Okullarda 26 Haziran’da karnelerin dağıtılmasıyla yaz tatili başlarken, eğitim sisteminin genel tablosu ise karanlık bir karneye işaret ediyor. Milyonlarca öğrenci tatile girmenin heyecanını yaşasa da eğitim ve öğretim dönemi okullarda şiddet, güvenlik, temizlik, beslenme başta olmak üzere birçok sorun ile geçti. Eğitimci Feray Aytekin ile eğitimde can yakıcı konuları konuştuk.
Eğitim ve öğretim karnemiz ne durumda?
Eğitimin paralılaştırılması, eşitsizliğin, yoksulluğun artışı ile örgün eğitim dışına çıkan çocuk sayısı yaklaşık 1,5 milyona ulaştı. Kuzeydoğu, Orta ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ise alarm veriyor. Örneğin Şanlıurfa, Muş ve Ağrı’da 14-17 yaş arası üç çocuktan biri eğitimin dışında. Eğitimin her kademesinde devamsızlık oranı ciddi bir boyuta ulaştı. İlkokulda on çocuktan biri ortaokulda beş çocuktan biri sürekli devamsız. Genel ortaöğretimde bu oran yüzde 28,1, imam hatip liselerinde yüzde 32,1, meslek liselerinde yüzde 40,6. Okul güvenliği, okul temizliği, ücretsiz okul yemeği hakkı hayata geçmedi. Son 24 yılda laik, kamusal eğitime dair çocukların, gençlerin ellerinde kalan son kırıntıları da aldılar.

Çocuk işçiliği, çocuk yaşta evlilikler de bunun bir parçası mı?
Tam da öyle. Kamu okullarına ayrılmayan kaynaklar özel okul patronlarına aktarıldı. Akp dönemi özel okul artışının zirvede olduğu dönem oldu. Beş okuldan biri artık özel okul. Eğitim hak olmaktan çıkarıldı. Okullar eğitim adıyla çocuk yaşta işçiliğin perdelendiği istismarın, şiddetin yerleri haline getirildi. Mesleki eğitim merkezlerinin (MESEM) sayısı her geçen yıl yaygınlaştırıldı. Dört yeni okul modeli adıyla meslek liseleri de MESEM’leştirildi. Kayıt dışı istihdamla birlikte “çocuk işçi” sayısı 3,5 milyonu aştı. 2013’ten bugüne en az 853 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını kaybetti.
Karma eğitim hakkı yönetmeliklerle, fiili uygulamalarla sınırlandırıldı, kaldırıldı. Lisede nişanlanan, evlenen öğrencilerin örgün eğitimle ilişiği kesilmesi düzenlenerek çocuk yaşta evliliklerin yaygınlaştırılmasına yol açacak adımlar atıldı. Son 24 yılda yirmi bine yakın köy okulu kapatıldı. Taşımalı eğitime de “tasarruf” adıyla sınırlama getirildi. Son bir yılda her kademede en az 300 bin çocuk okulu bıraktı. Müfredatta 2005, 2013, 2017-2018 (tüm kademelerde) ve son olarak 2024-2025 eğitim yılında “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adıyla değişiklikler yapıldı. Her değişiklikte müfredatın bilimsel içeriğinde büyük tahribat yaratıldı. Yönetmeliklerle, fiili uygulamalarla karma eğitim hakkı ihlalleri yaşatıldı. Çocukların laik, bilimsel, kamusal eğitim hakkında ülkemiz tarihinin en büyük tahribatı yaşatıldı.
“REKABETE DAYALI BİR SİSTEM İNŞA EDİLDİ”
Son yıllarda sık sık değişen müfredatın öğrenciler ve öğretmenler üzerindeki en büyük etkisi ne oldu?
Okullaşma politikası ve sınav sistemi değişiklikleri; özel okul, imam hatip, meslek lisesi, MESEM, dört yeni okul modeli artışının hedeflenmesi üzerine kuruldu. Sınav merkezli eğitim sisteminde yapılan her değişiklikte ise ezbere, elemeye, rekabete dayalı bir sistem inşa edildi. Yüz binlerce çocuğun, gencin “başarısız” sayıldığı, eğitim için ücret ödeyemeyenlerin imam hatiplere, MESEM’lere, meslek liselerine mecbur bırakıldığı bir sistem inşa edildi. KPSS, ÖSS, ALES, Askeri Liseler ve YDS dahil olmak üzere ÖSYM'nin yaptığı neredeyse tüm sınav sorularının 2000-2013 arası çalındığı resmi raporlarda yer aldı. Çocuklar, gençler kopya skandalları, sahte diplomalar, çalınan sorular, torpiller hakikatini yaşamak zorunda bırakıldı. Diplomanın, liyakatin yerini torpil aldı. Binbir emekle okuyan çocuklar, gençler; siyasi kayırmalar, kopya skandalları, sahte diplomalar hatta tercihlerin bile çalındığı, değiştirildiği bir ülke gerçeğiyle yaşamak zorunda bırakıldı.
“ÖĞRETMENLER ŞİDDETİN HEDEFİ OLDU”
Peki öğretmenler açısından karne ne durumda?
Kamuda, özelde esnek, güvencesiz, düşük ücrete çalışma olağanlaştırıldı. 2014’te özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin taban maaş hakkı ellerinden alındı. Kamuda sözleşmeli, ücretli, güvencesiz çalışma olağan istihdam biçimi haline getirildi. Öğretmenlerin hakları, pedagojik özne olma kimliği ellerinden alındı. Şiddetin hedefi oldular. Öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştırdıkları her adımda öğretmenlerin şiddeti önleyici rolleri zayıflatıldı. Dünya’da tek örneği olmayan Milli Eğitim Akademileri ile 13 Nisan’da “dersler” başlatıldı. Eğitim fakültelerine kilit, öğretmenlik mesleğine son darbe vuruldu. Protokol, iş birliği, hamilik gibi isimlerle tarikat yapıları, şirketler tüm okulları kuşattı.
