İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 107 kişinin tutuklu yargılandığı, 402 sanıklı İBB davasında 3. haftaya girildi. Davanın 9. duruşma gününde Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, savunmasını yaptı.
Yaklaşık bir yıldır tutuklu olduğunu belirten Şahan, iddianamede yer alan suçlamaların somut delillerle desteklenmediğini söyledi. Kendisine yöneltilen ithamların “yaratılmış suçlamalar” olduğunu ifade eden Şahan, “Neyle suçlandığımı bilmiyorum.” dedi.
“ÇAĞIRSALARDI GELİRDİM”
Savunmasında tutukluluk sürecinin aileler üzerindeki etkisine de değinen Şahan, sürecin aileleri de doğrudan etkilediğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı: “Baştan beri şunu görüyoruz; burada onlarca evladı, anneyi, babayı, aileyi ayrı düşüren, gözyaşı döktüren, suçsuz yere bizi evlatlarımızdan ayıran herkes, bu divanda değilse milletin vicdanında, ama en önemlisi Ulu Divan’da hesap verecektir. Beş buçuk yaşındaki kızımdan beni ayrı koyan her kul, aklına bunu koysun.”
Gözaltı sürecine ilişkin de konuşan Şahan, çağrılması halinde ifade vermeye gideceğini belirterek sabah saatlerinde evinden alınmasını eleştirdi. Bir kamu görevlisine bu şekilde işlem yapılmasının “devlet normlarına aykırı” olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Çağırsalardı gelirdim. Bir kilometre mesafedeydik. Hepimiz giderdik. Ama sabahın erken saatinde, beş buçuk yaşındaki kızımın ve eşimin önünden alınmak… Daha bir gün önce diyalog içinde olan bir kamu görevlisine bu şekilde davranılması; normale saygısızlıktır, devlet normunun yok sayılmasıdır. Benim bildiğim devlet bu değildir.”
Tutukluluğunun yalnızca kişisel bir durum olmadığını belirten Şahan, bunun seçmen iradesine müdahale anlamına geldiğini belirterek “Şişli’de her 10 seçmenden yaklaşık 7’sinin oyunu alarak seçildim. Bu süreç seçmenin iradesine yöneliktir.” dedi.
Belediye başkanlığı döneminde yürüttüğü projeleri anlatan Şahan, Şişli’de kimlikler üzerinden değil, hizmet üzerinden siyaset yaptıklarını dile getirdi.
Belediyenin mali yapısını güçlendirmek için çalıştıklarını belirten Şahan, “11 ayda belediyeye 36 mülk kazandırdık. Toplam değeri 46 milyar TL. Hepsi yasal, hepsi resmidir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bu işlemleri yazılı olarak doğrulamıştır. Ancak ne oldu biliyor musunuz? Cumhuriyet tarihinde ilk kez yaşanan bir durum gerçekleşti. Şişli Belediyesi’ne kazandırılan bu tapular, bir gecede elektronik sistem üzerinden iptal edildi.” dedi.
“KENTİN İHTİYACI GÖKDELEN DEĞİL”
Savunmasında Şişli’de planlanan yüksek katlı projelere karşı çıktıklarını belirten Şahan şunları söyledi: “Şişli’nin tam ortasında 72 katlı bir gökdelen yapılmak istendi. Biz buna karşı çıktık. Çünkü bu kentin ihtiyacı gökdelen değil, yeşil alan ve deprem toplanma alanıdır.”
Yaklaşık 1 milyon metrekarelik inşaat alanı öngören projeye karşı durduklarını ifade eden Şahan, denetimler sonrası ruhsata aykırılıklar tespit ettiklerini ve inşaatın durdurulduğunu ancak buna rağmen çalışmaların sürdüğünü söyledi.
“BEN TUTUKLANDIM TAŞYAPI 16 KAT ÇIKTI”
Şahan, “Mühürledik, suç duyurusunda bulunduk ama inşaat devam etti. Mühürlü alanda çalışan bir beton mikseri 70 yaşındaki bir kadının ölümüne neden oldu. Hiçbir işlem yapılmadı.” ifadelerine yer verdi.
Şahan, tutukluluğunu imar süreçlerindeki tutumuna bağlayarak, “Benden beklenen, bu gökdelen anlayışıyla uzlaşmamdı. Görmezden gelmemdi. En kolayı buydu. O gökdeleni yapmak isteyenlerin anlayışına karşı olduğum için tutukluyum. Ben tutuklandım Taşyapı 16 kat çıktı o projede, ben girdiğimde böyle değildi. Eğer müteahhitlerin istediğini yapsaydım, kentin hakkını savunmasaydım, görmezden gelseydim bugün burada olmazdım. Bu dosya da olmazdı. Bu tutuklama da olmazdı. Ben müteahhitlerin istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için buradayım. “ dedi.
