Türkiye’nin aylık gazetesi Le Monde diplomatique Türkçe, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi’nde bir etkinlik düzenledi. Program, Le Monde diplomatique gazetesinin 35 ülke ve 27 farklı dildeki kapak seçkisinden oluşan serginin açılışıyla başladı. Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı’nın katılımıyla gerçekleşen açılışın ardından program salonda devam etti.

Burada konukları selamlayan Kösedağı, Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözünün dün olduğu gibi bugün de hala yol göstermeyi sürdürdüğünü belirterek, “Basın, demokrasilerde 4. güç olarak gösterilmekte. Basın özgürlüğü, demokrasinin ve ifade hürriyetinin en önemli unsurlarından. Bu özgürlükler için çalışıp hayatlarını ortaya koyan, savaş dönemlerinde bin bir zorlukla halkın haber alma özgürlüğüne katkı sunan tüm basın emekçilerine teşekkür ediyorum. Bugün burada 1 Eylül’de yaptığımız bu anlamlı etkinliğin barışa katkı sunmasını umuyorum.” dedi.
Açılış konuşmalarından birini yapan Le Monde diplomatique Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Aykut Küçükkaya ise gazetecilerin siyasiler ve sermaye olarak iki güçle aralarına mesafe koymazlarsa onların elinde ‘kukla’ olacaklarını ifade ederek, “Ne yazık ki ülkemiz ve dünyamız kukla gazetecilerle dolu. Bu akşam burada, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde hep insanlıktan yana tavır alan meslektaşlarımız size seslenecek. O yüzden hepimiz çok şanslıyız.” ifadelerini kullandı.

SAVAŞ MUHABİRLİĞİ, BARIŞ GAZETECİLİĞİ
Le Monde diplomatique’den Bruno Lombard ve Le Monde diplomatique Türkçe’den Gül İlbay da konuşmalarında gazete hakkında detaylı bilgileri dinleyicilerle paylaştılar. Açılış konuşmalarının ardından gazeteci Hazal Ocak’ın moderatörlüğünde “Savaş döneminde gazetecilik” konulu panele geçildi. Uluslararası gerilimler, jeopolitik kırılmalar, sıcak çatışmaların ve savaşların gölgesinde gazeteciliğin ele alındığı panelde Halk TV dış politika yazarı Mustafa Kemal Erdemol, Sözcü TV Dış Haberler Müdürü Burak Tatari ve Le Monde diplomatique Türkçe yazarı Rasıh Reşat konuşmacı olarak yer aldı. Kıbrıs’ta gazetecilik yapan Reşat, Ada’da son 52 yıldır savaşsız bir ortam olduğunu ama bunun barışın olduğu anlamına gelmediğini belirterek, “Silahlar patlamıyor ama kelimeler patlıyor!” yorumunu yaptı. Buna örnek olarak Türk tarafının 1974’ü Barış Harekatı, Rum tarafının işgal günü olarak tanımlaması, Türk tarafının ‘sınır’, Rum tarafının ‘geçiş kapısı’ demesi gibi farklı terminolojilere işaret eden Reşat, “Bu kelimeler manzumesi gazeteciliği zorlaştırıyor. Şimdilerde bir barış gazeteciliği furyası var. Kelimeler silaha dönüşüyor. Çatışmalı zamanlarda o sözcükleri haberlerinde kullanan gazeteciler ister istemez bir tarafın askeri haline geliyor ironik bir şekilde.” yorumunu yaptı. Gazetecinin tarafsız değil nesnel olmasının önemine işaret eden Mustafa Kemal Erdemol ise, “En iyi savaş muhabirleri, savaş karşıtı olanlardır. Barışı savunan gazeteciler savaş muhabiri olmalı.” dedi. Burak Tatari de savaş zamanlarındaki bilgi kirliliği ve propaganda ortamında yalnızca yalın gerçekleri aktarmanın temel sorumluluk olduğunu vurguladı.

MANİPÜLASYONLA MÜCADELE
Gecenin son bölümünde ise Fransa’nın dünya çapında tanınan usta kalemi gazeteci-yazar Serge Halimi “Savaş çığırtkanları: Basın kuruluşları ve gazeteciler” başlıklı konferans verdi. Tunus asıllı, sosyalist kimliğiyle tanınan 71 yaşındaki Halimi, uzun yıllar Le Monde diplomatique’in Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı ve Genel Yayın Yönetmenliği’ni üstlendi. Avrupa ülkeleri ve ABD başta olmak üzere sayısız konferans veren Halimi Türkiye’de ilk kez okurlarıyla buluştu. Le Monde diplomatique’de makaleler kaleme alan, Yayın Danışmanlığı’nı sürdüren Halimi konuşmasında somut örnekler ve rakamlar ışığında dünya basınının savaşları ele alış biçimini irdeledi. Halimi özetle şunları söyledi: “İktidar sahipleri ve ana akım gazeteciler, muhalif ya da sadece eleştirel sesler yükselir yükselmez aynı stratejiye başvuruyorlar: itibarsızlaştırma ya da şeytanlaştırma… Amaç, resmi anlatıya itiraz edenleri sindirmek ve sadakatlerini sorgulamaktır. Savaş gazeteciliği ve saray gazeteciliği karşısında yalnızca kamuoyunun sağduyusuna güvenmek yetmez. İşte bu yüzden buradayız. Hiçbir şeyin gözden kaçmasına izin vermemek, demokrasiye hizmet ettiğini iddia ederken aslında her geçen gün daha da geçersiz, her geçen gün daha da ahlaksız hale gelen bir uluslararası düzeni savunmaktan başka bir şey yapmayan bilgi manipülasyonlarına karşı amansız bir mücadele yürütmek için... Aslında bunu yaparken Batı ile dünyanın geri kalanı arasındaki uçurumu daha da derinleştiriyorlar. Çünkü dünyanın geri kalanı, medya anlatılarımızdaki ikiyüzlülüğün ve manipülasyonların boyutunu artık kavramış durumda.” dedi.
FOTOĞRAFLAR: MURATCAN AFACAN