"Ekonomik kriz kadınları yalnızlaştırıyor"

“Devletin Uzağında, Dayanışmanın Eşiğinde: İstanbul’da Kadınların Yoksullaşma Deneyimleri” adlı araştırma raporuna göre; kadınlar yoksulluğu yalnızca gelir kaybı olarak değil, temel haklara erişimde yoksunlaşma süreci olarak da yaşıyor

13 Şubat 2026 - 09:22

Kadının İnsan Hakları Derneği (KİH), “Devletin Uzağında, Dayanışmanın Eşiğinde: İstanbul’da Kadınların Yoksullaşma Deneyimleri” başlıklı araştırma raporunu ve politika önerilerini kamuoyuyla paylaştı. 26 Aralık 2025’te Beyoğlu’nda düzenlenen etkinlikte, Dissensus Araştırma tarafından yürütülen araştırmaya dair bilgiler verildi. Buna göre rapor, İstanbul’da yaşayan (bir kısmı İSMEK’ten eğitim alan) 40 kadınla gerçekleşen yüz yüze görüşmeler ve kadın yoksulluğu üzerine çalışan uzmanlar ve aktivistlerle yapılan odak gruplara dayanıyor. Rapor, kadınların yoksullaşmaya bağlı olarak şekillenen gündelik yaşam pratikleri, kadınların istihdam, barınma, bakım yükü, sağlık ve eğitime erişim, şiddetten uzaklaşma ve adalete erişim başta olmak üzere temel haklara erişimde yaşadıkları deneyimler, yoksulluk ve yoksulluğun yarattığı duygusal tahribatla baş etme yolları ile ihtiyaç duydukları kamusal hizmetler mercek altına alınıyor.

KADINLAR ‘ZAMAN YOKSULU’

Toplantının açılış konuşmasını yapan Kadının İnsan Hakları Derneği’nden Ebru Batık, araştırmanın kadınların gündelik yaşam deneyimlerinden yola çıkarak hazırlandığını söyledi. Araştırma bulgularını sunan KİH ekibinden Yıldız Taghizade, raporun tespit ettiği “kriz atmosferi” kavramına vurgu yaparak, ekonomik ve toplumsal krizlerin olağanüstü bir dönem olmaktan çıkıp gündelik hayatın kalıcı bir parçası haline geldiğini ifade etti. Bu atmosferin kadınlar açısından; gıda harcamalarını kısmak, çocukların ihtiyaçlarını önceleyip kendi ihtiyaçlarını ertelemek, sağlık hizmetini geciktirmek ve kamusal hayattan çekilmek gibi pratiklerle somutlaştığını ifade etti. KİH ekibinden Ezel Buse Sönmezocak, kadın yoksulluğunun yalnızca gelir eksikliği olmadığını; güvencesiz istihdam, barınma krizi, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle iç içe geçmiş yapısal bir sorun olduğunu vurguladı. Araştırma bulgularının aktarılmasının ardından, kadın yoksulluğunu bakım emeği ve makroekonomi bağlamında ele alarak, kadın yoksulluğunun yapısal nedenlerini anlatan İpek İlkkaracan ise bakım emeğinin büyük ölçüde kadınların omuzlarında olduğunu; bunun kadınları ciddi bir zaman yoksulluğuna sürüklediğini ifade etti.

KADIN YOKSULLUĞUNA KARŞI FEMİNİST MÜCADELE

Raporda öne çıkan politika önerileri arasında; insan onuruna yaraşır ücretli iş olanakları, kamusal bakım hizmetlerinin yaygınlaşması ve erişilebilir hale getirilmesi, güvencesiz/kayıt dışı çalışmanın denetlenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeten adil ücret politikaları, barınma krizine karşı koruyucu politikalar, sağlığa ve adalete erişimi güçlendiren mekanizmalar bulunuyor. Kadın yoksulluğunun sosyal devletin yokluğu ve kadınları güvencesizliğe mahkum eden kamu politikalarının doğrudan sonucu olduğunun vurgulandığı etkinlik, “Kadın yoksulluğunu bitirmek için en önemli yol, toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele etmek. Raporumuzun yoksulluğa karşı feminist mücadelemize katkı sunmasını umuyoruz” dileğiyle sona erdi.

"KADINLAR YALNIZLAŞIYOR"

Raporda öne çıkan bazı başlıklar şöyle:

Kadınlar, ekonomik bağımsızlıklarını kazanmanın, kendilerini güçlendirmenin ve toplumsal hayata katılmanın yolu olarak ücretli işi görüyor. Ancak düşük ücret, güvencesizlik, işyerinde taciz ve baskı nedeniyle insan onuruna yaraşır işlere erişemiyor. 

Kadınlar ücretli işte çalışsalar bile ev içi bakım yükünü taşımaya devam ediyor. Çocuk, yaşlı ve engelli bakımının kamusal bir hizmet olarak sunulmaması kadınların düzenli ve güvenceli işlerde çalışmasını engelliyor. Bu durum kadınları hem zamansal hem ekonomik bir yoksulluk döngüsüne sürüklüyor.

Kadınlar artan kiralar nedeniyle barınma sorunu yaşadığı için semt değiştirmek, aile evine dönmek ya da şiddet gördükleri evlerde yaşamak zorunda kalıyor. 

Kadınların yalnızca temel ihtiyaçlarından değil, eğitim, güvenceli iş, ev sahibi olma ve “rahat bir uyku” gibi arzularından da feragat etmek zorunda kalıyor.

Nafakanın erkekler tarafından baskı ve kontrol aracına dönüştürülmesi nedeniyle, boşanmış kadınların yoksulluğu derinleşiyor.

Kadınlar, geçim mücadelesi nedeniyle kaygı, stres ve umutsuzluk yaşıyor, sosyal hayattan çekilerek yalnızlaşıyor. 

Rapora Kadının İnsan Hakları Derneği’nin https://kadinininsanhaklari.org/ adresinden ulaşılabilir.

 


ARŞİV