3.5 milyon bekar annenin mücadelesi

Türkiye’de toplam nüfusun yüzde 4’ünü oluşturan bekar anneler, Anneler Günü’nü hangi sorun ve umutlarla karşılıyor? Bekar Anneler Derneği Başkanı Serap Yelkenci ile hem kendi yaşam deneyiminden doğan bu girişimin hikâyesini hem de tek ebeveyn annelerin durumunu konuştuk.

08 Mayıs 2026 - 14:31

Gazetemizde daha önce Türkiye’de yaşayan bekar anneleri konu alan bir haber yapmıştık; Hem işe giderek evi geçindirmek hem de çocuğuna bakmak olmak üzere çifte sorumluluk altında kalan bekar annelerin yaşadığı çifte yoksulluk, madden ve manen yaşadığı çifte yoksulluk üzerine tez yazan Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay ile söylemiştik.

Bu kez, Anneler Günü vesilesiyle bu konuyu tekrar gündeme getiriyoruz. Bu röportajımızın odağında ise 2024 yılında kurulan Bekar Anneler Derneği var.

Türkiye’de sayıları 3,5 milyonu bulan bekar anneler ve onların büyüttüğü yaklaşık 7 milyon çocuk, sosyal ve ekonomik hayatın en büyük, ancak çoğu zaman görünmeyen topluluklarından birini oluşturuyor. Bekar Anneler Derneği de bu topluluğun görünürlüğünü artırmak ve ekonomik hayata katılımını desteklemek için çalışmalar yürütüyor. Boşanmış, eşi vefat etmiş ya da evlilik birliği olmaksızın çocuk sahibi olan ve çocuğunun bakım sorumluluğunu fiilen üstlenen tek ebeveyn kadınlara odaklanan dernek; bu kadınların sosyal, ekonomik ve psikolojik açıdan güçlenmesini desteklemeyi amaçlıyor. Dernek başkanı Serap Yelkenci derneği ve bekar anneliği anlattı. 

Önce sizi tanıyalım, okurlara tanıtalım. Siz de bekar bir anne olmalısınız.

Felsefe mezunuyum; uzun yıllardır teknoloji ve iş dünyasında insan deneyimi ile karar süreçleri üzerine çalışıyorum. Ama beni bugün buraya getiren şey, profesyonel kimliğimden çok hayat deneyimim. İkiz çocuk annesiyim ve aynı zamanda bekar bir anneyim. Hayatın bir döneminde anneliği, geçim sorumluluğunu ve kendi ayakta kalma mücadelesini aynı anda taşımak zorunda kaldım. Bugün yaptığım işlerin merkezinde şu var: İnsanların hayatla kurduğu ilişkiyi dönüştürmek... Bekar Anneler Derneği de bu yolculuğun en gerçek, en sahici alanı.

3 yıl önce derneği kurarken kendi sorun ve ihtiyaçlarınızdan mı yola çıktınız?

Evet, bu dernek çok net biçimde kendi yaşadığım deneyimden doğdu. Boşandıktan sonra bir dönem işsiz kaldım. Gelirim yoktu, çocuklarım vardı… Sistemin bu gerçekliğe göre kurulmadığını çok sert biçimde yaşadım. En zor olan şey yalnızca ekonomik boyut değildi. En zor olan şey, her şeyi tek başına düşünmek zorunda olmaktı. Bir karar alırken, bir kriz yaşandığında, çocuğun hastalandığında arkada bir sistem yok. Bu yüzden dernek bir "fikir" olarak doğmadı; bir ihtiyaçtan doğdu. Başta kendi ihtiyacım sandığım şeyin aslında binlerce kadının ortak gerçeği olduğunu ise çok hızlı fark ettim.

3 YILDA FARKINDALIKTAN EKONOMİK GÜÇLENMEYE…

Dernek nispeten genç bir yapı ama yola çıkış için ana hedefiniz neydi, şimdi ne aşamadasınız?

Başlangıçtaki hedefimiz çok basitti: Bekar annelerin yalnız olmadığını göstermek. Ama bugün geldiğimiz noktada bu hedef büyüdü. Artık yalnızca bir topluluk değiliz; bir sistem kurmaya çalışıyoruz. Topluluk ve dayanışma, psikolojik güçlenme ve ekonomik güçlenme olmak üzere üç alanda ilerliyoruz. Şu an için en kritik eşikte duruyoruz: dayanışmadan sisteme geçiş. Yani artık sadece destek vermek değil, bekar annelerin hayatını kolaylaştıran yapıları inşa etmek.

Çalışmalarımızı üç üç aşamalı bir gelişim modeli üzerine inşa ettik. İlk yıl “Bekar Anneler Vardır” temasıyla bekar annelerin toplumda görünürlüğünü artırmaya yönelik farkındalık çalışmaları yaptı. Takip eden sene “Potansiyelini Ortaya Çıkar” temasıyla psikolojik destek, kişisel gelişim programları ve topluluk çalışmaları yürüttük. İçinde bulunduğumuz üçüncü yılda ise çalışmalarımızı artık ekonomik güçlenme odağına taşıyoruz.

Sayısal verileri alalım; kaç üye, hangi illerden?

Resmi üyelik yapımız 100’ün altında. Ancak aktif topluluk olarak 5 binin üzerinde bekar anneye ulaşıyoruz. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye'nin pek çok ilinden üyemiz var. Dijital yapı sayesinde coğrafya bizim için bir sınır değil. Bizim için önemli olan rakam değil, etki alanı.

“İLK İHTİYAÇ ANLAŞILMAK”

Bir bekar anne size başvurduğunda en çok neye ihtiyacı oluyor?

