Okullar açıldı, ilk ders zili çaldı. Binlerce öğrenci ve öğretmen yeni eğitim ve öğretim yılına merhaba dedi. İstanbul Tabip Odası Çocuk Hakları Komisyonu da “Çocukların Sağlığı ve Eğitim Hakkı Kamusal Sorumluluktur, Görmezden Gelinemez!” başlıklı bir açıklama yaptı. Açıklamada eğitim hakkından, sağlıklı beslenmeye, ücretsiz okul yemeğinden çocuk işçiliğine ve ruh sağlığına kadar pek çok konuya dikkat çekildi.
Milyonlarca çocuğun ve gencin yeni eğitim-öğretim yılına başlarken, okulların yalnızca akademik bilginin aktarıldığı binalar olmadığının, çocukların fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişimlerinin desteklendiği, sağlık ve güvenliklerinin korunduğu en temel kamusal yaşam alanlarından olduğunun hatırlatıldığı açıklamada; derinleşen ekonomik krizin, sosyal eşitsizliklerin ve kamusal hizmetlerdeki gerilemenin, okul çağındaki çocukların beden ve ruh sağlığını doğrudan etkilediğinin altı çizildi. Çocukların sağlık hakkının ailelerin sosyo-ekonomik durumuna ya da okul yönetimlerinin inisiyatifine bırakılamayacağının, devletin güvence altına almakla yükümlü olduğu temel bir insan hakkı olduğuna dikkat çekilen açıklamada, yeni ders yılı başlarken çocukların sağlık, eğitim, güvenlik, eşitlik ve ayrımcılığa uğramama haklarının güvence altına alınması amacıyla acil uyarılar ve talepler yer aldı.
“EĞİTİM TEMEL BİR HAKTIR”
Eğitimin çocuğun ekonomik koşullarına bağlı bir ayrıcalık değil, temel bir hak olduğunun belirtildiği, nitelikli, ücretsiz ve erişilebilir kamusal eğitim güçlendirilmeden eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasının mümkün olmadığının dile getirildiği açıklamada, piyasacı anlayışla özel eğitim kurumlarının giderek yaygınlaşmasının ve eğitime erişimin ailelerin ekonomik olanaklarına bırakılmasının, çocuklar arasındaki sosyo-ekonomik eşitsizlikleri derinleştirdiğine ve eğitimin kamusal niteliğini zayıflattığına vurgu yapıldı.
“ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ”
Çocukların ekonomik nedenlerle çalışmak zorunda bırakılmasının, eğitim, sağlık, gelişim ve korunma haklarını doğrudan tehdit ettiğinin altı çizildi, çocuk işçiliğinin önlenmesi için yoksulluk ve eşitsizliklerle mücadele edilmesinin, aileleri destekleyen sosyal politikaların güçlendirilmesi gerekliliğinin üzerinde duruldu. Çocukların ucuz işgücü olarak kullanılmasının önüne geçilmesinin ve MESEM uygulamalarına son verilmesi gerektiği belirtildi.
“ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ YAYGINLAŞTIRILMALI”
Okullarda sağlıklı beslenmenin ve ücretsiz ve güvenli içme suyun sağlanmasına, yetersiz ve dengesiz beslenmenin çocuklarda büyüme-gelişme geriliğine, dikkat dağınıklığına, öğrenme güçlüğüne, anemi gibi fiziksel ve zihinsel sorunlara yol açabileceğine dikkat çekildi. Pek çok çocuğun okula yeterli beslenemeden gittiği, kantinlerdeki yüksek fiyatlar ve sağlıksız, ultra işlenmiş gıdaların yaygınlığı nedeniyle sağlıklı gıdaya erişimde sorunlar yaşandığı yer aldı. Okullarda her çocuğa en az bir öğün ücretsiz, yeterli-dengeli ve doyurucu sıcak yemek sağlanmalısının, çocuk yoksulluğunun beslenme ve sağlık üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak okullarda ücretsiz okul yemeği uygulamasının yaygınlaştırılması gerekliliğine parmak basıldı.
“HİJYEN MALZEMELERİ SAĞLANMALI”
Sabun bulunmayan tuvaletlerin, yetersiz havalandırılan ve aşırı kalabalık sınıfların, pek çok salgın ve bulaşıcı hastalıkların yayılımı açısından ciddi riskler oluşturduğu; çocukların sağlıklı ve güvenli bir eğitim ortamına erişimin, okulun veya ailelerin ekonomik imkânlarına bağlı olamayacağı ifade edildi. Her okula yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli ve gerekli hijyen malzemeleri düzenli olarak sağlanması gerektiğinin altı çizildi.
“ÇOCUKLUK ÇAĞI AŞILARI YAPILMALI”
Kalabalık ve kapalı sınıf ortamlarının bulaşıcı hastalıkların yayılımı açısından yüksek risk oluşturduğunun, çocukluk çağı aşılarının, hem bireysel korunma hem de toplum sağlığının korunması (sürü bağışıklığı) açısından temel bir halk sağlığı uygulaması olduğuna yer verilen açıklamada, okul kayıt dönemleri, çocukların sağlık hakkını güçlendirecek bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğinin, o yüzden eksik aşıların tamamlanmasının sağlanması gerektiği belirtildi.
“DEVAMSIZLIĞIN NEDENLERİ ARAŞTIRILMALI”
Devamsızlık durumunun yalnızca akademik başarı açısından değil, çocuğun eğitim, sağlık, gelişim ve korunma hakları açısından da önemli bir risk göstergesi olduğuna yer verilen açıklamada, “Devamsızlığın nedenleri; ihmal, ekonomik güçlükler, sağlık sorunları, bakım yükleri, ulaşım sorunları, okul ortamındaki dışlanma ve zorbalık gibi farklı boyutlarıyla değerlendirilmelidir. Özellikle kız çocuklarının eğitime erişiminin önündeki ekonomik, toplumsal ve kültürel engellerle mücadele edilmeli, erken yaşta evlilik, bakım yükü ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık nedeniyle eğitimden kopmalarının önüne geçilmelidir.” denildi.
“REHBERLİK HİZMETİ GÜÇLENDİRİLMELİ”
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) hizmetlerinin güçlendirilmesinin, okul içi şiddet, dışlanma ve akran zorbalığına karşı pedagojik ve bilimsel temelli, erken müdahaleyi ve önlemeyi esas alan mekanizmaların oluşturulması gerektiği belirtildi.
Hiçbir çocuğun, sağlık durumu ya da gelişimsel özelliği nedeniyle eğitim hakkından veya okul yaşamına eşit katılım hakkından mahrum bırakılmayacağı vurgulandı, “Tip 1 diyabet, astım, epilepsi, besin alerjisi, yürüme bozukluğu gibi kronik fiziksel hastalığı olan, otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi nörogelişimsel farklılıkları ve özel gereksinimleri bulunan çocukların okul yaşamına eşit ve güvenli biçimde katılabilmeleri için gerekli erişilebilir fiziksel ortam ve eğitim materyalleri sağlanmalı, damgalanmanın önüne geçilmeli ve eğitime erişmeleri önündeki engeller kaldırılmalıdır.” denildi.