LGS’de yeni dönem tartışması

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in LGS’de değişiklik sinyali vermesinin ardından Eğitim Sen MYK Üyesi Evrim Gülez, yeni modelin belirsizlikler taşıdığını söyledi. Gülez, okul başarısı ve farklı değerlendirme kriterlerinin sisteme dahil edilmesinin fırsat eşitliğini zedeleyebileceği uyarısında bulundu

12 Mart 2026 - 14:30

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, geçtiğimiz günlerde LGS sisteminde değişikliğe gidileceğini açıkladı. Tekin; İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Erkek Lisesi ve Kadıköy Anadolu Lisesi gibi köklü liselerin de aralarında bulunduğu okullara öğrenci yerleştirme sürecinde yeni değerlendirme sistemlerinin gündeme gelebileceğini duyurdu.

Bakanlığın planladığı değişiklikler eğitim çevrelerinde tartışılmaya devam ederken, Eğitim Sen MYK Üyesi Evrim Gülez gazetemize değerlendirmelerde bulundu. Gülez, Bakanlık tarafından gündeme getirilen yeni modelin ayrıntılarının kamuoyuna net biçimde açıklanmadığını belirterek sistemin belirsizlikler içerdiğini söyledi. Gülez’e göre asıl sorun sınavın teknik yapısından çok, eğitim sisteminde giderek derinleşen eşitsizlikler.  Yapılması planlanan düzenlemelerin öğrencilerin nitelikli eğitime erişimi, fırsat eşitliği ve barınma hakkı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret eden Gülez, eğitim politikalarının bilimsel, şeffaf ve katılımcı bir anlayışla şekillendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“ÖĞRENCİ VE VELİLERDE GÜVENSİZLİK YARATIYOR”

LGS’de yapılması planlanan değişiklikler hakkında bilgi veren Gülez, “Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından yapılan açıklamalara göre LGS’de özellikle yerleştirme modeline ilişkin önemli değişiklikler planlanmaktadır. Merkezi sınav puanının ağırlığının yeniden düzenlenmesi, okul başarısının sisteme daha fazla dahil edilmesi ve bazı liseler için farklı değerlendirme kriterlerinin devreye alınması gündemdedir. Ayrıca yerel yerleştirme ile merkezi yerleştirme arasındaki dengenin yeniden tanımlanacağı ifade edilmektedir. Ancak kamuoyuna açıklanan çerçeve son derece genel ve belirsizdir. Eğitim sistemi uzun vadeli planlama gerektirirken, her birkaç yılda bir yapılan köklü değişiklikler öğrencilerde ve velilerde güvensizlik yaratmaktadır. Asıl sorun sınavın teknik yapısından çok, okullar arasındaki nitelik farklarının derinleşmiş olmasıdır. Bu eşitsizlikler giderilmeden yapılan her sistem değişikliği, yalnızca biçimsel bir düzenleme olarak kalacaktır.” dedi.

Yeni sistemle birlikte ikili puan sistemine geçileceğini belirten Gülez, “İkili puan olarak ifade edilen model, öğrencinin yalnızca merkezi sınav puanı üzerinden değil; aynı zamanda okul başarı puanı ya da farklı kriterler üzerinden ikinci bir değerlendirmeye tabi tutulmasını içermektedir. Bu uygulamanın tüm liseler için geçerli olup olmayacağı net değildir; özellikle sınavla öğrenci alan belirli okullar için farklı katsayıların gündeme gelmesi söz konusudur. Türkiye’de okullar arasındaki fiziki imkân, öğretmen sayısı ve sosyo-ekonomik çevre farklılıkları düşünüldüğünde, çoklu puan sistemi eşitsizliği azaltmak yerine büyütebilir. Aynı koşullarda eğitim almayan öğrencilerin başarılarının aynı çerçevede karşılaştırılması zaten sorunluyken, okul temelli farklı katsayılar dezavantajlı bölgelerdeki öğrencileri daha da geriye itebilir.” ifadelerini kullandı.

“KÖKLÜ OKULLARA ERİŞİM ZORLAŞACAK”

Yeni sistemle birlikte köklü okullara erişimin daha zorlaşacağının altını çizen Gülez, “Uzun yıllardır yüksek puanla öğrenci alan ve kamuoyunda köklü okul olarak bilinen liseler, yeni modelle birlikte daha sınırlı bir öğrenci grubuna hitap eden ve erişimi zorlaşan kurumlara dönüşme riski taşımaktadır. Eğer bu okullar için farklı puan türleri ya da özel yerleştirme kriterleri uygulanırsa, eğitim sistemi içindeki hiyerarşik yapı daha da belirginleşebilir. Bu durum, öğrencilerin nitelikli eğitime erişimini yaşadıkları bölgeye ve sosyo-ekonomik koşullarına bağlı hale getirebilir.” şeklinde konuştu.

“SENDİKALARIN GÖRÜŞÜ ALINMIYOR”

Evrim Gülez, sınav sistemlerinin sık sık değiştirilmesinin eğitimdeki yapısal sorunları çözmediğini belirterek sorunun sınavın adı ya da puan türü olmadığını, eğitim sistemindeki eşitsizlikler olduğunu söyledi.

Bölgesel farklılıklar, sosyo-ekonomik uçurumlar ve okullar arasındaki nitelik farkları giderilmeden yapılan her değişikliğin yeni belirsizlikler yaratacağını ifade eden Gülez, düzenlemelerin hazırlanma sürecinde eğitim sendikalarının, öğretmenlerin ve akademisyenlerin görüşlerine başvurulmamasını da eleştirdi.

Gülez, eğitim politikalarının katılımcı, bilimsel ve şeffaf biçimde belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak gerçek iyileşmenin sınav sisteminin adını değiştirmekle değil, tüm okulların eşit donanıma kavuşturulması, öğretmen açığının giderilmesi, barınma hakkının güvence altına alınması ve eğitimin laik ve bilimsel temellerinin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını söyledi.


ARŞİV