Geleceğin yabancı dili: Kodlama

Kodlama alanında birçok çalışma yapan Berker Özçelik ile geleceğin dili kodlamayı, kodlama eğitiminin önemini ve maker hareketini konuştuk

16 Ağustos 2018 - 16:33

Siyasetçiler, eğitimciler, gazeteciler… Bu aralar herkesin dilinde “kodlama”, “girişimcilik”, “makerlık” gibi kavramlar dolaşıyor. Dünyanın yeni yabancı dili olarak görülen kodlamayı bu alanda birçok gönüllü proje yapan Berker Özçelik ile konuştuk

“TÜRKİYE İÇİN SON FIRSAT OLABİLİR”

  • Kendinizden bahseder misiniz?

Elektrik Elektronik Mühendisliği, Etkileşim Tasarımı alanlarında eğitim aldım. Eğitimde teknoloji uygulamaları ve yalın girişimcilik alanlarında, çeşitli düşünce kuruluşu ve eğitim kurumlarında proje geliştiricisi ve yöneticisi olarak görev yaptım. Yaratıcı teknolojiler, yeni nesil öğrenme, sivil toplum kurumlarında teknoloji projeleri geliştirme üzerine çalışıyorum. Son iki yıldır, sivil toplum kurumlarında çocuklar için “teknoloji yoluyla özgüven geliştirme” hedefiyle atölyeler yürütüyorum. Çimenev Bilim ve Sanat Merkezi’nde teknoloji projeleri koordinatörü olarak sosyal yönden risk altındaki çocuklar için yeni nesil öğrenme becerileri ve dijital üretim için müfredat planları hazırlıyor ve yürütüyorum.

  • Kodlama ve kodlama eğitimi neden bu kadar önemli?

Teknolojinin hızla geliştiği ve giderek hayatımızda daha çok yer kapladığı yeni bir dünya oluşuyor. Teknolojik gelişmeler mesafeleri kısaltıyor ve her türlü iletişim ve üretimin hızını arttırıyor. Değişen bu dengelerin içerisinde güçlü olan değil, yeniye en hızlı uyum sağlayan kazanan olacaktır. Uyum sağlamak ise iletişimden geçiyor. Ayrıca bilgiye ulaşabildiğimiz kaynaklar giderek artıyor. İnternet bir kaynak havuzu haline geliyor. Bu havuzun içerisinde boğulmadan doğru bilgiye ulaşmak ise teknoloji ve bilgi okuryazarlığından geçiyor. Dahası bu yeni sürekli değişen dünya, sizden sürekli üretmenizi daha önemlisi yeni şeyler üretmenizi ve bu değişime ayak uydurmanızı bekliyor. Bu yüzden inovasyon becerileri, geleceğin bireylerinin sahip olması gereken olmazsa olmaz bir yeteneği olacaktır.

Bu becerilerin başında kodlama becerisi geliyor, hatta bazı Avrupa ülkelerinde tartışmalar kodlamanın ikinci yabancı dil olması üzerine. Elbette ki bu yoğun ilgi, herkesin yazılımcı olması için değil, dünyanın dijitalleştiği, dijitalin dünyalaştığı yüzyılda, gelişmeleri takip etmek için gerekiyor. Şu anda tüm dünyada üretilen tüm yazılı kaynakların yüzde 95 oranında İngilizce olduğunu biliyor ve tam da bu sebeple iletişim kurmak için İngilizce öğreniyorsak, akıllı telefonlardan, akıllı şehirlere kadar hayatımıza dâhil olan sistemleri en azından anlamak için dijital becerilere sahip olmamız gerekiyor.

“KURSLARA YÜKSEK ÜCRETLERE GEREK YOK”

  • Kodlama eğitimi alma imkânı olmayan fakat öğrenmek isteyen insanlar ne yapabilirler?

Bilgi artık meta haline geldi. Artık hocalarımızın o harika ders notlarının kilitli dolaplarda saklandığı dönemleri geçtiğimizi düşünüyorum. Bugün Harvard, MIT, Berkeley gibi dünyanın en iyi üniversiteleri tüm derslerini online platforma taşıdı. Coursera, Edx, Udacity gibi platformlarda ücretsiz eğitim alabiliyorsunuz, üstelik programı bitirirseniz dünyanın en iyi üniversitelerinden sertifika alıyorsunuz. Bu yabancı kaynakların yanında Udemy platformunda, kodlama yanında dijitale dair her alanda yüzlerce ücretsiz ya da çok düşük ücretli Türkçe içerik var. Bilişim kurslarına yüksek ücretler vermenize kesinlikle gerek kalmadı.

