TÜİK verilerine göre tüketici fiyat endeksi temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,78, geçen yılın aynı ayına göre ise yüzde 31,75 arttı. Yılbaşından bu yana enflasyon yüzde 19,86 olurken, on iki aylık ortalamalara göre artış yüzde 31,90 olarak gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyon yüzde 37,53, konut grubunda yüzde 40,32, ulaştırmada ise yüzde 30,83 olarak kaydedildi. Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise temmuz ayı enflasyonunu aylık yüzde 3,07, yıllık ise yüzde 50,49 olarak hesapladı. Böylece ENAG'ın açıkladığı yıllık enflasyon ile TÜİK'in yüzde 31,75 olarak duyurduğu resmi enflasyon verisi arasındaki fark devam etti.

KİRA ARTIŞ ORANI BELLİ OLDU
TÜİK'in açıkladığı on iki aylık ortalama enflasyon verisiyle birlikte ağustos ayında konut ve iş yeri kiralarında uygulanabilecek azami zam oranı yüzde 31,90 olarak belirlendi. Böylece kira sözleşmesini bu ay yenileyecek kiracı ve iş yeri sahipleri için uygulanabilecek en yüksek artış oranı da netleşti. Geçen ay kira artış tavanı yüzde 32,03 olarak uygulanmıştı.
AÇLIK SINIRI 36 BİN 940 LİRA
TÜRK-İŞ'in temmuz ayı araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 36 bin 940 TL'ye yükseldi. Gıda ile birlikte barınma, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçları kapsayan yoksulluk sınırı 120 bin 325 TL, bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 47 bin 758 TL olarak hesaplandı. Araştırmaya göre mutfak enflasyonu temmuz ayında aylık yüzde 3,30, son 12 ayda yüzde 39,85, yıllık ortalamada ise yüzde 40,60 olarak gerçekleşti.

6 AYDA 5 BİN 576 LİRA KAYIP
DİSK Araştırma Merkezi'nin (DİSK-AR) yayımladığı temmuz ayı enflasyon bülteninde, yüksek enflasyonun özellikle ücretliler ve dar gelirli kesimler üzerindeki etkisine dikkat çekildi. Araştırmaya göre, yıl başında belirlenen asgari ücret, temmuz ayı itibarıyla enflasyon karşısında 5 bin 576 lira değer kaybetti. Raporda, yıllık enflasyon oranındaki gerilemenin fiyatların düştüğü anlamına gelmediği, fiyat artışlarının sürmeye devam ettiği vurgulandı.
Araştırmada ayrıca, 2005 yılına göre genel fiyatların 36,3 kat, gıda fiyatlarının ise 55,2 kat arttığına dikkat çekildi. Gıda fiyatlarının uzun yıllardır genel fiyat artışlarının üzerinde seyrettiği belirtilen raporda, gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki makasın giderek açıldığı ifade edildi. Araştırmada bu durumun gelirinin önemli bölümünü gıda harcamalarına ayırmak zorunda kalan düşük gelirli kesimlerin geçim sıkıntısını daha da artırdığı kaydetti.

ENFLASYONUN YÜKÜNÜ KİM SIRTLIYOR?
DİSK-AR, enflasyonun toplumun tüm kesimlerini aynı ölçüde etkilemediğini de belirtti. TÜİK'in gelir dağılımı ve hanehalkı tüketim harcamaları verilerine dayandırılan değerlendirmede, en düşük yüzde 20'lik gelir grubunun toplam gelirin yüzde 6,4'ünü aldığı, buna karşın bütçesinde gıdanın payının yüzde 29,2 olduğu ifade edildi. En yüksek yüzde 20'lik gelir grubunda ise toplam gelirden alınan payın yüzde 48'e çıktığı, gıdanın bütçe içindeki payının ise yüzde 12,4 seviyesinde kaldığı belirtildi. Raporda, bu tablonun yüksek enflasyonun dar gelirli kesimler tarafından çok daha ağır hissedilmesine neden olduğu vurgulandı.
KİRAYA HARCIYORLAR
Raporda, son yıllarda özellikle konut ve kira harcamalarındaki artışın düşük gelirli hanelerin tüketim alışkanlıklarını değiştirdiği vurgulandı. TÜİK'in Hanehalkı Tüketim Harcaması verilerine göre en düşük gelir grubunda gıdaya ayrılan bütçe payı son iki yılda yüzde 36'dan yüzde 29,2'ye gerilerken, konut ve kira harcamalarının payı arttı. DİSK-AR, düşük gelirli hanelerin kira ve barınma giderlerinden tasarruf edemediği için temel ihtiyaç olan gıda harcamalarını kısmak zorunda kaldığını belirterek, artan yaşam maliyetlerinin geçim sıkıntısını daha da derinleştirdiğini ifade etti.