Tarafının belli olduğunu ifade eden Şahan, şöyle devam etti: “Benim tarafım bellidir, halkın yanındayım. Sokağın yanındayım. Kamu yararının yanındayım. Devletin gerçek anlamının yanındayım. Ve bugün durduğum yerden gurur duyuyorum. Çünkü ben bu yola nasıl çıktıysam, aynı yerde duruyorum. Bu, bir şehir plancısı olarak sorumluluğumdur. "
“LİYAKATİMLE BU SÜREÇLERDE YER ALDIM”
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, mesleki geçmişine değinerek şehir plancısı olarak kamu görevine başladığını ve farklı kentsel projelerde çalıştığını söyledi.
2005’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başladığını belirten Şahan, 2014’te Ekrem İmamoğlu ile tanıştığını ve bu süreçte planlama ve proje çalışmalarında yer aldığını ifade etti.
“Liyakatimle bu süreçlerin içinde yer aldım. Kimliğimle değil, emeğimle değerlendirildim.” dedi.
Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, “kişisel verileri ele geçirme ve yayma” suçlamasının somut hiçbir delile dayanmadığını belirterek “Hiçbir tanık beyanında, raporda, fezlekede adım yok. İddia var ama delil yok. Benden olmayan bir şeyi ispatlamam bekleniyor.” şeklinde konuştu.
“DELİL YOK, İDDİA VAR”
Duruşma sürecine de eleştiri getiren Şahan, tanık anlatımlarının somut verilere dayanmadığını savunarak “Durum adeta gelin-kaynana programına döndü. Delil yok, bir şey yok; sadece 'duydum'lar var. Biz de burada aksini ispatlamaya çalışıyoruz.” dedi.
Hakkında ifade veren kişilerle özel bir ilişkisi olmadığını belirten Şahan, belediyelerde çok sayıda ruhsat sürecinin yürüdüğünü ve bu süreçlerde farklı aktörlerin yer aldığını söyledi. Adı geçen kişilerle ilişkisinin sınırlı olduğunu ifade eden Şahan, herhangi bir maddi menfaat ilişkisi bulunmadığını vurguladı.
Hakkındaki “ruhsat ve iskan süreçlerini uzatma” suçlamasına da yanıt veren Şahan, belediyenin teknik denetim görevini yerine getirdiğini belirterek “İdari olarak yapmam gerekenleri yerine getirdiğim için tutuklandım. Belediye ile firma arasında hiçbir maddi menfaat ilişkisi yoktur. İddianameyi okudukça şaşırıyorum; iddialar adeta birer şehir efsanesine dönüşmüş durumda” dedi.
Kamu görevini yürütürken hiçbir zaman kişisel menfaat gözetmediğini vurgulayan Şahan, şöyle devam etti: “Müteahhitlerin her istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için buradayım. Kamu mülklerini korudum, vatandaşın güvenliğini önceledim Müteahhitlerin her istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için bugün buradayım. Bu ‘yedek tutuklama’ da bunun sonucudur. Depremi, afeti ve vatandaşın güvenliğini önceledim; kamu mülklerini korudum. Bugün ise soyut rüşvet ve irtikap iddialarıyla suçlanıyorum. Oysa ben kamu malına emanet gözüyle baktım; hiçbir zaman kişisel menfaat için hareket etmedim.”
Şahan, yaşam koşullarını da anlatarak iddialara karşı şu ifadeleri kullandı: “Kadıköy’de eski bir binada kirada oturuyorum. Eşim öğretmen. Tek lüksümüz çocuğumuzu özel okula göndermek. Bunun dışında bir yaşam standardımız yok.”
Tutukluluğunu “bir bedel” olarak nitelendiren Şahan, “Eğer bu ülkenin geleceği adına ödenen bir bedelse, buna razıyım. Ancak artık asli görevlerimize dönmemiz gerektiğini düşünüyorum. Tutuklanmadan kısa süre önce Sırrı Süreyya Önder ile yaptığım bir görüşmede, kendisi bana ‘Bu işleri siz gençler yapacaksınız’ demişti. Sayın Başkan, bırakın biz de bu sorumluluğu yerine getirelim. Bu ülke ve bu kent için çalışalım. Daha önce ‘Kent Uzlaşısı’ dosyasından tahliye edildiğim gibi, bu dosyada da tahliyemi talep ediyor ve adalete güveniyorum.” sözleriyle savunmasını tamamladı.
Duruşmada söz alan Ekrem İmamoğlu da Şahan’a sorular yöneltti. İmamoğlu, birlikte çalıştıkları dönemde herhangi bir usulsüz talimat verip vermediğini sorarken, Şahan böyle bir durumun olmadığını söyledi.
İmamoğlu ayrıca belediye meclis üyelikleri ve ihale süreçlerine ilişkin de benzer sorular yöneltti; Şahan tümünde herhangi bir yönlendirme ya da talimat almadığını ifade etti.