Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Nisan 2025 – Nisan 2026 dönemini kapsayan Basın Özgürlüğü Raporu’nu yedinci kez kamuoyuyla paylaştı. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yayımlanan rapor, Türkiye'de gazeteciliğin üzerindeki baskının “kurumsallaşmış bir yapıya” dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Dünya basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 163. sıraya gerileyen Türkiye’de, bu yılki raporun odak noktasını “sansür yasası” olarak bilinen TCK 217/A (Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma) maddesi oluşturdu.
88 GAZETECİ HAKKINDA 113 SORUŞTURMA
Rapora göre, 2022'de yürürlüğe giren TCK 217/A maddesi, gazeteciler üzerinde en büyük tehdit unsuru haline geldi. Veriler, bu düzenlemenin mesleki faaliyetleri doğrudan hedef aldığını ortaya koydu. Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en az 88 gazeteci hakkında 113 soruşturmanın açıldığını belirten rapora göre 29 gazeteci gözaltına alınırken, 6'sı tutuklandı; son bir yıldaki 67 gözaltı işleminin 20'si ise doğrudan bu suçlamaya dayandırıldı. Raporda gözaltına alınan 20 gazeteciden 14’ü hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve imza gibi adli kontrol tedbirleri uygulandığına da dikkat çekildi.
BİR YILLIK BİLANÇO: SALDIRI, CEZA, SANSÜR
Raporun Nisan 2025 – Nisan 2026 verileri, basın emekçilerinin sadece hukuki değil, fiziksel tehditlerle de boğuştuğunu gösteriyor:
“HUKUK DEVLETİ YERİNİ KEYFİYETE BIRAKTI”
TGS tarafından yapılan değerlendirmede, ihlallerin münferit olaylar olmadığı vurgulandı. Raporda, “Hukuk devleti ilkesinin iktidarın keyfiyetiyle yer değiştirdiği bu dönemde, anayasal güvenceler etkisizleşmiş durumdadır.” ifadelerine yer verildi. Özellikle gazetecilerin ikametlerinden alınarak kilometrelerce uzaklıktaki şehirlere (İstanbul'dan Artvin'e, Tokat'tan Ankara'ya) götürülerek tutuklanmasının soruşturma süreçlerinin de "fiili bir cezalandırma mekanizmasına" dönüştüğünün kanıtı olarak sunulduğu raporun ‘Sektöre Bakış’ bölümünde ise medyadaki ekonomik çöküşe dikkat çekildi. Gazetecilik mezunları arasındaki yüksek işsizlik oranı ve çalışanların derinleşen yoksulluğu, baskı rejiminin diğer yüzü olarak nitelendirildi.
TGS’DEN MÜCADELE ÇAĞRISI
“Gazetecilik faaliyetinin anayasal güvencesinin hiçe sayıldığı bir düzende, demokratik hak ve özgürlüklerin de korunamayacağı açık.” denilen raporun sonunda şu çağrıya yer verildi: “Gelecek yıl 3 Mayıs’ta, basın ve ifade özgürlüğünün korunduğu, hukuk devleti işleyişinin tesis edildiği, gazetecilerin insanca çalışma ve yaşama taleplerinde kazanımlar elde ettikleri bir tablonun raporunu yayınlayabilmek temennisiyle tüm meslektaşlarımızı sendikalı olmaya, mücadele etmeye ve birlikte kazanmaya çağırıyoruz.”