Yerli tiyatromuzun usta isimlerinden Zihni Göktay, 5 Temmuz Pazar günü akşam saatlerinde tedavi altına alındığı hastanenin yoğun bakım ünitesinde 81 yaşında hayatını kaybetti. Vefat haberini kızı Zeynep Göktay Dilbaz, sosyal medya hesabından duyurdu. Dilbaz, babasının yılın başında Ankara turnesi sırasında yaşadığı kalça kırığının ardından sağlık sorunlarının arttığını ancak yaşama sevincini ve yeniden sahneye çıkma umudunu son ana kadar koruduğunu belirterek, bu süreçte ailelerini yalnız bırakmayan herkese teşekkür etti.
ANKARA SAHNELERİNDEN İSTANBUL’A
Şehir Tiyatroları’ndan yapılan yazılı açıklamada, Zihni Göktay için “Kendisini her zaman "Dârülbedâyi’nin bir neferi" olarak tanımlayan usta sanatçı, tiyatronun disiplinini, ahlakını ve usta-çırak ilişkisini genç kuşaklara aktaran bir ekoldü. Zihni Göktay, ortaoyunu ve tuluat geleneğini modern tiyatro sahnesine başarıyla taşıyan sanatçılardan biriydi. Metne sadık kalırken sahneye, seyirciye ve o anın enerjisine göre oyunu doğaçlama repliklerle zenginleştirme becerisi, onu geleneksel Türk tiyatrosunun modern bir öncüsü yaptı.” denildi.
Zihni Göktay, profesyonel sanat hayatına 1964’te Ankara Meydan Sahnesi'nde başladı. 1973 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları kadrosuna katılan sanatçı, 1978-1996 yıllarında İstanbul Radyosu Radyo Tiyatro Şubesi'nde yönetmen ve oyuncu olarak görev yaptı. Türk tiyatrosunda tuluat geleneğinin son temsilcilerinden biri olarak gösterilen Göktay, sanat yaşamı boyunca 82 oyunda rol aldı. 1973’te girdiği Şehir Tiyatroları’ndan 2011’de emekli olan, ancak sahneye çıkmayı sürdüren Göktay, efsanevi Lüküs Hayat müzikalindeki "Rıza" rolüyle 5 bine yakın kez seyirciyi selamladı. Kuşlar, Kanlı Nigar, Resimli Osmanlı Tarihi, Pembe Konağın Gelinleri gibi oyunlarda da 4-5 sezon oynayan, Kuruntu Ailesi, Bizimkiler gibi dizilerde de uzun süre rol alan sanatçı, istikrarlı ve uzun soluklu işleri tercih ediyordu. Feneryolu'ndaki evinin kentsel dönüşüme girmesiyle geçici olarak huzurevine yerleşen Göktay, çocuklarının ısrarına rağmen bu kararı aldığını ve çok mutlu olduğunu söylemişti.
Sanat hayatı boyunca açık sözlülüğü ve mesleğine olan aşkıyla tanınan büyük usta, Gazete Kadıköy’e pek çok röportaj vermişti. Biz de sanatçının anısına onunla yaptığımız söyleşilerden bazı bölümleri yeniden yayımlıyoruz.
“TİYATRO TİMSAH GİBİ”
- Bu mesleğe severek başladım ve devam ediyorum. Beni sahne değil, sahnenin dışındaki hayat yoruyor. Sahneye 40 derece ateşle çıksam, ateşim düşer, seyircimle olmak bana iyi geliyor. 18 yaşımdan beri sahnelerdeyim. Sahne üstünde istediğim her şeyi yapabilmiş olmanın sahne huzuru içindeyim.
- Bir daha dünyaya gelsem yine tiyatrocu olurdum. Ama sanatçısına bu kadar az değer veren bir ülkede değil.
- Tiyatroyu politikadan soyutlayamayız. Tiyatrocu bir timsah gibidir. Yırtıcılık açısından değil. Timsah geri geri gidemeyen tek hayvandır. Tiyatro da biz de hep ileri gittik. Hangi hükümet gelirse gelsin, 1914'te kurulmuş olan Darülbedayi ilkelerinden taviz vermedik. En iyi oyun neyse onu seçtik, ama Nazım Hikmet ama Necip Fazıl...

“MÜZİKAL İBRET”
Lüküs Hayat, Batılılaşma sürecinde Suadiye'de kapitülasyonların etkisiyle ayaklarını yorganına göre uzatamamış, har vurup harman savuran bir grup köşk sakininin düştükleri gülünç durumu ve bundan yararlanmaya kalkan bir takım insanları anlatır. Aslında bir müzikal ibrettir. Hala bile öyle zira Türkiye'de milyonlarca kişi köşeyi dönme telaşında. İnsanlar, bu oyunda hem gülüyor hem de ibret alıyor. Eserde hayatın her alanına göndermeler var. Lüküs Hayat evladım gibi... Meslek hayatımın yarısı onunla geçti.
İSTANBUL SEVGİSİ, KADIKÖY AŞKI
- Ben önce bir İstanbul aşığıyım, sonra da Kadıköy. Fatihliyim aslında. Eşim Sevinç'le evlendikten sonra Kadıköy'e taşındık. Kadıköy gibi ayrıcalıklı bir semtte yaşamanın huzuru ve mutluluğu içindeyim. Kültür merkezilerimiz, tiyatrolarımız, parklarımız çok güzel. İlçemizin gazetesini (Gazete Kadıköy) çok seviyor, okuyoruz.
- Kadıköy, çocukluktan beri hayran olduğum bir yerdi. Özellikle Fenerbahçe, Kalamış'ı çok severdim. Fatih'te yaşardık ama dayım Göztepe'de oturuyordu. Haftasonları hep dayımlara gelirdik. Caddebostan, Suadiye plajlarından denize girer, balık tutardık. Şimdi o hayran olduğum semtlere çok yakın oturuyorum. Çocuklarımızı da burada büyüttük.
- Bir ricam var; tarihi önemi olmayan gül, karanfil gibi sokak isimlerinin; oyuncu, yazar, sanatçı isimleriyle değiştirilmesi. Mesela Üsküdar’da Zihni Göktay sokak var! İlçem dışında beni düşündüler, sağolsunlar. Kadıköy Belediyesi’ne duyurmuş olayım. (gülüyor)
''Tiyatrocuyla evli olmak zor''
Zihni Göktay’ın 2022’de yaşamını yitiren rahmetli eşi Sevinç Göktay: ''Zihni ile aynı mahallede oturuyorduk, balkonlarımız karşılıklıydı. 24 yaşımda iken başka kimseyi tanımdan Zihni Beyle evlendim. Bir tiyatrocu ile evli olmak zor. Tiyatro ortamındaki ilişkilerdeki fazla samimiyet beni rahatsız etti. Bambaşka bir dünyaya girmiştim. Zorluklarını baştan çok yaşadım. Zihni sabahlara kadar çalışırdı. Çocukların bakımı, evin işleyişi her şey benim üstümdeydi. Hatta Dullar Pansiyonu’nda rol alırken, bir gün dayanamadım seti bastım. Yapımcıya rahatsızlığımı dile getirmiştim. Şimdi daha rahatız. Kaç yıl oldu, hala Lüküs Hayat'ı izlemeye giderim. Eşimi eleştiririm kimi zaman.''
(Fotoğraflar: Sinem TEZER/Tunahan YURDAKUL)