Sağlık emekçisi kadınlardan 8 Mart çağrısı!

SES Anadolu Şube Kadın Meclisi, Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi önünde kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekerek 8 Mart’ta çağrı yaptı

06 Mart 2026 - 15:25

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Anadolu Şube Kadın Meclisi, kadınların evde ve işte yaşadığı ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlara dikkat çekmek için Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. 8 Mart Pazar günü Kadıköy İskele Meydanı’nda yapılacak Büyük Kadın Mitingi’ne de çağrı yapan kadınlar, “Doğumda bedenim, evde emeğim, işte hakkım yok sayılıyor”, “Erkek aklıyla yönetilen sağlık kadınları eziyor” dövizleri taşıdı, “Kreş haktır lütuf değil, “Yaşasın kadın mücadelemiz” sloganlarını attı.

Basın açıklamasını SES Anadolu Şube Kadın Sekreteri Sevgi Mersin okudu. 8 Mart’ın emeğin sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa, baskıya ve şiddete karşı kadınların direnişini simgeleyen bir mücadele günü olduğunu dile getiren Sevgi Mersin, “Biz kadınlar olarak geçmişten bugüne emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesinde hayatını kaybeden tüm kadınları saygıyla anıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara ve savaşlara karşı sesimizi yükseltiyor, tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırıyoruz.” dedi. 

“İSTİHDAMDAN UZAKLAŞTIRILIYORUZ”

Dünyada ve ülkemizde yaşanan krizlerin bedelinin öncelikle kadınlara ödetilmeye çalışıldığını söyleyen Sevgi Mersin şöyle devam etti: “Neoliberal politikalar kadınları ucuz işgücü olarak emek piyasasına dahil ederken, düşük ücret, güvencesiz ve esnek çalışma biçimleri yaygınlaştırılıyor. Kamusal hizmetlerin tasfiyesi ise ‘iş ve aile uyumu’ söylemiyle meşrulaştırılıyor. 23 yıldır ekonominin büyüdüğü söylemiyle övünen iktidar, bir kriz algısı yaratarak kamusal sorumluluklarından geri çekiliyor. Kreşler, yaşlı ve gündüz bakımevleri gibi kamusal bakım hizmetleri tasfiye edilirken, bu alanlar teşviklerle özel sektörün insafına bırakılıyor. Kadınların büyük çoğunluğunun asgari ücret ve altında çalıştığı bir ülkede özel kreş ve bakımevleri kadın istihdamının önünde ciddi bir engel haline geliyor. Kamu harcamaları kısılırken sosyal hakların daraltılmasıyla oluşan boşluk, yine kadınların ücretsiz emeğiyle dolduruluyor. ‘Annelik’, ‘vicdan’, ‘fedakârlık’ söylemleriyle yürütülen politikalar, bakım ve ev içi emeği kadınların omzuna yüklemeye devam ediyor. Çocuk, hasta, yaşlı ve engelli bakımı, yarı zamanlı çalışma, bakım ödenekleri ve benzeri uygulamalarla kadınları adeta “enformel çalışanlar” haline getiriyor. Bakımın toplumsal bir sorumluluk olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Kadınların doğasının bir parçasıymış gibi sunulan bu anlayışı ve cinsiyetçi iş bölümünün kurumsallaştırılmasını kabul etmiyoruz. Bu politikaların kadınları istihdamdan uzaklaştırdığını, emeğimizi görünmez ve değersiz kıldığını biliyoruz.”

“Kadınlara ‘en az üç çocuk doğurun’ çağrısı yapan iktidar, aynı zamanda kadınları çalışma yaşamının dışına iten politikaları müjde gibi sunuyor.” diyen Mersin, “‘Yarı zamanlı çalışma’ ebeveyn izni gibi gösterilse de bunun en çok kadınlar tarafından kullanılmak zorunda kalacağını biliyoruz. Esnek çalışma kadınların yükünü artırırken emeklilik, kıdem ve diğer haklarını da zayıflatıyor. Kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm yarı zamanlı çalışma değil tüm işyerlerinde, sayı kısıtlaması olmaksızın ücretsiz kreşlerin açılmasıdır.” diye konuştu. 

“KIZ ÇOCUKLARI EĞİTİMDEN KOPARILIYOR”

Türkiye’de yoksulluk, barınma ve beslenme sorunları nedeniyle yüz binlerce kız çocuğunun eğitimden koparıldığına dikkat çeken Mersin, “Eğitim sistemi ve müfredatta yapılan değişikliklerle demokratik, bilimsel, laik ve cinsiyet eşitlikçi eğitim zayıflatılırken, çocuklara küçük yaştan itibaren katı cinsiyet rolleri dayatılıyor.” dedi. 

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması ve 6284 sayılı yasanın etkisiz hale getirilmesinin kadınların yaşam hakkını tehdit ettiğini belirten Sevgi Mersin, kadın cinayetlerinin artarak devam ettiğine vurgu yaptığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü, birçok kadının ölümü şüpheli olarak kaydedildi. Cezasızlık politikaları failleri cesaretlendiriyor. Kadın ve LGBTİ+ karşıtı söylemler yaygınlaştırılıyor, Medeni Yasa’daki kazanımlar hedef alınıyor.”

“8 MART’TA ALANLARDAYIZ”

Eşit ve güvenceli çalışma, kamusal bakım hizmetleri ve herkes için erişilebilir eğitim haklarından vazgeçmediklerini, yoksulluk, güvencesizlik, kayıt dışı çalışma, çocuk yaşta işçileşme ve iş cinayetlerine itiraz ettiklerini söyleyen Mersin, “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın uygulanması, güvenceli iş ve insanca ücret, kadın yoksulluğunu artıran politikalara son verilmesi, çalışma hayatında eşitlik ve ayrımcılığın son bulması, ILO 190 sayılı sözleşmesinin onaylanması, karar mekanizmalarında eşit temsiliyet, kamusal bakım hizmetleri ve ücretsiz kreşler, 8 Mart’ın kadınlar için ücretli izin günü sayılması, Kadın ve LGBTİ+’lara yönelik ayrımcılığa karşı çıkmak ve barış, demokrasi ve laiklik için 8 Mart’ta alanlardayız.” diyerek açıklamayı bitirdi. 

 

ARŞİV