“Özel eğitim yoksul öğretmenlerin omuzları üzerinde yükseliyor”

Düşük ücret, güvencesizlik ve barınma sorunu yaşayan özel sektör öğretmenlerinin sorunları ve taleplerini Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ile konuştuk. Ekonomik kriz ve düşük ücret politikası nedeniyle öğretmenlerin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk yaşadığını söyleyen Edebali, “İnsanca bir yaşam talep ediyoruz” diyor

07 Eylül 2023 - 09:38

Yeni eğitim ve öğretim yılı başlarken eğitim alanındaki sorunlar da artarak devam ediyor. Ekonomik kriz ve enflasyon altında ezilen özel sektör öğretmenleri asgari ücret ile geçinmeye çalışıyor. İşten çıkarılma korkusu, güvencesiz çalışma ve Mobbing ile karşı karşıya kalan öğretmenler iki yıl önce kurulan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nda örgütlenmeye başladı. Sendika temsilcileri bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı ile  görüşmeler yapsa da kayda değer bir ilerleme kaydedilemedi. Peki öğretmenler ne talep ediyor? Çözüme kavuşturulması gereken sorunlar neler? Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali ile konuştuk.

-Sendikanız iki yıl önce kuruldu. Bu süreçte neler değişti?

Sendikanın kuruluşu bugüne kadar örgütsüz olan ve bu nedenle sesini duyuramayan öğretmen kitlesinin sorunları olduğunu açığa çıkardı. Öğretmenler birlik ve dayanışma halinde ortak tutum ve talepler belirlediğinde, kararlı bir mücadeleye de dahil olduklarında bir şeylerin değişebileceğini görüyor.  En önemli değişim bu konuda oldu diyebiliriz. Yalnızlık ve mecburiyet kıskacında çalışmak zorunda olan öğretmenlerin dikkate alınır bir bölümü sendika aracılığı ile daha güvenli ve dik durarak hareket ediyor.  

“HAKLAR ÇİĞNENİYOR”

-Öğretmenlerin ekonomik ve sosyal haklarının iyileştirilmesi için birçok defa eylem yaptınız ve kamuoyuna bu konuda açıklama yaptınız. Öğretmenlerin yaşadığı sorunlar neler?

Özel sektörde çalışan öğretmenler haklar bakımından öğretmen gibi değil en dip noktada bir işçi gibi çalışıyor. Süreli sözleşmenin yarattığı geçici çalışma ortamı, işsizlik tehdidi ve bunun bir sopa olarak patronların elinde dolaşması ciddi sıkıntılar yaratıyor. Her ne kadar çalışma koşulları bu tabloyu sunarken, güdük de olsa yazılı hale getirilmiş haklar var. Milli Eğitim Bakanlığının kanun ve yönetmeliklerinde yer alan bu haklar patronlar tarafından çiğneniyor. Özel öğretim kurumu sahipleri öğretmene “siz kamuda çalışmıyorsunuz, özel sektörde iş kanuna bağlı çalışıyorsunuz” diyerek önemli hakları gasp etti. Bunların başında ek ders ücretlerini ödememe, idari izin ve tatil haklarını kullandırmayarak bu günlerde zorla çalıştırma geliyor. Sendikamız bu konularda Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve Milli Eğitim Temel Mevzuatı üzerinden ilerledi. Gerek bakanlık çalışanlarına, gerek kurum patronları ve idaresine bu konuda hatırlatmalarda ve taleplerde bulunduk. Bakanlığın teftiş taleplerimizi dikkate almaması üzerine sendika içinden ekipler çıkardık ve öğretmenleri tatil gününde çalıştıran kurumları “bastık”. Müdahaleyi video ile kayıt altına alarak kamuoyu ile paylaştık. Domino etkisi yaratan bu durum teker teker çalışma iptallerini ve izinlerin kullanılmasını sağladı. MEB, bu konuda resmi yazı çıkarmak zorunda kaldı.  

Öğretmenlerin imzaladıkları sözleşmelerde olması ve uyulması gereken, MEB’in belirlediği şartlar var. Özel öğretim patronları fason çekmece  sözleşmeler ile öğretmenlerin haklarını gasp ediyor. Sendikamız binlerce öğretmenin dava süreçlerini organize ederek usulsüz uygulamaları açığa çıkardı ve haklı fesihin yolunu açtı. Öğretmenin kıdem hakkını gasp etmek için istifaya zorlanmasının önü bir çok yerde kesildi.  

 -Ekonomik kazanımlar elde edebildiniz mi?

