Yanlış tercih YKS başarısını boşa çıkarabilir

Yaklaşık 2,5 milyon adayın katıldığı YKS’nin ardından tercih maratonu başladı. Eğitim Koçu Murat Vural, adayların puan yerine başarı sıralamasını esas alması gerektiğini belirterek kontenjan değişiklikleri ve tercih eğilimlerinin dikkatle incelenmesi gerektiği uyarısında bulundu

30 Temmuz 2026 - 13:26

Yaklaşık 2,5 milyon adayın katıldığı Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte üniversite tercih süreci başladı. Tercih işlemleri 29 Temmuz-10 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adayların geleceklerini doğrudan etkileyecek bu dönemde başarı sıralaması, kontenjan değişiklikleri, bölümlere yönelik talep ve meslek seçimi gibi pek çok unsurun dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Eğitim koçu Murat Vural, tercih sürecinde yapılan hataları, doğru tercih listesinin nasıl hazırlanması gerektiğini ve bu yıl öne çıkan bölümleri gazetemize anlattı.

Tercih döneminin doğru yönetilmesi gerektiğini belirten Vural, “Şu an sınavdan çok daha zor olan üniversite tercih dönemindeyiz. Maalesef pek çok öğrenci sınavı iyi geçirse bile tercih dönemini yeterince doğru geçirmediğinde girebilecekleri bölüm ya da üniversitelere yerleşemiyor. Bundan dolayı tercih dönemi de en az YKS süreci kadar dikkatli yönetilmelidir. Öğrencilerin puana göre değil sıralamasına göre tercih yapması gerekir. Çünkü sınavın kolay-zor seviyesine göre puanlarda her yıl inişler çıkışlar olabiliyor. Bundan dolayı öğrencinin dikkate alması gerektiği ilk şey sahip olduğu sıralamadır. Aksi halde öğrenci yanlış tercih yapar ve yerleşebileceği bölüm ya da üniversiteye yerleşemeyebilir.” dedi.

DOĞRU TERCİH NASIL YAPILMALI?

Tercih sürecinde yerleştirme sisteminin iyi anlaşılması gerektiğini vurgulayan Vural, son yıllarda değişen kontenjanların ve öğrencilerin tercih eğilimlerinin sonuçları doğrudan etkilediğini söyledi. Geçen yıl İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümü’nü örnek gösteren Vural, kontenjanın azalması ve talebin artması nedeniyle sıralaması yeterli görünen birçok adayın bölüme yerleşemediğini belirtti.

Öğrencilerin yalnızca geçmiş yılların taban sıralamalarına güvenmemesi gerektiğini ifade eden Vural, “Tercih eğilimlerini dikkate almayan adaylar ‘Buraya kesin girerim’ düşüncesiyle hareket edebiliyor. Oysa kontenjanlar ve talep değiştiğinde sonuçlar da değişiyor. Bu nedenle tercih konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan öğrenciler, güvendikleri bir uzmandan destek almalı.” diye konuştu.

Listeye eklenen her bölümün tercih için risk oluşturduğuna değinen Vural, “Öğrenci ve velilere verebileceğim en önemli tavsiye, istemedikleri bir bölüm ve üniversiteyi kesinlikle tercih listelerinde bulundurmasınlar. “Bu bölüm bana gelmez” gibi düşüncelerle yazılan her bölüm tercih listesi için son derece risklidir. Zira tercih listesinde bulunan her bölümün gelme ihtimali olduğunu unutmamak gerekir. Eğer istemediğiniz bir bölümü tercih listenizde bulundurursanız ve o bölüme yerleşirseniz bir sene sonra lise ortaöğretim puanınız yarı yarıya düşüyor. Bundan dolayı tercih yaparken hem sıralamamızı hem kontenjanları hem de tercih eğilimini dikkate almamız gerekir. Buna ek olarak tercih edeceğimiz bölümün, gelecekteki potansiyel konumu ve kendi kişilik yapımıza uygun olup olmadığı da son derece önemli.” şeklinde konuştu.

YAPAY ZEKÂ BÖLÜMLERİ ÖNE ÇIKIYOR

YÖK’ün son yıllarda yapay zekâ ve bilişim odaklı programlara ağırlık verdiğini belirten Vural, hukuk, diş hekimliği ve işletme gibi bazı bölümlerde ise kontenjanların azaltıldığını söyledi.

Bu yıl ilk kez öğrenci alacak Tarih ve Yapay Zekâ ile Felsefe ve Yapay Zekâ programlarının dikkat çektiğini ifade eden Vural, “Bu bölümlerden mezun olacak öğrencilerin yapay zekâ etiği ve teknoloji danışmanlığı gibi alanlarda görev almaları hedefleniyor. Klasik felsefe eğitimi ile yapay zekâ bilgisinin bir araya gelmesi yeni dünyanın etik sorunlarına çözüm üretebilecek uzmanların yetişmesine katkı sağlayacak.” dedi.

“REKABET DAHA ZOR”

Bu yıl özellikle sayısal alanda rekabetin arttığını dile getiren Vural, mezuna kalarak sınava hazırlanan öğrenci sayısının da yükseldiğini söyledi. Bunun öğrenciler üzerinde psikolojik baskıyı artırdığına dikkat çeken Vural, sınav başarısında akademik hazırlığın yanı sıra psikolojik dayanıklılığın da önemli olduğunu ifade etti.

YKS’ye başvuran öğrenci sayısının son yıllarda azaldığını belirten Vural, “YKS sınav başvuru istatistiklerine bakıldığında, 2026 yılı son altı yılın en düşük başvuru sayısına sahip yıl olarak öne çıkıyor. Bunun elbette birçok sebebi var. Özellikle dijital öğrenmenin yaygınlaşması, rekabetin önceki yıllara göre daha çetin olması YKS’ye başvuran öğrenci sayısını doğrudan doğruya etkiliyor. Mesela bizimle YKS koçluk sürecinde çalışan çok farklı seviyelerden öğrenciler oluyor. Kimi öğrencimiz Anadolu, Fen lisesinde eğitim görürken kimi öğrencilerimiz de kolejlerde okuyor. Hepsinin ortak noktası sınavda başarılı olup geleceklerini garanti altına almaya çalışmaları… Mesela pek çok öğrencinin tıp okuma sevdasının temelinde de yine gelecek kaygısı olduğunu düşünüyorum. Fakat bunun ceremesini toplum olarak bizler çekeceğiz gibi duruyor. Zira ekonomik kaygılar nedeniyle ilgi ve karakterine uygun olmayan bölümleri tercih eden öğrenciler, ilerleyen yıllarda mesleğini isteksiz yapan mutsuz uzmanlara dönüşebiliyor. Bu nedenle bana göre güçlü bir eğitim sistemi öğrencinin sadece sınav başarısını değil, yetenek ve ilgi alanlarını da gözeten bir yapıda olması gerekir.” ifadelerini kullandı.


ARŞİV