Marmara Denizi nasıl kurtulur?

İstanbul Planlama Ajansı’nın hazırladığı raporda “Marmara Denizi’nin ne kadarlık bir kirlilik yükünü taşıyabileceği ve şu anda bu taşıma noktasının neresinde olunduğu bilinmeli. Yaşamın kıyısında olan Marmara Denizi’ni öldürmemek için ekosistem daha fazla zorlanmamalı” uyarısı yapıldı

07 Temmuz 2022 - 09:27

Geçtiğimiz yıl müsilajla gündeme gelen ve aşırı kirlilik nedeniyle alarma veren Marmara Denizi’ne, İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bursa, Balıkesir, Çanakkale ve Tekirdağ illerinin kıyısı bulunuyor. Adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre Marmara Denizi toplam 23 milyon 700 bin 491 kişilik nüfusa ev sahipliği yapıyor. Özellikle İstanbul’daki geçici nüfus da düşünülürse Marmara Denizi daha fazla bir nüfusun yükünü omuzlamış durumda. Ancak böyle giderse Marmara Denizi bu yükü daha fazla taşıyamayabilir.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın hazırladığı “20 Soruda Marmara Denizi” çalışmasına göre; boğazlar vasıtasıyla işleyen komşu denizlerle özgün su alışveriş rejimi, bir iç deniz olan Marmara’yı hassas dengeleri gözetilmesi gereken kırılgan bir sistem haline getiriyor.

İPA’nın raporuna göre ezelden beri, deniz suyunda çözülü oksijen değerleri bakımından yoksul olduğu bilinen Marmara, Karadeniz’in kirli suyunun boğaz üst akımı yoluyla buraya taşınması nedeniyle yıllar içerisinde giderek daha fazla oksijen kıtlığı yaşamaya başladı. Taşıma kapasitesinin çok üstünde bir nüfus yoğunluğuna sahip kıyı yerleşimleri ise Marmara Denizi’ne ilave bir kirlilik yükü bindiriyor.

“MÜSİLAJ BİR UYARIYDI”

İPA’nın çalışmasında Marmara Denizi’ndeki kirliliğin sebepleri de sıralandı. Sanayi tesislerinin faaliyetleri sonucu oluşan atıkların akarsular vasıtasıyla Marmara Denizi’ne taşındığı ifade edilirken, şu bilgiler payaşıldı: “Marmara Denizi’nde, kirlilik sonucunda yaşanan çevre sorunlarının (müsilaj gibi) günümüzde uyarı niteliğinde olduğu düşünülüyor. Karadeniz ülkelerinin deniz taşımacılığında ve deniz ticaretinde Marmara Denizi’ni kullanıyor olması, insan faaliyetleri sonucu ortaya çıkan evsel, endüstriyel atık suların Marmara Denizi’ne verilmesi, gemilerden ve diğer denizsel faaliyetlerden kaynaklanan atıkların etkisi, denizin (nispeten az da olsa) turizm için de kullanılıyor olması ve iklim değişikliği Marmara Denizi’nde yaşanan kirliliğin temel kaynakları. Marmara Denizi’nde aşırı miktarda organik kirletici birikimi, azot ve fosfor gibi inorganik kirleticilerin yoğunluğundaki artış, sudaki sıcaklık artışı ve deniz suyunda çözülü oksijen oranındaki azalış, görülen temel kirlilik göstergeleridir.”

Raporda, kıyı alanlarının her geçen gün daha fazla tahrip edildiğine dikkat çekilerek, bu tahribatın canlı çeşitliliğinin de azalmasına neden olduğu vurgulandı. Bunun önüne geçilebilmesi için şu öneriler sıralandı: “Besin zincirinin ve ekosisteminin birlikte sağlıklı çalışması için çoğu canlının beslenme, barınma, üreme yeri olarak tercih ettikleri kıyısal alanların korunması gerekli. Bu nedenle kıyı tahribatının önüne geçilmeli. Kıyı alanları çeşitli türlere ev sahipliği yaptığı için doldurulmamalı. Mevcut kıyı alanları planları, bütüncül bir yaklaşım getirilerek gözden geçirilmeli.”

BALIK TÜRLERİ TÜKENİYOR!

İPA’nın çalışmasına göre Marmara Denizi’nde canlı sayısı ve tür çeşitliliği azalıyor. Aynı zamanda canlılara ev sahipliği yapan farklı yaşam alanları yok oluyor. Çeşitli çevresel kirlilik baskıları sonucunda denizanası popülasyonunda ise hızlı bir artış gözleniyor. Çanakkale Boğazı’ndaki mercan türleri büyük oranda olumsuz etkileniyor, Marmara Denizi’ndeki balık türleri ve bir yere tutunarak sabit yaşayan mercan, sünger gibi canlı türleri bu durumdan olumsuz etkileniyor. Oksijen oranında azalma, kirleticilerin yoğunluğunda ise artma trendi sürerse, Boğaz boyunca, Bebek, Hisarönü, Ahırkapı açıkları ve jet akımının gerçekleştiği bölgelere ve lodos estikçe tüm İstanbul’a, poyraz estikçe Güney Marmara’ya bu koku sirayet edecek.

Marmara Denizi’nde, gırgır balıkçılığı olarak tanımlanan, balıkların etrafını çevirmek ve bunları ağ içerisinde hapsetmek suretiyle yakalanmalarını sağlayan avlanma yöntemi ve küçük ölçekli balıkçılık faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Marmara Denizi’nde avlanan 48’si balık türü ve 12’si ise diğer sucul türler olmak üzere toplam 60 farklı türün ticari olarak balıkçılığı yapılıyor. Marmara Denizi’nde kontrolsüz ve denetimsiz balıkçılık aktivitesi nedeniyle balık stokları önemli ölçüde tükenmiş durumda. Nesli tükenen balıklar arasında ilk sırada, oksijen seviyesi düştüğü için Marmara Denizi'ni terk ettiği düşünülen kılıçbalığı yer alıyor. Uskumru, orkinos, beyaz kum midyesi avcılığı da artık yapılamıyor.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Yerel düzeyde; valilikler, büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, sahil güvenlik teşkilatı gibi kurumlar, merkezi düzeyde ise bakanlıkların sorumlu olduğu Marmara Denizi’nde kirliliğin önüne geçmek için neler yapılmalı? Raporda şu önerilere yer verildi:

-Marmara Denizi’ne yönelik olarak araştırma stratejisi ortaya konulmalı. Var olan veriler değerlendirilmeli ve ihtiyaç olan veriler için hangi çalışmaların yapılması gerektiği ortaya konulmalı.

-Marmara Denizi’nin ne kadarlık bir kirlilik yükünü taşıyabileceği ve şu anda bu taşıma noktasının neresinde olunduğu bilinmeli. Yaşamın kıyısında olan Marmara Denizi’ni öldürmemek için ekosistem daha fazla zorlanmamalı.

-Evsel ve endüstriyel atıksu bertarafında kullanılan ön arıtma yöntemi terkedilip ileri biyolojik arıtma yöntemi varsayılan hale getirilmeli. Ayrıca katı atık bertarafı ile ilgili konular (ör. gemilerin atıklarını doğrudan denize boşaltmaları gibi) da gözden geçirilmeli.

-Marmara Denizi’ndeki kirletici yüklerin takip edilmesi için kirletici kaynakların olduğu bölgelere ölçüm istasyonları kurularak izleme çalışmaları yapılmalı, izleme programları ve takip sistemleri oluşturulmalı.

 


ARŞİV