Asgari ücret düzeni açığa çıktı. Öğretmenler iyileştirme talep ederek okullarda (iş yerlerinde) imza, dilekçe toplayarak, toplu mail atarak maaşlarında iyileştirme talep ettiler. Okul bahçelerinde alkışlı eylemler yapıldı. Tüm bunlar özel öğretim emek alanında ilkler arasında. Bazı yerlerde kazanımlar elde edildi. Bazı yerlerde ise işten çıkarma saldırıları ile karşı karşıya kaldık. Eğitim piyasasında adı “marka” olan kurumların aslında sömürü düzeni kurduklarını kamuoyu öğrenir oldu. Taban maaş talebimiz kamuoyu tarafından tartışılır noktaya geldi. Seçim öncesi muhalefet partileri bu haklı talebi gündemlerine alan söylem geliştirdi.

TBMM KARAR ALABİLİR

-Taban maaş talebiniz de var. Bu konuda bir gelişme var mı?

2014 yılında alınan taban maaş hakkının tekrar kabul edileceği yer TBMM. Bir öğretmenin asgari ücretle çalışmasını yasaklayacak ve mesleğin toplumsal değerini koruyacak bu kararı almıyorlar. Öğretmenlik mesleği ile ilgili söyledikleri sözlerde samimi değiller. Bunun nedenleri arasında özel okul, kurs, rehabilitasyon merkezleri patronları ile ilişki, özelleştirilme politikasının şart koştuğu çalışma düzeni ve öğretmen emeğini kamusal alanda bir yük olarak görmek yer alıyor. Biz hem toplumsal vicdanı hem de vasıflı bir çalışan olarak öğretmen emeğinin bulması gereken değeri dikkate alıyoruz. Geçen sene muhalefet partileri mecliste taban maaş ile ilgili önergeler ve kanunlar teklif etti. Hükümet ise bu teklifleri yukarıda saydığımız nedenlerle ve dar siyasi rekabetin içinde değerlendirerek muhalefetin talebiymiş gibi gördü. Bunu yanlış buluyoruz.  

-Üye sayınız arttı mı?

 Üyemiz arttı. İki senelik bir sendikayız. Çalışma Bakanlığının açıkladığı istatistiğe göre oran olarak en hızlı büyüyen sendikayız. Üye sayımız 10 bine yaklaştı. Kayıt dışı çalıştırılan, başka iş kolunda faaliyette bulunan okullarda çalışan arkadaşlarımız resmi üye olamıyor. Bu şekilde çok sayıda resmiyete dönüşmeyen üyemiz var. İçinde bulunduğumuz iş kolu çorba bir iş kolu. Bu kolun dağıtılması ve revize edilmesi gerekiyor. Hem çalışan sayısı hem meslek sayısı anlamında en kalabalık iş kolu. Sendikal barajı dikkate aldığımızda toplu iş sözleşmesi hakkımız için 40 bin üye gerekiyor. İşkolunda çalışan eğitim emekçisi 400 bin civarında. Kamuda olduğu gibi özelde de eğitim, öğretim ve bilim hizmet kolu talep ediyoruz. Bu durum sağlanırsa toplu iş sözleşmesi barajını çoktan geçmiş oluyoruz. Bu hali ile özel sektör öğretmenlerinin toplu iş sözleşmesi hakkı gasp ediliyor. Kampanya çalışmalarımızdan biri de bu. Tüm öğretmenleri sendikaya üye olmaya davet ediyoruz.  

-Özellikle İstanbul’da ve Kadıköy’de kira fiyatları arttı. Öğretmenlerin sadece Kadıköy’de değil, İstanbul’un birçok ilçesinde  ev kiralaması imkansız hale geldi.

Barınma sorunu toplumsal bir sorun. Bu sorunu öğretmenler de yaşıyor. Aylık kiraların 20 bin lira olduğu bir kentte asgari ücret ile çalışanların barınma sorunu ciddi boyutlarda. Aileler tedirgin, öğrenci evi ortamında kalmak zorunda olan öğretmenler var. Enflasyon ve kriz öğretmenin belini büküyor. Ekonomik krizin boyutu, krizi fırsata çeviren özel öğretim kurumu sahiplerinin düşük ücret politikası hepsi iç içe geçiyor ve temel ihtiyaçları karşılamakta zorluklar oluşuyor. Kısmi gündelik taleplerin çözüm yaratmayacağı bir ülke ortamı diyebiliriz. İnsanca bir yaşam talep ediyoruz.İstanbul’da özel öğretim tüm şehre yayılmış durumda. Beylikdüzü’nden Tuzla’ya kadar özel öğretim yaygın. Öğretmenler merkezi ve daha pahalı olan ilçelerde görev yapsalar da buralara kentin uzak ya da kenar ilçelerinden ulaşım sağlıyorlar. Yolda geçen süre mesainin parçası haline geliyor. Bunun yarattığı olumsuz sonuçlar da malum. Stres, yorgunluk, mutsuzluk sonuçlar arasında. “Özel eğitim” yoksul öğretmenlerin omuzları üzerinden yükseliyor.  

 


ARŞİV