Eğitimde, okullarda yaşanan mobbingin geldiği boyutun en somut ve en acı örneğini Irmak öğretmeni kaybedişimizle yaşadık. Irmak öğretmenin yaşadıklarının, tanık beyanları ile hazırladığı dilekçelerin, ses kaydının kamuoyuna yansımasından sonra binlerce öğretmen “Ben de yaşadım” diyerek uğradıkları baskıyı, mobbingi, yaşadıkları yalnız bırakılmışlığı paylaştı. Irmak öğretmene yaşatılanlar artık tüm öğretmenlerin ortak hikâyesi.
Okullarda artan şiddet konu başlıkları içinde önemli bir yerde duruyor.
Kesinlikle. Eğitimin çocuklar, gençler için bir gelecek umudu olmaktan çıkarıldığı, laik, kamusal, bilimsel eğitim hakkında yaratılan yıkımın, yarattıkları tüm sorunların müsebbibi olarak öğretmenlerin hedef gösterildiği, eğitimin, öğretmenlik mesleğinin söylemler ve politikalarla değersizleştirildiği bir ülke yaratıldı. Hiçbirimiz güvende değiliz duygusu artık tüm öğretmenlerin, öğrencilerin ortak duygusu.

“OKUL ÖNCESİ EĞİTİMDEN KOPUŞ HIZLANDI”
Okul öncesi eğitimde sayıların azalması dikkat çekiyor. Nedeni nedir?
Örgün eğitimden kopuşun en çok yaşandığı kademelerin başında da okul öncesi eğitim geliyor. Her geçen gün daha da yoksullaşan milyonlar için devlet okullarında 2023 yılının Mayıs ayında okul öncesi eğitimin “katkı payı” adı altında ücretli olması düzenlendi. 2023-2024 yılı ile eğitimi parayla satın alamayan binlerce çocuk okul öncesi eğitimden koptu. 2024-2025’te ise kopuş daha da hızlandı. Okul öncesi eğitimde tüm yaş gruplarında (3-5, 4-5 ve 5) okullaşma oranları son 3 yılın en düşük düzeyine inmiş durumda. Okul öncesi, eğitim kademeler içinde en pahalı kalem. Temel bir kamusal hak, yurttaşlık hakkı olması gereken okul öncesi eğitim yalnızca çok para ödeyenin ulaşabildiği bir ayrıcalık.
Eğitim alanında neler yapılmalı, hangi adımlar atılmalı? Çözülmesi gereken en acil sorunlar sizce neler?
Eşit, parasız, bilimsel, nitelikli, kamusal eğitim ayrıcalık değil bir haktır. Parayla alınıp, satılamaz. Kamusal eğitim hakkı yurttaşlık hakkıdır. Tüm özel okullar kamulaştırılmalıdır. Bugüne kadar teşvik, destek, arazi tahsisi gibi isimlerle özel okullara, şirketleşmiş tarikat yapılarına aktarılan tüm kaynaklar geri alınmalı kamusal eğitim hakkı için kullanılmalıdır.
Eğitim ancak eğitim emekçileri, öğretmenler eliyle gerçekleştirilmelidir. Protokol ve işbirlikleri eliyle eğitim kurumlarında faaliyet yürüten eğitimci niteliği taşımayan tüm kişiler, yapılar eğitim kurumlarından çekilmeli, protokol ve iş birliklerine son verilmelidir. Öğrencilerin eşit, nitelikli eğitim hakkı, öğretmenlerin hakları için güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmelidir. Tüm eğitim emekçileri kadrolu, eşit haklara sahip koşullarda istihdam edilmelidir.
ÖMK ve Milli Eğitim Akademisi’ne, mülakat gibi öznel değerlendirmeye açık, liyakati ortadan kaldıran tüm uygulamalara son verilmelidir. Müfredat eğitimin anayasasıdır. Bilimsel ve evrensel içerikte yeniden hazırlanmalıdır. Her çocuğun eşit, bilimsel, nitelikli eğitim hakkı en temel hakkıdır. Çocuklar eğitim hayatları süresince ilgi ve yetenekleri noktasında desteklenmeli, meslek tercihi yükseköğretim sürecinde yapılmalıdır. Okul türleri uygulamasına, proje okul uygulamasına son verilmelidir. MESEM’ler kapatılmalıdır. Kamu kaynaklarından MESEM kapsamında çocuklara verilen ücretler okula geri dönüşleri ve eğitim desteği için burs olarak verilmelidir. 18 yaş altındaki tüm çocukların çalıştırılması, evlendirilmesi yasaklanmalıdır.
Eğitime yeterli bütçe sağlanmalı, tasarruf adıyla atılan tüm adımlar geri çekilmelidir. Karma eğitim hakkı tüm çocuklar için temel hak olmalıdır. Okul öncesi eğitim tüm çocuklar için zorunlu ve parasız olmalıdır. Kamusal, laik eğitim hakkı tüm çocuklar için en temel haktır. Müfredattan, okullaşma politikasına, eğitim emekçilerinin istihdamına tüm adımlar kamusal, bilimsel eğitim hakkı esas alınarak öznesinin öğretmenler, eğitim emekçileri olduğu bir demokratik planlama ile yeniden düzenlenmelidir.