Lozan: Hukuk, egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi

Lozan Antlaşması'nın 103. yıl dönümü dolayısıyla tarihçi ve yazar Sinan Meydan, ‘Onurlu Barış Lozan’ başlıklı söyleşide Kadıköylülerle bir araya geldi

27 Temmuz 2026 - 12:02

Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası alandaki en önemli diplomatik kazanımlarından biri olarak kabul edilen Lozan Antlaşması'nın 103’üncü yıl dönümünde, tarihçi ve yazar Sinan Meydan, ‘Onurlu Barış Lozan’ söyleşisiyle Caddebostan Kültür Merkezi'nde (CKM) Kadıköylülerle bir araya geldi. Söyleşinin başında anlaşmanın bir bitiş tarihinin ve gizli maddelerinin olmadığının altını çizen Meydan, “Lozan Antlaşması 100 yıllık, 2023 yılında bitecek diyenler vardı. Onlar üç yıldır bir sessizlik içerisindeler, çünkü anlaşmanın son kullanma tarihi yok. Tam bağımsız laik Türkiye Cumhuriyeti varlığını koruduğu sürece Lozan Antlaşması da var olmaya devam edecektir.” dedi. 

LOZAN BARIŞ BAYRAMI

1960’lı yıllarda Lozan Antlaşması için kara propaganda yapılmaya başlandığını söyleyen Meydan, “1950 yılında Demokrat Parti iktidara gelince Lozan Barış Bayramı'nı yasakladı. Oysa 1923 ile 1950 yılları arasında bu bayram kutlanıyordu. Çünkü Demokrat Parti'nin siyasi rakibi Cumhuriyet Halk Partisi'ydi ve Lozan Antlaşması'nın baş mimarı, ‘Lozan Kahramanı’ olarak anılan İsmet İnönü'ydü. Demokrat Parti iktidarı, siyasi rakibi İsmet Paşa'nın Lozan kahramanlığıyla anılmasını istemedi.” şeklinde konuştu.

LOZAN’A HAZIRLIK SÜRECİ

Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasının ardından Lozan'a gidildiğini hatırlatan Meydan, “Sevr Antlaşması'nın arkasında Birinci Dünya Savaşı'ndaki yenilgi vardı. O masaya Osmanlı Hükümeti’ni oturtmadılar. Sevr bir dayatmaydı; emperyalist devletler, kendi aralarında hazırladı. Ancak İsmet Paşa ve Türk heyeti, Lozan'a bir zaferin ardından gitti. Uzun yıllar sonra Türk heyeti ilk kez bir anlaşma masasına oturdu.” diye konuştu.  

Savaşı sona erdiren antlaşmaların tarafsız bölgelerde yapıldığını belirten Meydan, “Mustafa Kemal Lozan'a gitmedi çünkü ülkede yapılacak çok iş vardı. İstanbul hâlâ işgal altındaydı, İngilizler bulunuyordu. Cumhuriyet ilan edilecek, devrimler gerçekleştirilecek ve yeni bir devlet kurulacaktı. Mustafa Kemal'in muhalifleri de tetikte bekliyordu. Öldürülme ihtimali vardı.” dedi.

GENÇ LOZAN HEYETİ

Lozan görüşmelerine dışişleri bakanlarının katıldığını söyleyen Meydan, “Mustafa Kemal'in aklında tek bir isim vardı: İsmet Paşa. Çünkü onu Kurtuluş Savaşı sırasında yakından tanıdı ve aralarında uyumlu bir iletişim vardı.” dedi. Meydan şöyle devam etti: “İsmet Paşa Lozan'a tek başına gitmiyor. Yardımcıları Hasan Saka ve Rıza Nur'un yanı sıra diğer delegeler ve milletvekilleriyle birlikte 40 kişilik bir heyetle yola çıkıyor. Heyette uzmanlar, danışmanlar ve güvenliği sağlamakla görevli askerler de bulunuyor. Bu heyetin bir başka özelliği ise yaş ortalamasının 30'lu ve 40'lı yaşlarda olması. Genç bir heyet. Lozan'a giderken heyete 14 maddelik bir yönerge verildi. TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa bu maddeler üzerinde tek tek çalıştı; hangi konuda nasıl davranacakları bu yönergede yer alıyordu. Üç konuda taviz verilmeyecekti: Kapitülasyonlar kaldırılacak, Türkiye'nin bölünmez bütünlüğü korunacak ve askerî sınırlamalar kabul edilmeyecekti. Bunların dışındaki her konu ise tartışılabilirdi.”

