Sağlık Bakanlığı tarafından tüm kamu hastanelerine yeni bir talimat gönderildi. Buna göre, ameliyathane ve endoskopi üniteleri hafta içi saat 22.00’ye kadar, hafta sonu ise 08.00-17.00 saatleri arasında hizmet verecek. Kararın amacı, hasta yoğunluğunu azaltmak ve sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak olarak belirtilse de uygulama sağlık çalışanları arasında tartışma yarattı.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi 2. Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip, kararın hem hasta güvenliği hem de sağlık çalışanlarının hakları açısından sorunlu olduğunu vurguladı. Saip, “Fazla mesai ile tüm kadrolarınızı dinlenme hakkından mahrum bırakırsanız hasta güvenliğine de zarar verirsiniz. Yapılan araştırmalarda mesai dışı yapılan operasyonlarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Alınan karar hasta güvenliği açısından da doğru bir yöntem değildir” dedi.
“NÜFUSUN İKİ KATINDAN FAZLA KİŞİYE ACİL HİZMETİ VERİYORUZ”
Saip, alınan kararın temelinde artan randevu yoğunluğu ve uzun bekleme sürelerinin bulunduğunu belirterek şunları söyledi: “Sorun var ama sorunun nedeni doğru saptanmadığı için çalışma saatlerinin artırılmasının çözüm olduğunu sanıyor. Hastaların sıra beklemesinin en önemli nedeni sağlık sisteminin sadece nicelik ölçer şekilde kurgulanmasından, performans sisteminin uygulanmasından ve hastanelerin sağlık çalışanı ve altyapı eksikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bu uygulama birçok kez denenmiş ve uygulanmasının mümkün olmadığı görülmüştür. Alınan bu kararla birlikte, gerekli tüm kadroların mesai dışında sağlanması mümkün değil. Bir ameliyathanenin açık tutulabilmesi için ilgili branşların, laboratuvarların, görüntüleme ünitelerinin, destek hizmet veren personelin, operasyon ve işlemler sırasında acil gelişecek durumlar için diğer branşların da mesai dışında çalışması gerekecektir. Ayrıca zaten acil gelecek hastalar için ameliyathanelerin, yoğun bakım ve servis yataklarının da belli oranlarda boş tutulması ihtiyacı var. Üstelik yasaya göre ancak gönüllü olarak mesai dışı çalışma sağlanabilir. Bunun için de fazla çalışmaya değecek bir ücret vermek zorundasınız.”
TTB olarak uygulamaya karşı çıktıklarını belirten Saip, “Önemli olan insanlarımızın hastalanmamasını sağlamak, başvuran hastalara yeterli zaman ayrılarak gereksiz tetkiklerin ve mükerrer başvuruların önüne geçmektir” dedi.
“ASİSTAN EĞİTİMİNİ AKSATACAK”
Ameliyathane ve endoskopi ünitelerinin mesai dışı çalıştırılmasının hasta güvenliğine zarar verebileceğine dikkat çeken Saip, “Sağlık hizmeti çok disiplinli olarak verilmesi gereken bir hizmettir. Sadece ameliyathanelerin değil tüm sistemi mesai dışı çalıştırmanız gerekir. Fazla mesai ile tüm kadrolarınızı dinlenme hakkından mahrum bırakırsanız hasta güvenliğine de zarar verirsiniz. Yapılan araştırmalarda mesai dışı yapılan operasyonlarda komplikasyon oranlarının daha yüksek olduğu gösterilmiştir. Yani hasta güvenliği açısından da doğru bir yöntem değildir. Bu uygulama ile fazla mesai yapacak sağlık emekçilerine ek ücret verilip verilmeyeceği, ne kadar verileceği, yeterince dinlenemeyen personelin ne kadar sağlıklı bir hizmet vereceği de önemli sorunlardır. Birçok hastane şu anda eğitim araştırma hastanesi olmuş ve asistan eğitimi vermektedir. Bu durum asistan eğitimini de aksatacaktır. Zaten hastanelerde iş yükü çok fazla. Yetersiz sayıda hekim ve sağlık çalışanı aşırı yoğunluk içinde. Hekimler bunun neden olduğu sorunlar nedeniyle göç ediyor, mesleği bırakıyor, özele geçiyor veya erken emekli oluyor.” şeklinde konuştu.
“SORUNLAR SAĞLIK HİZMETİ SUNUMUNDAN KAYNAKLANIYOR”
Bu uygulamanın sürdürülmesinin mümkün olmadığını dile getiren Saip, “Kadronun mesai saatleri dışında gönüllü olarak sağlanması, alt yapı ve destek hizmetlerin organize edilmesi mümkün değil. Bu uygulama birçok kez denenmiş ve mümkün olmadığı için vazgeçilmiştir. Sorunların çözülebilmesi için başka bir sağlık sistemi kurulmalıdır. Kamusal sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, insanların hastalanmamasını sağlayacak koruyucu sağlık hizmetlerinin ön plana alınmasına ihtiyaç var. Sağlık sorunlarının yüzde sekseni sağlık hizmeti sunumundan kaynaklanmıyor. Bir insanın sağlıklı olabilmesi için sağlıklı çevre, yeterli beslenme, iyi bir gelir, eğitim, güvenli iş yerine ihtiyacı var. Birçok hastalık hastaneye gitmeden 1. basamak dediğimiz aile sağlığı merkezlerinde çözülebilir. Birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, sağlıklı mekanların kamu tarafından sağlanması, çalışanlarının kamu tarafından finanse edilmesi gerekir. Güçlendirilmiş birinci basamak sağlık hizmeti sağlanarak sevk zinciri ile hastalar diğer basamaklara sevk edilmelidir. Böylelikle hastanelerdeki yoğunluk azalacak ve ihtiyacı olan kişiler gereken sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşabilecektir.” ifadelerini kullandı.
Saip son olarak şunları dile getirdi: “TTB olarak yıllardır izlenen sağlık politikalarının sağlıksızlığa neden olduğunu ifade ediyoruz. Sağlık, yalnızca tıbbi bakım ile sınırlı değildir; sosyal, ekonomik, kültürel, politik koşullar da toplumun sağlığını doğrudan etkilemektedir. Sistem kar ve siyasi rıza üretimine değil, öncelikle bireyin ve toplumun sağlığının korunması ve geliştirilmesini hedefleyecek, hastalıkların önlenmesine odaklanmalıdır. Sağlık hizmetleri niceliğe göre değil niteliği esas alan, bilimsel objektif kriterlere göre ölçümlenmelidir.”