Dünya Kaynakları Enstitüsü'nün (WRI) Aqueduct Su Riski Atlası'na göre, dünya genelinde 25 ülke her yıl "aşırı yüksek su stresi" ile karşı karşıya bulunuyor. Bu ülkelerde dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 25'i yaşarken, yaklaşık 4 milyar kişi yılın en az bir ayında su stresiyle karşılaşıyor. WRI, mevcut eğilimlerin sürmesi halinde 2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60'ının su stresi altında kalabileceğini öngörüyor.
Rapora göre, aynı tarihte 70 trilyon dolarlık ekonomik üretimin, başka bir ifadeyle küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 31'inin yüksek su stresi riskiyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Su stresi riski altındaki ekonomik üretimin yarısından fazlasını ise Hindistan, Meksika, Mısır ve Türkiye oluşturuyor. WRI'nin haritası, su stresinin özellikle Kuzey Afrika, Orta Doğu, Güney Asya ve Akdeniz havzasında yoğunlaştığını ortaya koyuyor. Türkiye'nin büyük bölümü de yüksek ve yer yer aşırı yüksek su stresi görülen bölgeler arasında yer alırken, mevcut yenilenebilir su kaynaklarının yüzde 80'inden fazlasının her yıl kullanıldığı bölgeler "aşırı yüksek su stresi" kategorisinde değerlendiriliyor.

NÜFUS ARTIŞININ ETKİLERİ
Küresel su stresi verileri, İstanbul gibi büyük kentlerde su kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. İstanbul’da yaz sıcaklıklarının etkisini artırmasıyla birlikte gözler yeniden barajlara çevrildi. İSKİ'nin günlük olarak paylaştığı verilere göre kente su sağlayan 10 barajdaki doluluk oranı yüzde 61 seviyelerinde bulunuyor. Son yıllarda ilkbahar yağışlarının etkisiyle barajlar kısa vadede görece rahat bir tablo sunsa da su yönetimine ilişkin asıl dikkat çeken veri, barajların doluluk oranından çok İstanbul'un giderek artan su talebi olarak öne çıkıyor.
İSKİ'nin verilerine göre 2003 yılında günlük ortalama 1 milyon 896 bin metreküp olan şehre verilen su miktarı, 2025 yılı itibarıyla 3 milyon 214 bin 606 metreküpe yükseldi. Böylece İstanbul'un günlük su ihtiyacı son 22 yılda yaklaşık yüzde 70 arttı.

YAZ AYLARINDA TÜKETİM ARTIYOR
2015 yılında günlük ortalama 2 milyon 644 bin 261 metreküp olan şehre verilen su miktarı, 2025 yılı itibarıyla 3 milyon 214 bin 606 metreküpe yükseldi. Aynı dönemde kişi başına düşen günlük su tüketimi de 180 litreden 204 litreye çıktı.
Yaz aylarında yükselen sıcaklıklar, artan duş sıklığı, buharlaşma, havuz kullanımı ve çevre sulamaları nedeniyle su tüketiminde mevsimsel artış yaşanıyor. 2025 yılı genelinde günlük ortalama tüketim 3 milyon 214 bin metreküp olurken, yaz aylarında bu rakam ortalama 3,5 milyon metreküpe ulaşıyor. Böylece yaz aylarındaki tüketim, yıl ortalamasının yaklaşık yüzde 9 üzerine çıkıyor. Kurak geçen dönemlerde ise günlük tüketim zaman zaman bu seviyelerin de üzerine çıkabiliyor.
"KAYIP ORANI DÜŞTÜ"
İSKİ verilerine göre, 2019 yılında yüzde 22,31 olan su kayıp oranı, 2025 yılı itibarıyla yüzde 18,48'e geriledi. Böylece yasal hedef olarak belirlenen yüzde 25 seviyesinin altına inildi.
İSKİ, stratejik plan kapsamında su kayıp oranını 2028 yılında yüzde 17,5'e, 2035 yılında ise yüzde 15'in altına düşürmeyi hedefliyor. Kurum, son beş yılda yürütülen çalışmalar sayesinde yıllık yaklaşık 200 milyon metreküp su kaybının önüne geçildiğini belirtiyor.

2053 MASTER PLANI
İSKİ'nin paylaştığı bilgilere göre, 2053 İçme Suyu ve Kanalizasyon Master Planı kapsamında kısa vadede su kayıp ve kaçak oranının yüzde 15'in altına düşürülmesi hedefleniyor. Plan; baraj havzalarının imara karşı korunmasını, dijital SCADA sistemleriyle su bütçesinin anlık olarak yönetilmesini ve kuraklık dönemlerinde Melen ile Yeşilçay regülatörlerinden kente aktarılan su kapasitesinin verimli şekilde kullanılmasını öngörüyor.
Master planda uzun vadeli su yönetimine yönelik projeler de yer alıyor. Buna göre, aşırı kuraklık senaryoları ve mevcut yüzey suyu kaynaklarının yetersiz kalması ihtimaline karşı deniz suyunun arıtılarak alternatif bir su kaynağı olarak değerlendirilmesi planlanıyor. Bu doğrultuda Karadeniz veya Marmara Denizi kıyılarında yüksek kapasiteli deniz suyu arıtma tesislerinin kurulması öngörülüyor.
Planda ayrıca atık su arıtma tesislerinden çıkan suların ileri biyolojik arıtma yöntemleriyle yeniden kullanılması hedefleniyor. Geri kazanılmış suyun özellikle sanayi ve peyzaj sulamasında değerlendirilmesiyle içme suyu kaynakları üzerindeki baskının azaltılması amaçlanıyor. İSKİ, iklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejimlerinde yaşanabilecek değişiklikleri dikkate alarak yeni su kaynaklarının sisteme kazandırılmasını da planlıyor. Bu kapsamda yeni baraj projeleri, havzalar arası su aktarım hatları ile yeni yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının sisteme entegre edilmesi öngörülürken, mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasına yönelik yatırımların sürdürülmesi hedefleniyor.
TASARRUF YÖNTEMLERİ NELER?
Artan nüfusa rağmen kişi başına düşen su tüketimi sınırlı düzeyde artarken, toplam su tüketimi ise rekor seviyelerde seyrediyor. İSKİ’nin su tasarrufu rehberinde günlük yaşamda su tüketimini azaltmaya yönelik önerilere de yer veriliyor. Rehberde çamaşır ve bulaşık makinelerinin tam dolmadan çalıştırılmaması, sebze ve meyvelerin akan su yerine bir kap içerisinde yıkanması, su arıtma cihazlarından çıkan suyun temizlikte değerlendirilmesi ve bahçe sulamalarının sabah ya da akşam saatlerinde yapılması öneriliyor. Rehberde ayrıca otomobillerin hortum yerine kova ve fırçayla yıkanması, halıların yıkanmak yerine silinmesi ve sokakta görülen su kaçaklarının İSKİ'ye bildirilmesi de su tasarrufunu destekleyen uygulamalar arasında yer alıyor.