Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Ancak on binlerce can kaybına yol açan, milyonlarca insanın yaşamını altüst eden felaketin izleri hâlâ silinmedi. Barınmadan ekonomiye, hukuki süreçlerden toplumsal yaralara kadar pek çok başlık, deprem bölgesinde hâlâ çözüm bekliyor.
6 Şubat 2023 sabahı saat 04.17’de meydana gelen 7,7 büyüklüğündeki deprem, aynı gün saat 13.24’te yaşanan 7,6 büyüklüğündeki ikinci depremle birlikte başta Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Malatya, Gaziantep ve Diyarbakır olmak üzere 11 ili etkiledi.
Resmî verilere göre depremlerde 53 bin 537 kişi yaşamını yitirdi, 107 binden fazla kişi yaralandı. 300 bini aşkın bina yıkıldı ya da ağır hasar aldı. Yaklaşık 14 milyon kişi doğrudan ya da dolaylı olarak afetten etkilendi. Depremler, Türkiye tarihinin en büyük afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti.

ÇADIRDAN KONTEYNERE
Depremin hemen ardından milyonlarca insan için acil barınma ihtiyacı doğdu. İlk haftalarda yüz binlerce kişi çadırlarda yaşamak zorunda kaldı. 2023’ün ilerleyen aylarında çadırların yerini konteyner kentler aldı. AFAD verilerine göre deprem bölgesinde 160’tan fazla konteyner kent kuruldu.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, bölgede yaklaşık 650 bin konutun inşa edileceğini açıklamıştı. Ancak aradan geçen sürede bu hedefin yalnızca bir bölümü hayata geçirilebildi.
2025 sonu itibarıyla yaklaşık 455 bin konutun tamamlanarak hak sahiplerine teslim edildiği duyuruldu. Buna karşın yüz binlerce depremzede hâlâ kalıcı konut bekliyor.
Şehir plancıları ve meslek odaları ise inşa sürecinin hız odaklı yürütüldüğünü, zemin etütleri, planlama ve yapı güvenliği konularında ciddi soru işaretleri bulunduğunu vurguluyor.

KADINLAR VE ÇOCUKLAR
Deprem sonrası süreçten en ağır etkilenen grupların başında kadınlar ve çocuklar geliyor. Eğitimden kopan çocuk sayısının hâlâ net olarak tespit edilemediği, özellikle konteyner kentlerde okul terk oranlarının yükseldiği belirtiliyor.
Kadınlar ise artan bakım yükü, işsizlik ve güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya kaldı. Konteyner kentlerde güvenlik, sağlık ve hijyen koşullarının yetersizliği, kadınların günlük yaşamını doğrudan etkileyen temel sorunlar arasında yer aldı.
KAYIPLAR BULUNAMADI
Depremlerin ardından kayıp sayılarıyla ilgili belirsizlik uzun süre kamuoyunda tartışıldı.
İçişleri Bakanlığı, depremden üç ay sonra 86’sı çocuk olmak üzere 297 kişi için kayıp başvurusu yapıldığını açıklamıştı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Kasım 2024 itibarıyla 75 depremzedenin kayıp olduğunu, bunların 30’unun çocuk olduğunu söyledi. CHP Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara ise ellerinde 140 kişilik bir liste bulunduğunu, bu kişilerin 38’inin çocuk olduğunu ifade etti.
Adıyaman Barosu Başkan Yardımcısı Av. Ömer Faruk Şan da depremin üçüncü yılında kentte 3’ü çocuk olmak üzere hâlâ cenazesine ulaşılamayan 8 kişi bulunduğunu açıkladı.
İŞSİZLİK, YOKSULLUK VE BORÇ SARMALI
6 Şubat depremleri yalnızca büyük bir can kaybına ve fiziksel yıkıma yol açmadı; depremden etkilenen 11 ilde ekonomik yaşamı da neredeyse durma noktasına getirdi.
Deprem sonrası oluşan hasarın parasal boyutu da dikkat çekici:
• Sanayi: 155 milyar TL
• Sağlık: 80,9 milyar TL
• Tarım ve hayvancılık: 24,2 milyar TL
• Demiryolları: 17,4 milyar TL
• Su ve kanalizasyon altyapısı: 15,1 milyar TL
• Karayolları: 12,2 milyar TL
• Üniversiteler: 9,8 milyar TL
• Havalimanları: 3,3 milyar TL
Deprem öncesinde bölgede yaklaşık 4,5 milyon kayıtlı çalışan bulunuyordu. 700 bin ila 1 milyon kişi işini kaybetti ya da çalışamaz hâle geldi. 250 binin üzerinde işyeri ya tamamen yıkıldı ya da uzun süre faaliyete geçemedi. Özellikle Hatay, Adıyaman ve Kahramanmaraş’ta küçük esnafın yüzde 60–70’i kepenk kapattı ya da konteyner dükkânlarda sınırlı koşullarda ayakta kalmaya çalıştı.
Tarım ve hayvancılıkta bazı ürünlerde üretim kaybı yüzde 40’a kadar ulaştı. Mevsimlik tarım işçileri ve gündelik çalışanlar açısından gelir kaybı kalıcı bir yoksullaşmaya dönüştü.
Deprem illerinde kiralar, deprem öncesine göre iki ila üç kat arttı. Artan yaşam maliyetleri karşısında depremzedelerin önemli bir bölümü kredi kartı ve tüketici kredilerine yöneldi. İlk 18 ayda bireysel borçluluk oranlarının yüzde 70’in üzerinde arttığı ifade ediliyor. Devlet tarafından açıklanan nakdi yardımlar, kredi ertelemeleri ve istihdam destekleri ise sahadaki tabloya göre sınırlı ve geçici kaldı.
HUKUKİ SÜREÇ
Depremlerin ardından en çok tartışılan başlıklardan biri de yıkılan binalara ilişkin hukuki sorumluluk oldu.
Adalet Bakanlığı verilerine göre depremlerle bağlantılı olarak 1.500 iddianame düzenlenerek kamu davası açıldı. Şu ana kadar 70’ten fazla dava sonuçlandı, 100’ü aşkın sanık hakkında hapis cezası verildi. Ancak iyi hâl indirimleri, beraat ve ertelenen cezalar, kamuoyunda tepkilere yol açtı.
2025 itibarıyla 1.200’ün üzerinde davada yaklaşık 1.800–1.900 sanık yargılanıyor. Sanıklar arasında müteahhitler, yapı denetim firması yetkilileri, mühendisler ve fenni mesuller yer alıyor.
Fotoğraflar: Erhan Demirtaş