  • Üniversite tercih zamanının geldiği bu günlerde kodlamaya meraklı gençlere hangi bölümleri öneriyorsunuz?

Kodlama, bilişim tabanlı bir disiplin. Bu konuda akıllara ilk gelen Bilgisayar Mühendisliği ve Yazılım Mühendisliği oluyor. Planlarında yurtdışı olan gençlere önerim, yazılım mühendisliği yerine bilgisayar mühendisliği eğitimi almaları olacak. Avrupa ve ABD üniversitelerine baktığımızda yoğunlukla Yazılım Mühendisliği lisans yerine yüksek lisansta veriliyor. Yazılım mühendisliği daha çok, bir bilişim projesini modelleme üzerine. Yani temel disiplin olarak Bilgisayar Mühendisliği öncelikli olarak bitirilmeli. Aynı zamanda tüm gençlere önerim, kodlamaya meraklı olun ya da olmayın önümüzdeki 15 yılda hukukçuların, psikologların, sağlıkçıların dahi dahil olacağı veri dönemine giriyoruz. Aday kadar mezunun çok olduğu ülkemizde, ayırt eden bu beceriler üzerine yoğunlaşmak, farklılaşmak gerekiyor.

“SEKSEN GRAMIN ZAFERİ…”

  • Kodlama, girişimcilik gibi kavramlarının konuşulduğu bir seçim süreci geçirdik. Siyasetçilerin gerçekten bu konunun önemini kavradığını düşünüyor musunuz? Türkiye bu konuda yeterli adımları attı mı?

Basit bir örnekle, Kenya’dan Kanada’ya devletler, yapay zekânın kullanımını ve gelişimini teşvik etmek için ulusal stratejilerini yayımladılar. Siyasi kıyas ve polemik haline dahi getirilmeyecek kadar ciddi uzlaşılması gereken konular. Dijital dönüşümün dışında kalanların ekonomik olarak yok olacağı, oyun dışı kalacağı herkesin gördüğü bir gelecek artık. Yine basit bir örnekle, 2 bin ton yaş çay karşılığında sadece bir son model seksen gram olan akıllı telefon alabiliyoruz.  İki tona karşılık seksen gramın zaferini toplumsal olarak görmeli, anlamalı, acilen aksiyon almalıyız.

  • Maker hareketi ile ilgili çalışmalar da yapıyorsunuz. Nedir maker?

Maker, tüketmekten çok, üretmeye önem veren kişilerdir. Maker Hareketi, sanayi devriminden itibaren, statü edinme motivasyonuyla tüketim anlayışına karşı alternatif bir inisiyatif. Özellikle sanat ve teknolojinin kesiştiği noktalarda üretim yapanlara verilen bir isim aslında… Neden şimdi ortaya çıktı? Teknolojik üretim araçlarına ulaşımımız artık daha ekonomik. 90’larda ortaya çıkan pahalı elektronik çiplerin, artık çocukların elinde bir robota dönüştüğünü görebiliyorsunuz. 3 boyutlu yazıcılarla organ yapımına tanık oluyoruz. İşte maker hareketi tüm bu gelişmeleri doğrudan halka taşır, yaratıcı teknolojinin gündem olmasını ve kulaktan kulağa duyulması için uğraşır.

“TEKNOLOJİ ÖZGÜRLÜĞE AYRILAN VAKİTTİR”

  • Çalışmalar yaptığınız gönüllü projelerden bahseder misiniz?

Sivil toplumdaki teknoloji projeleri bir hikâye ile başladı. Gönüllü olarak katıldığım bir köy okulu projesinde ilk defa bir teknoloji atölyesi yapmak istemiştim. İmkânlar dar, ilgiyse çok yoğundu. Teknolojinin belli bir ekonomik gruba ait olmadığı, olamayacağı düşüncesiyle, sosyal risk altındaki çocukların sosyal ve akademik destek aldığı, Çimenev Bilim ve Sanat Merkezi’nde Türkiye’de sivil toplum kuruluşları arasında ilk olan teknoloji üretim laboratuvarını kurduk. Teknoloji yoluyla çocuklara nasıl özgüven kazandırılır üzerine modüller hazırladık, atölyeler yaptık.  Sonunda karşımıza, 3 Boyutlu yazıcıyı kullanan, robot yarışmalarına hazırlanan, becerilerini sürekli geliştirme peşinde olan, meraklı, hata yapma özgürlüğü olan çocuklar çıktı. Bana göre, teknoloji özgürlüğe ayrılan vakittir. Sivil toplumun bunu fark etmeye ve faydalanmaya bu zamanlarda hiç olmadığı kadar ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. 


ARŞİV