Güvenli gelecek için diploma yetmiyor

TÜİK verilerine göre Türkiye’de 12,7 milyon gencin yalnızca yüzde 40,3’ü istihdamda yer alırken, her dört gençten biri ne eğitimde ne istihdamda bulunuyor. BETAM ve İPA’nın raporu ise yüksek kira, düşük ücret ve barınma krizinin gençlerin yaşamını giderek zorlaştırdığını ortaya koyuyor

19 Mayıs 2026 - 13:43

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 Gençlik İstatistikleri, Türkiye’de genç nüfusun yalnızca işgücü piyasasında değil; demografik yapı, yaşam memnuniyeti ve sosyal hareketlilik açısından da önemli dönüşümler yaşadığını ortaya koydu. Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 763 bin kişi ile toplam nüfusun yüzde 14,8’ini oluştururken, yaklaşık her 7 kişiden biri gençlerden meydana geliyor. Genç nüfusun yüzde 51,2’si erkek, yüzde 48,8’i kadınlardan oluşuyor. Ancak genç nüfus oranı yıllar içinde gerilemeye devam ediyor. 2014’te yüzde 16,5 olan genç nüfus oranının 2050’de yüzde 9,7’ye kadar düşmesi bekleniyor. TÜİK projeksiyonlarına göre Türkiye’de genç nüfusun 2050 yılında 9,1 milyona gerileyeceği öngörülüyor.

TÜİK: 840 BİN GENÇ İŞSİZ
TÜİK verilerine göre gençlerin işgücüne katılım oranı yüzde 47,2 olurken, yalnızca yüzde 40,3’ü istihdamda yer alabiliyor. Dar tanımlı genç işsizlik oranı yüzde 15,3 seviyesinde bulunurken, yaklaşık 840 bin genç işsiz durumda. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET) sayısı ise 2 milyon 684 bine ulaşmış durumda. Genç kadınlarda NEET oranının yüzde 30,9’a çıkması, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin gençlik içinde daha da belirginleştiğini gösteriyor.

TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması’na göre 18-24 yaş grubundaki gençlerin yüzde 54,4’ü kendisini mutlu olarak tanımlarken, yüzde 33,7’si orta düzeyde, yüzde 11,9’u ise mutsuz olduğunu belirtiyor. Gençlerin mutluluk kaynaklarında sağlık yüzde 38,8 ile ilk sırada yer alırken, başarı yüzde 22,8 ile ikinci sırada bulunuyor. Para yüzde 16,6, sevgi yüzde 16,3, iş ise yalnızca yüzde 5,5 oranında mutluluk kaynağı olarak görülüyor. Kadınlarda sağlık ve sevgi daha yüksek oranlarda öne çıkarken, erkeklerde başarı daha belirgin bir unsur olarak öne çıkıyor. İç göç verileri de gençlerin sosyal ve ekonomik hareketliliğinde eğitimin belirleyici rolünü gösteriyor. TÜİK İç Göç İstatistikleri’ne göre 15-24 yaş grubunda yaklaşık her 14 gençten biri iller arası göç ediyor. Gençlerin göç nedenlerinde eğitim yüzde 48,7 ile ilk sırada yer alırken, iş bulmak veya işe başlamak yüzde 11,1 ile ikinci sırada geliyor. Kadınlarda eğitim kaynaklı göç oranı yüzde 52,9’a kadar yükseliyor.Eğitim seviyesi yükselse de gençler açısından güvenceli iş, yeterli gelir ve bağımsız yaşam olanakları aynı ölçüde artmıyor. Özellikle genç kadınlar, bakım emeği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve sınırlı istihdam olanakları nedeniyle daha ağır ekonomik kırılganlık yaşıyor.

SORUN YALNIZCA İŞSİZLİK DEĞİL
Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM), İstanbul Personel Yönetim A.Ş. (İSPER), Bölgesel İstihdam Ofisleri (BİO) ve İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) iş birliğiyle hazırlanan “İstanbul Genç İşgücü Piyasası: Güncel Görünüm, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” raporu da, Türkiye genelindeki gençlik krizinin İstanbul’da çok daha maliyetli ve çok boyutlu bir hale geldiğini ortaya koydu.

