Güvenli bir alt sınırı olmayan kurşun, düşük düzeylerde bile çocukların beyin gelişimini, bilişsel becerilerini, öğrenme kapasitesini ve eğitim yaşamını olumsuz etkileyebiliyor. Bir Arada Yaşarız Eğitim ve Toplumsal Araştırmalar Vakfı’nın (BAYETAV) nisan ayında yayınladığı raporda, çocukların kurşuna maruz kalması yalnızca bir çevre sağlığı meselesi değil; aynı zamanda yoksulluk, gıda güvencesizliği, çevresel adaletsizlik ve eğitim eşitsizliğiyle yakından bağlantılı bir kamusal sorun olarak ele alınıyor. Dr. Bülent Şık imzalı “Kurşuna Karşı Bir Öğün” başlıklı çalışmaya göre Türkiye’de çocuklara yönelik düzenli bir kan kurşun düzeyi izleme sistemi bulunmadığı için sorunun gerçek boyutlarını tam olarak ortaya koymak mümkün değil.
KURŞUN NASIL YAYILIYOR?
Rapora göre kurşun, çevrede yok olmayan bir ağır metal. Hava, su ve toprak arasında taşınarak uzun süreli bir çevresel döngü oluşturuyor. Bu döngü yalnızca güncel kirlilikle sınırlı kalmıyor; geçmişte oluşmuş birikimlerin de etkisini sürdürmesine neden oluyor.Sanayi faaliyetleri, madencilik, geri dönüşüm süreçleri ve eski altyapı sistemleri bu döngünün başlıca kaynakları arasında yer alıyor.
Kurşunun gıdaya ulaşma sürecinde ise tarımsal üretimden işleme aşamasına kadar uzanan bir zincir söz konusu. Kirli toprak, sulama suyu ve hava yoluyla taşınan partiküller bu sürecin parçaları arasında yer alıyor. Kurşun yalnızca sanayi kaynaklı bir risk değil. Rapora göre; içme suyu, gıda ve ev içi toz yoluyla gündelik yaşamın içine dahil olabiliyor. Metal ve seramik kaplar, boyalar, oyuncaklar ve kozmetik ürünlerde tespit edilen değerler, kurşunun farklı kaynaklardan yayılabildiğini gösteriyor.
ÇOCUKLAR DAHA HASSAS
Rapora göre çocuklar kurşuna karşı yetişkinlere kıyasla daha hassas. Çocukların yerde daha fazla zaman geçirmesi, ellerini ağızlarına götürmesi ve çevreyle doğrudan temas etmesi riski artırıyor. Bunun yanında fizyolojik farklılıklar da belirleyici oluyor. Yetişkinlerde yutulan kurşunun yaklaşık yüzde 3–10’u emilirken, çocuklarda bu oran yüzde 40–50 seviyesine kadar çıkabiliyor. Bu durum, aynı düzeyde temasın çocuklarda daha güçlü etkiler yaratmasına neden oluyor. Demir, kalsiyum ve çinko eksikliklerinin bu emilimi artırabildiği; kurşunun bu minerallerle benzer biyolojik yollar üzerinden vücutta yer değiştirebildiği belirtiliyor.
Rapora göre kurşunun çocuklar üzerindeki etkileri en belirgin biçimde nörogelişim alanında ortaya çıkıyor. Bu etkiler; bilişsel kapasitede düşüş, dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü, davranışsal sorunlar ve okul başarısında gerileme gibi başlıklarla birlikte ele alınıyor.Bu sonuçların çocukların eğitim süreçleriyle doğrudan bağlantılı olduğu ve uzun vadeli etkiler oluşturabildiği belirtiliyor.
NET VERİ YOK
Rapora göre Türkiye’de çocukların kurşunla temasına ilişkin veriler farklı modellemelere dayanıyor. Bu modellemelerde 0–14 yaş grubunda yüz binlerle milyonlar arasında değişen sayıda çocuğun belirli eşiklerin üzerinde kan kurşun düzeyine sahip olabileceği belirtiliyor. Tahminler arasındaki fark kullanılan yöntemlere bağlı olarak değişse de ortaya çıkan tablo geniş bir çocuk nüfusunda risk bulunduğuna işaret ediyor.Türkiye’de çocukların ortalama kan kurşun düzeyi ise 3,23 µg/dL olarak veriliyor. Çocuklar için referans eşik değerlerin 3,5 µg/dL seviyesine kadar düşürüldüğü dikkate alındığında, bu ortalamanın sınır değerlere oldukça yakın olduğu görülüyor.

OKUL YEMEĞİ: SADECE SOSYAL DESTEK DEĞİL
Rapora göre kurşunla temas toplum içinde eşit dağılmıyor. Düşük gelirli çocukların hem çevresel kirliliğin daha yoğun olduğu alanlarda yaşama olasılığı daha yüksek oluyor hem de yeterli ve dengeli beslenmeye erişimde daha fazla zorluk yaşadığı belirtiliyor. Bu iki durum birlikte değerlendirildiğinde, kurşunun etkilerini artıran bir çarpan etkisi ortaya çıkıyor.
Raporda ücretsiz okul yemeği programı, beslenme ile kurşun etkisi arasındaki ilişki üzerinden ele alınıyor. “Ücretsiz okul yemeği yalnızca bir sosyal destek değil, çocukların yetersiz beslenme nedeniyle toksik metallere karşı daha savunmasız hale gelmesini önleyen önemli bir halk sağlığı önlemidir. Bu nedenle programın evrensel, düzenli ve beslenme açısından yeterli biçimde uygulanması sağlanmalı.” ifadelerine yer verilen raporda şu öneriler sıralanıyor:
Özellikle yoksulluk, kötü konut koşulları, sanayi kirliliği ve eski altyapı nedeniyle yüksek risk altındaki bölgelerde düzenli ve erişilebilir tarama programları oluşturulmalı.
İçme suyu ve gıdalar toksik kimyasallar açısından düzenli olarak izlenmeli ve denetlenmeli.
Okul yemekleri ve çocukların tükettiği gıdalar kurşun ve diğer gelişim bozucu maddeler açısından düzenli olarak analiz edilmeli.
Oyuncaklar, okul gereçleri ve gıda kapları gibi ürünlerde kurşun varlığına karşı etkili denetim mekanizmaları kurulmalı.
Eski konutlar, okul binaları ve su tesisatları kurşun riski açısından kontrol edilmeli.
Kurşun sorunu yalnızca çevre başlığıyla değil; sağlık, beslenme, eğitim ve sosyal politikaları kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalı.