Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. 11 ili etkileyen bu depremlerde resmi verilere göre en az 53 bin 737 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı; binlerce yurttaş yaşadıkları kentlerden göç etmek zorunda kaldı. Depremlerin üçüncü yılında, Adalet Peşinde Aileleri Platformu tarafından düzenlenen anma etkinliğinde, yaşamını yitirenler Kadıköy İskele Meydanı’nda anıldı. Anma etkinliğinde, deprem davalarında yaşanan hukuki sorunlara ve yargı süreçlerindeki gecikmelere dikkat çekildi.

“MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”
Platform Sözcüsü Döne Kaya, aradan geçen üç yıla rağmen adaletin sağlanmadığını ifade ederek, “Bu yargılama sistemi bizi umutsuzluğa sürüklüyor ama yılmıyoruz; mücadeleye devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki mücadelenin kendisi adalet olacak.” dedi. Kaya, resmi rakamlara göre on binlerce insanın hayatını kaybettiğini hatırlatarak, bu kayıpların hesabı sorulmadan gerçek bir anma yapılamayacağını ifade etti.
Deprem bölgesinde acının hâlâ ilk günkü gibi yaşandığını söyleyen Kaya, şöyle devam etti: “Bu deprem kader değildi. Öngörülmemiş hiç değildi. Bu deprem öngörülmüşken bile isteye önlem almayan kurumlar sonucunda gerçekleşti. Neden diyorum? Çünkü AFAD, bölgenin valilikleri, bakanlıklar bu depremin olacağını 2020-2021 yılları arasında uzman kişilerle hazırladıkları raporlarda belirtmişlerdi. Bu bölge içinde hatta en kötü senaryoda 7,5 şiddetinde deprem beklendiğini söyleyen insanlar var. Biz 7,2 şiddetinde depremler yaşadık. Demek ki öngörülmüş bu deprem ancak önlem alınmamış. Çünkü sadece kendi hazırladıkları raporlarda değil, alanında uzman olanların da söyledikleri ‘bu deprem beklenilen bir depremdi’. Bu yüzden bunlar kader değil. Asrın felaketi hiç değil.”
Kaya, Hatay, Adıyaman, Maraş başta olmak üzere 11 ilin tamamındaki davaları yakından takip etmeye çalıştıklarını, ailelerle birlikte yerel mahkemelerde mücadele ettiklerini ancak duruşma salonlarında zaman zaman sanık muamelesi gördüklerini dile getirdi.

“GEREKLİ TEDBİRLER ALINMADI”
Platformun avukatlarından Seher Eriş ise deprem davalarında ciddi hukuki sorunlar yaşandığını belirterek, yaşanan ölümlerin öngörülebilir risklerin göz ardı edilmesinin sonucu olduğunu vurguladı. Eriş, “Bu depremler öngörülebilirdi, riskler biliniyordu. Buna rağmen gerekli tedbirler alınmadığı için binlerce insan hayatını kaybetti. Bu nedenle sorumluların yargı önüne çıkması gerekiyor.” dedi. Eriş, sorumluluğun yalnızca müteahhitlerle sınırlı olmadığını; yapıları tasarlayanlardan denetleyenlere, ruhsatları onaylayan kamu görevlilerinden imar kararlarını veren idarecilere kadar geniş bir zinciri kapsadığını ifade etti.
İmar barışı uygulamalarına da dikkat çeken Eriş, “Bu düzenlemenin kendisi bile bir suç silsilesini tarif ediyor.” dedi. “Üç senedir geciken yargılama, geciken adalet, adalet değildir.” diyen Eriş, valiliklerin soruşturma izni vermemesi nedeniyle pek çok dosyanın hâlâ yargılama aşamasına geçemediğini, üç yıl geçmesine rağmen kamu görevlilerinin yargılanmasının dahi başlayamadığını dile getirdi ve bu davaların taksir değil olası kast üzerinden yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“BU KÖTÜLÜĞE MAHKUM EDİLMEYECEĞİZ”
Adalet Peşinde Aileleri Platformu adına konuşan Eren Can da şunları dile getirdi: “Bugün burada, kelimelerin yetmediği bir acının içindeyiz. Yan yana olmak, birbirimizin yasına omuz vermek, bu acıyı tek başımıza taşımadığımızı hatırlatıyor. Kederimiz dinmiyor. Ama bu keder, paylaşıldıkça çoğalan sessiz bir güce dönüşüyor. Bizi ayakta tutan, birbirimize yaslanabildiğimiz bir dayanışmaya. Bugün bıraktığımız karanfillerle sonsuzluğa uğurladığımız sevdiklerimizi nefes aldığımız her an, attığımız her adımda hasretle hatırlayacağız. 6 Şubat'tan bu yana tek bir gece bile geçmedi ki sevdiklerimizin yaşadığı korkuyu, o bitmeyen bekleyişi düşünmeden uyuyabilelim. Nasıl unutabilelim? Yaptıklarınızı, konuştuklarınızı kim unutabilir? Hangi karanlık unutturabilir? Olmuşları, olanları kim unutturabilir? Korku unutturabilir mi? Yaşam mı, zulüm mü yoksa ölüm mü unutturacak? Hayır, hiçbir karanlık unutturamaz sizi. Biz, her gece üzerlerine yıkılan duvarların altında kalan canlarımızın ağırlığıyla yeniden ezilirken; katillerin utanmadan nasıl huzurla yaşayabildiğini düşünmek zorunda bırakıldık. Biz bu adaletsizliğin utancıyla yaşarken, utanması gerekenler adaletsizliğin konforunda yaşamaya devam etti. Bu suça ‘kader’denildi. Görmezden gelindi. Bizler, kader denilerek dayatılan bu kötülüğe mahkûm edilmeyeceğiz. Biliyoruz ki gelecek, susanların değil; yasını unutmadan direnenlerin, acıdan adalet çıkaran biz ailelerin ellerinde şekillenecektir. Vazgeçmek yok, unutmak affetmek yok, helalleşmek yok.”