Rapora göre 16 milyonluk İstanbul nüfusu içinde 3 milyon 307 bin yükseköğrenim mezunu bulunuyor. Bunların 872 bin 398’i meslek yüksekokulu, 2 milyon 435 bini ise lisans ya da lisansüstü diploma sahibi. Yükseköğretim mezunları kentteki yetişkin nüfusun yüzde 26,3’ünü oluştururken, 25-27 yaş grubunda bu oran yüzde 51,9’a yükseliyor. Eğitim seviyesindeki bu artışa rağmen rapor, gençler açısından diploma sahibi olmanın ekonomik güvence anlamına gelmediğini gösteriyor.

İstanbul’da en yüksek işsizlik oranı yüzde 15,1 ile lise mezunlarında görülürken, yükseköğrenim mezunları yüzde 13,7 ile ikinci sırada yer alıyor. Raporda bu durumun, “her ile üniversite” politikası sonucu artan diplomalı nüfusun işgücü piyasasında yeterli karşılık bulamamasından kaynaklandığı belirtiliyor. Yükseköğrenimli kadınlarda işsizlik oranı yüzde 16,4 ile erkeklerden 6 puan daha yüksek seyrediyor. Üniversite mezunu her üç kadından birinin ekonomik olarak inaktif ya da işsiz olduğu belirtilirken, çocuk bakım hizmetlerine erişimdeki sınırlılık ve toplumsal cinsiyet rolleri bu tablonun temel nedenleri arasında gösteriliyor.

EKONOMİK BAĞIMSIZLIK GECİKİYOR
Rapor, İstanbul’daki gençlerin eğitim seviyesinin Türkiye ortalamasının üzerinde olmasına rağmen bunun işgücü piyasasında güvenceye dönüşmediğini de gösterdi. Üniversite mezunu gençler başta olmak üzere çok sayıda genç; deneyim beklentisi, liyakat sorunları, beceri uyumsuzluğu ve düşük ücret politikaları nedeniyle eğitimlerine uygun işlere erişmekte zorlanıyor. Raporda, özellikle gençlerin işe giriş süreçlerinde “deneyim paradoksu”nun belirginleştiği; işverenlerin deneyim beklentisinin gençlerin istihdama geçişini zorlaştırdığı vurgulandı. Eğitimli gençler için iş sahibi olmak dahi çoğu zaman ekonomik bağımsızlık anlamına gelmiyor.

Araştırmaya göre İstanbul’da gençler açısından temel sorunlardan biri barınma. Yüksek kira giderleri ve artan yaşam maliyetleri, gençlerin ailelerinden bağımsız yaşam kurmasını geciktiriyor. Araştırmaya göre İstanbul’da 18-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 58,2’si ailesiyle yaşamaya devam ediyor. 30-39 yaş grubunda dahi bu oran yüzde 34 seviyesinde bulunuyor. Artan kira fiyatları, konut maliyetleri ve yaşam giderleri nedeniyle gençlerin bağımsız yaşam kurması giderek zorlaşıyor. Üniversite mezunu gençler arasında ev sahipliği oranı yaklaşık yüzde 20 seviyelerinde kalırken, mülk sahibi olabilenlerin büyük bölümü aile desteğiyle bunu başarabiliyor.

10 GENÇTEN  6’SI İSTİHDAM DIŞINDA  
DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi’nin hazırladığı Genç Emeği Raporu’nda çalışma hayatında gençlerin durumu analiz edildi. Araştırmanın sonuçlarına göre 10 gençten 6’sı istihdama dahil olamıyor.Ne eğitimde ne istihdamdaki gençlerin (NEET) sayısı da giderek büyüyor, her 4 gençten 1’i NEET. Rapora göre meslek lisesi mezunları, üniversite mezunlarından daha çok istihdam olanağı buluyor. Resmi işsizlik oranı ile geniş tanımlı işsizlik oranı arasındaki farka değinilen raporda gençlerde sendikalaşma oranlarının da yüzde 3,8’e kadar düştüğü belirtildi.

 


ARŞİV