ARŞİV