Bu sorunun tek bir yanıtı yok; ama en sık gördüğümüz ilk ihtiyaç, anlaşılmak… Birçok kadın bize geldiğinde çözümden önce şunu söylüyor: “Beni anlayan kimse yok.” Sonra iş bulma, gelir yaratma, çocukla hayatı organize etme, psikolojik destek gibi somut ihtiyaçlar geliyor. Ama kapıyı açan şey hep  “Yalnız değilim” hissi.

Türkiye'de bekar annelerin en önemli üç sorunu ne?

Psikolojik, sosyal ve ekonomik sorunlar… Psikolojik boyutta sürekli güçlü kalma zorunluluğu ve tükenmişlik; sosyal boyutta destek sistemlerinin yokluğu; ekonomik boyutta ise tek gelirle çift sorumluluk taşımak. Kritik nokta ise bu üçü birbirini besleyen bir döngü oluşturuyor.

Ve bunların çözülmesi için atılması gereken üç acil adım ne, devlet ve toplum nezdinde?

Bu konuda çok netiz. İlki; kreş ve bakım desteğini içeren kamusal bakım sistemleri kurulmalı. Çalışmanın önündeki en büyük engel bu. İkincisi; esnek ve kapsayıcı çalışma modelleri olmalı. Bekar anneler için standart mesai gerçekçi değil. Üçüncüsü de hedeflenmiş ekonomik destekler verilmeli. Bekar anneler ayrı bir sosyal kategori olarak ele alınmalı; çünkü mevcut sistem "genel kadın" üzerinden kuruluyor, oysa ihtiyaçlar çok daha özgül.

Derneğinizin bu seneki temasına odaklanalım. Malum ekonomik krizin en çok vurduğu kırılgan grupların başında geliyor bekar anneler ki siz de “Finansmom” / Bekar Anneler Finansal Güçlenme Modeli adlı bir proje yürütüyorsunuz.

Bekar annelerin ekonomik olarak güçlenmesi için tasarladığımız ana program. Ama bunu bir eğitim projesi olarak tanımlamıyoruz, bu bir hayat kurma modeli. İstihdam desteği, meslek kazandırma, finansal okuryazarlık ve girişimcilik bileşenlerinden oluşuyor. Asıl hedef, kadınların yalnızca para kazanması değil; hayatını sürdürebileceği sağlam bir ekonomik yapı kurmak. 

Ne kadar çok kadın iş hayatına katılırsa o kadar iyi, değil mi?

Evet, bekar annelerin ekonomik olarak güçlenmesi yalnızca bireysel bir mesele değil, toplumsal kalkınma meselesi. Kurumların insan kaynakları politikalarında bekar anneleri kapsayan destek mekanizmaları oluşturması hem çalışan bağlılığını artırır hem de güçlü bir sosyal etki yaratır. Vizyoner kurumları Finansmom modeli etrafında birlikte çalışmaya davet ediyoruz. 

Finansmom modelini ulusal ve uluslararası sosyal etki fonlarıyla büyütmeyi hedefliyoruz. Bu kapsamda Turkish Philanthropy Funds (TPF) tarafından yürütülen “Single Mothers Fund” kapsamında sahadaki uygulayıcı partnerlerden biriyiz. Bu iş birliği çerçevesinde bekar annelerin ekonomik güçlenmesini destekleyen mesleki eğitim, mentorluk ve istihdam programlarını içeren pilot uygulamalar hayata geçireceğiz. 

 “KREŞ YOKSA İSTİHDAM DA YOK”

Kreş hizmetine erişim, bekar anneler için sadece ekonomik bir yük değil, aynı zamanda bir kariyer bariyeri. Dernek olarak bu konuda  somut beklentileriniz ve çalışmalarınız neler?

Kreş meselesi aslında bir kadın meselesi değil, bir ekonomi meselesi. Bir kadın çocuğunu bırakacak yer bulamadığı için çalışamıyorsa, bu bireysel değil sistemsel bir kayıp. Beklentimiz net: yaygın ve erişilebilir kamusal kreşler, işveren destekli bakım modelleri ve yerel yönetimlerin aktif rol üstlenmesi. Kreş yoksa istihdam da yok.

Anneler Günü genellikle “ideal anne” imgesi üzerinden kutlanır. Bekar anneler bu anlatının neresinde duruyor?

Açık konuşmak gerekirse, çoğu zaman dışında kalıyorlar. Anneler Günü anlatısı hâlâ "ideal aile" üzerinden kuruluyor; oysa gerçek hayat öyle değil. Bekar anneler hem anne, hem baba, hem de kendi başlarına bir sistem olmak zorunda kalan kadınlar. Bu gerçeklik kutlamaların içinde yeterince yer bulmuyor.

 Anneler Günü’nde bekar annelere "çiçek" değil de "hak" verilmesi gerekseydi, bu listenin ilk üç maddesi ne olurdu?

Erişilebilir ve ücretsiz kreş hakkı, esnek ve güvenceli çalışma hakkı, hedeflenmiş ekonomik destekler. Çünkü çiçek bir gün yaşar; haklar bir hayat değiştirir.

Röportajı, yerelleştirerek bitirelim. Kadıköylüsünüz ki burası tek ebeveyn kadınların yoğun olduğu bir ilçe.

Kadıköy benim için çok özel bir yer. Burada doğdum, 38 yıldır burada yaşıyorum. Kadıköy'de bekar annelerin görünürlüğü daha yüksek; ama bu, sorunların daha az olduğu anlamına gelmiyor. Kadınlar daha bağımsız, ancak yük hâlâ aynı. Bu yüzden Kadıköy, Türkiye'nin küçük bir prototipi gibi: Görünürlük artıyor, ama sistem hâlâ geriden geliyor.”

 

 


ARŞİV