İlk altı ayda 150 kadın öldürüldü

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'na göre 2026'nın ilk altı ayında 150 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 151 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Platform, İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması ve koruma mekanizmalarının etkin işletilmesi çağrısı yaptı

24 Temmuz 2026 - 09:27

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin kadın cinayetleri verilerini kamuoyuyla paylaştı. Rapora göre yılın ilk yarısında 150 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 151 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Platform ayrıca geçmişte şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçen 12 dosyada yürütülen soruşturmalar sonucunda ölümlerin kadın cinayeti olduğunun ortaya çıktığını açıkladı.

Raporda, Türkiye'nin 1 Temmuz 2021'de İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesinin üzerinden dört yıl geçtiği hatırlatıldı. Platform, sözleşmeden çekilmenin ardından kadın cinayetlerinin yüksek seviyelerde devam ettiğini belirterek, 2021'in ilk altı ayında 131, 2022'de 164, 2023'te 147, 2024'te 205, 2025'te 136 ve 2026'nın ilk altı ayında 150 kadının öldürüldüğünü aktardı. Raporda, "İstanbul Sözleşmesi'nin kadınlar için ne kadar hayati olduğu verilerimizle görünür oldu" ifadelerine yer verildi.

FAİLLER EN YAKINLARINDAKİ ERKEKLER
Araştırmanın sonuçlarına göre öldürülen 150 kadının 95'i evli olduğu, birlikte olduğu, boşandığı ya da ayrıldığı erkekler tarafından yaşamını yitirdi. Bunun yanında kadınların bir bölümü baba, oğul, kardeş ve diğer aile bireyleri tarafından öldürüldü. Veriler, kadın cinayetlerinin büyük bölümünün kadınların en yakın çevresindeki erkekler tarafından işlendiğini ortaya koydu. 

Çalışmada, kadınların en çok kendi yaşamlarına ilişkin karar almak, boşanmak, ayrılmak ya da şiddetten uzaklaşmak istedikleri süreçlerde öldürüldüğüne dikkat çekildi. “Kadınlar en çok kendi hayatlarına dair karar almak istediklerinde, boşanmak istediklerinde, ayrılmak istediklerinde, şiddetten uzaklaşmak istediklerinde öldürülüyor.” denilen açıklamada, kadın cinayetlerini önlemek için "Aileyi değil, kadınların yaşam hakkını, özgürlüğünü ve güvenliğini merkeze alan politikalar uygulanmalıdır" çağrısı yapıldı. 

“AİLE YILI” TARTIŞMASINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Rapora göre kadınların büyük bölümü evlerinde yaşamını yitirdi. Platform, bu veriyi hükümetin 2026'yı “Aile Yılı” ilan etmesiyle birlikte değerlendirerek, kadınlara ev ve bakım rollerini merkeze alan politikaların kadınları korumadığı görüşünü dile getirdi.

Açıklamada, “Güvenli olması gereken evler, kadınlar için çoğu zaman şiddetin görünmezleştiği, denetimin ve tahakkümün arttığı alanlara dönüşüyor.” denilerek kadınların yalnızca ev içinde değil, yaşamın her alanında eşit ve güvenli biçimde var olabilmesi gerektiği belirtildi Ve “Kadınları eve hapsetmekten değil; sokakta, iş yerinde, okulda, siyasette, yani hayatın her alanında eşit olarak var olabilmelerinden geçer.” değerlendirmesi yapıldı.Platform ayrıca kadın cinayetlerinin yalnızca mağdurları değil, çocukları, aile üyelerini ve olay sırasında kadınların yanında bulunan kişileri de etkilediğine dikkat çekti. Bu nedenle şiddet riskinin yalnızca kadın açısından değil, çevresindeki kişiler açısından da bütüncül biçimde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. 

“KORUMA MEKANİZMALARI UYGULANSIN”
Raporda, öldürülen kadınlardan bazılarının 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma veya tedbir sürecinde olduğu, bazılarının ise boşanma aşamasında ya da daha önce kolluk kuvvetlerine başvurmuş olmasına rağmen yaşamını yitirdiği belirtildi. Platform, bunun mevcut koruma mekanizmalarının uygulamadaki eksikliklerine işaret ettiğini savundu.

Platform, "6284 sayılı Kanun etkin uygulandığında kadınların yaşamını koruyabilir" değerlendirmesinde bulunurken, koruma kararlarının gecikmeden uygulanması, kadınların başvuru mekanizmalarına erişiminin kolaylaştırılması ve kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Raporda, "Kadınları yaşatacak olan şey belirsizlik değil, etkin korumadır." ifadeleri kullanıldı.

İNFAZ DÜZENLEMELERİ VE CEZASIZLIK 
Raporda infaz düzenlemeleri ve cezasızlık politikalarına da yer verildi. Platform, yılın ilk altı ayında 15 kadının adli sicil kaydı bulunan erkekler tarafından öldürüldüğünü belirterek, af ve infaz düzenlemelerinin kadınların güvenliği üzerindeki etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu. Raporda, "Aflar, kadınların can güvenliğini sağlamıyor; aksine faillere yeni fırsatlar tanıyor." ifadeleriyle cezasızlık politikalarının kadın cinayetlerini önleme konusunda olumsuz sonuçlar doğurduğu görüşü dile getirildi.

ETKİN SORUŞTURMA VURGUSU
Platform, geçmişte şüpheli ölüm olarak kayda geçen 12 dosyada daha sonra kadın cinayeti tespit edilmesini hatırlatarak, her şüpheli kadın ölümünün kadın cinayeti ihtimali gözetilerek soruşturulması gerektiğini belirtti.
Açıklamada, “Kadınların ölümü karanlıkta bırakılmamalıdır”denilerek, etkin ve bağımsız soruşturmaların yalnızca adaletin sağlanması için değil, yeni kadın cinayetlerinin önlenmesi açısından da hayati önem taşıdığı vurgulandı.
Raporun sonuç bölümünde kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin münferit olaylar değil, önlenebilir toplumsal ve politik bir sorun olduğu ifade edildi. Platform, kadınların yaptığı başvuruların ciddiyetle ele alınması, İstanbul Sözleşmesi'nin gereklerinin uygulanması, 6284 sayılı Kanun'dan taviz verilmemesi, koruma kararlarının etkin biçimde hayata geçirilmesi, bireysel silahlanmanın kontrol altına alınması ve her şüpheli kadın ölümünün titizlikle soruşturulması çağrısında bulundu.

 


ARŞİV