Kadıköy Belediyesi 10.Kitap Günleri, belediye bahçesinde yayınevleri stantlarında okuyucuları kitaplarla, söyleşi alanlarında ise gazeteci, yazar, akademisyen ve sanatçıları yurttaşlarla buluşturmayı sürdürüyor. Gazeteci İsmail Arı da 75 günlük tutukluğunun ardından Kitap Günleri’nde “Halkın Haber Hakkı ve Gazetecilik” söyleşine konuk oldu. Buse İlkin Yerli’nin moderatör olduğu söyleşide Arı, tutukluk nedenini, gazetecilerin üzerindeki baskıları, hak ihlallerini, siyasal iktidar tarafından kurulan baskı ve yargı kıskacından nasıl çıkalabileceğini anlattı.
“YAZILMASIN, BİLİNMESİN İSTİYORLAR”
“Tüm Türkiye'nin bildiği, Meclis’te aylarca günlerce konuşulan, her gazetecinin üzerine haber yaptığı, yaptığım haberler üzerine üç ödül aldığım Yunus Emre Vakfı davası ile suçlandım.” diyen Birgün Gazetesi muhabiri İsmail Arı, anlatmayı şöyle sürdürdü: “Yunus Emre Vakfı davasına bakan hakimle ile savcı beni yargıladı. Onlara “bu davaya siz baktınız. Ortada bir soruşturma değil kovuşturma olduğunu en iyi siz biliyorsunuz. Sayın hakim o zaman siz yine yerinizdeydiniz. Savcı hanım yine oradaydı. Memur bey yine buradaydı. Tek fark benim konumum. O zaman izleyici tarafındaydım. Sabah 10.00'da başlayıp akşam 17.00’e biten bu da yolsuzluk davasının ilk duruşmasını takip edip haber yaptım. Sonra ben onu haber yaptım diye buraya sanık kürsüsüne geldim ve siz beni bu suçtan cezalandıracak mısınız. Levent Kırca’nın olacak o kadar sikeci gibi bir durumun içerisindeyiz.’ dedim. İzleyiciler gülünce hakim de dayanamadı. O da artık güldü bu saçmalığa. O da tebessüm etmek zorunda kaldı. Maalesef artık dokunanın yandığı çok şey var. Şimdi birçok mesele konuşulmasın, bilinmesin isteniyor. İnadına konuşup yazdığınızda tutukluyorlar.”

İsmail Arı, “Siz tutuklandığınız da başka bir arkadaşınız yazıp çizerek sizin bıraktığınız hikayeyi devam ettirdiğinde bu sefer de erişim engeli kararı ile o haberleri, videoları saatler içinde yok ediyorlar. Sabah 08.00'de yayınladığımız ve 11.00'de erişime engellenen 3 saatte yok edilen haberlerimiz var. Hepsi de iktidar mensuplarıyla, o çevreyle, bürokrasinin o çevresiyle ilgili. İnadına yapıldığında da bu sefer yok edelim diyorlar. Aslında bir hafızayı siliyorlar.” dedi.
“ÇIPLAK ARAMA YAPMAK İSTEDİLER”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında tutuklu yargılanan Medya A.Ş Genel Müdürü Fatoş Türker'in 9 Haziran’da görülen duruşmasında gözaltı sürecinde çıplak aramaya maruz bırakılmak istendiğini açıkladığını hatırlatan İsmail Arı, kendisine de emniyette çıplak arama yapılmak istendiğinibelirterek, “Yaptıkları bir uygulama ve maalesef bu yapılıyor. Bunu emniyetle kabul etmedim. ‘çıplak arama talebin kanunsuz. Ben bunu kabul etmiyorum. Gel sen yap çıplak aramayı, gel pantolonumu indir’ demem hiç beklemedikleri bir şeydi. Bu sefer diğer polisler araya girdi. Tamam tamam gerek yok dediler ve vazgeçtiler.” diye konuştu.
Adalet Bakanı’nın değişmesiyle birlikte Ankara yargısında yeni bir döneme geçileceğini de ifade eden Arı, “Çok uzun süredir hatırlarsanız Ankara'da tutuklanan gazeteci yoktu. En son benim hatırladığım 2021 yılında Tolga Şardan’dı. İstanbul'daki gibi her ay bir gazeteci tutuklanıyor gibi bir durum da yoktu. Ama Adalet Bakanı’nın değişimiyle ben tutuklandım. Ve o zaman cezaevindeyken yazmıştım. Ankara yargısında yeni bir döneme geçiliyor, yeni bir dönemin kapısı aralandı diye. Yapılan yeni savcı değişikliği ve atamalar ile Ankara yargısı çok hızlı bir şekilde yeniden şekillendirildi. Buna dair öngörümü de söyleyeyim. Zaten adli tatil başlayacak. Yazın Meclis kapanacak. O yaz dönemi bazı dosyaların hazırlanmasıyla geçecek. Eylül ayından itibaren hem Ankara'da belediyelere bazı operasyonlar göreceğiz, hem de belki Özgür Özel ve seçilmiş genel başkan yardımcılarına, parti meclisine yönelik dokunulmazlıkların kaldırılması ve bazı fezlekelerin meclise gönderilmesi gibi adımları.” dedi.

“FRENİ PATLAMIŞ KAMYON GİBİ”
Var olan siyasi iktidarı freni patlamış yokuş aşağı giden bir kamyona benzeten Arı, “Duramazlar. Duvara toslayana kadar daha büyük şeyler yapacaklar. Cumhuriyetin kurucu partisi CHP Genel Merkezi’ne biber gazıyla, plastik mermiyle girilmesi gibi. Belki Özgür Özel'in dokunulmazlığının kaldırılmasına kadar gidebilir. Bunun karşısında hep beraber durmalıyız. Hep beraber mücadele etmeliyiz. Hakikaten iktidar meşruiyetini yitirmiş durumda. Karşımızda koltuğu bırakmak istemeyen, kaybetmek istemeyen, yanında Trump'ın desteğiyle ayakta durup her türlü hukuksuzluğu, kanunsuzluğu yapan, ortada kalan demokrasinin kırıntısını da yok eden bir iktidar var. Bununla da ancak birlikte mücadele edebiliriz, yan yana durarak kazanabiliriz.” diyerek konuşmasını bitirdi.