BAĞIMSIZLIK KAVGASI

Lozan'da topraktan çok hukuk, egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi verildiğini vurgulayan Meydan, “Musul'u da Lozan'da kaybetmedik. Görüşmeler sonuçsuz kalınca konunun daha sonra Türkiye ile İngiltere arasında ele alınmasına, çözülememesi halinde ise Milletler Cemiyeti'ne götürülmesine karar verildi. Hatay ise Lozan'da gündeme getirilmedi. Mustafa Kemal, Fransa ile yaşanan sorunlar nedeniyle bu konunun daha sonra çözülmesini uygun gördü. Lozan'da Türk ordusunun koruduğu tek bir karış toprak kaybedilmedi.” dedi.

Meydan, Adalar konusuna ilişkin ise “İsmet Paşa Lozan'a giderken elimizde tek bir ada yoktu. Hepsi yaklaşık 10 yıldır işgal altındaydı. Hiçbir adada Türk askeri, hatta Türk nüfusu kalmamıştı. Yıllar içinde demografik yapı değişmişti. Adaları 1913'te yapılan anlaşmalarla bırakmıştık. Gökçeada ile Bozcaada da bizde değildi. Ancak İsmet Paşa'ya verilen yönergede Türkiye'ye yakın adaların istenmesi yazıyordu. Gökçeada ile Bozcaada için mücadele ettik ve onları geri aldık.” ifadelerini kullandı.

DEĞİŞİM VE LAİKLİK

Uluslararası bir konferansta laikliğin ilk kez Türk heyeti tarafından gündeme getirildiğini söyleyen Meydan, “‘Artık Türkiye'de Müslümanlar hangi haklara sahipse Hıristiyanlar da aynı haklara sahip olacak, mutlak eşitlik sağlanacak’ denildi. Bunu kabul etmek istemediler. Biz onları Lozan'da laik hukukla karşıladık ve şaşırdılar. ‘Siz din devletisiniz, öyle kalın. Şeriat hukuku var, laikliği uygulayamazsınız. Hıristiyanlara laik hukuk uygulanamaz, size inanmıyoruz’ dediler. Bunun üzerine mahkemelerimizde yabancı yargıçların bulunması gerektiğini öne sürdüler. İsmet Paşa da Ankara'ya danışarak masadan kalktı.” diye konuştu. Konferansın kapitülasyonlar nedeniyle kesintiye uğradığını belirten Meydan, “Bu sırada Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa'ya hemen emir vererek orduyu teyakkuza geçirdi. Gerekirse yeniden savaşacaktık. Ancak İsmet Paşa, savaş çıkmayacağını, konferansın devam edeceğini ve barışın imzalanacağını Mustafa Kemal'e bildirdi.” ifadelerini kullandı. Lozan görüşmelerinin ikinci turunun 23 Nisan 1923'te başladığını hatırlatan Meydan, “İsmet Paşa ve diğer delegeler bu kez eşleriyle birlikte Lozan'a gitti. Böylece dünyaya değiştiğimizi gösterdiler.” dedi.

Lozan görüşmelerinin sonunda kapitülasyonların kaldırıldığını hatırlatan Meydan, “Bunu laik hukuk vurgusuyla başardık. Batıyı kendi silahlarıyla vurduk, ‘Yurttaşlar eşit olacak’ dedik. Böylece denizlerimizde ticaret yapma ve gemi işletme hakları da Türklere geçti. Yüzyıllar boyunca kapitülasyonlar nedeniyle Türk denizlerinde Türk bayrağını dalgalandıramadık. Orada da egemenliğimizi kaybetmiştik. Kabotaj hakkını elde ederek denizlerde de bağımsızlığımızı sağladık.” diye konuştu.

 


ARŞİV