Türkiye’de yükseköğretim sistemi, öğrenci sayısındaki büyüklüğüne karşın yönetim yapısından akademik kadro dağılımına, kontenjan planlamasından eğitim sürelerine kadar çeşitli yapısal sorunlarla karşı karşıya. Enstitü Sosyal tarafından yayımlanan “Türkiye’de Yükseköğretim Sisteminin Mevcut Durumu, Yapısal Sorunlar ve Politika Önerileri” başlıklı araştırma raporu, sistemin mevcut durumunu veriler ve akademisyen, üniversite yöneticisi, lisansüstü öğrenci ve uzmanların görüşleri üzerinden inceliyor.
Rapora göre Türkiye’de 129 devlet, 75 vakıf ve 4 vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 208 üniversite bulunuyor. Yükseköğretim sistemindeki toplam öğrenci sayısı ise 6 milyon 835 bin 115. 25-34 yaş grubundaki nüfusun yaklaşık yarısının üniversite mezunu olduğu belirtilirken bu oran yüzde 45,6 olarak veriliyor.
Raporda, yaklaşık 7 milyon öğrenciyi barındıran sistemin hâlâ 1981 tarihli 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile ve merkeziyetçi bir anlayışla yönetilmesinin üniversitelerin kurumsal esnekliğini sınırlandırdığı ifade ediliyor.

AKADEMİK KADRO DENGESİ BOZULUYOR
Araştırmanın dikkat çektiği başlıklardan biri de üniversitelerdeki akademik kadro dağılımı. Raporda ideal akademik hiyerarşinin aşağıdan yukarıya doğru daralan bir piramit şeklinde olması beklenirken Türkiye’deki mevcut yapının “kum saati” görünümünde olduğu belirtiliyor. Verilere göre Türkiye’de 44 bin 207 doktor öğretim üyesi ve 42 bin 766 araştırma görevlisi bulunuyor. Bir üst kademede doçent sayısı 23 bin 930’a gerilerken profesör sayısının yeniden artarak 36 bin 738’e ulaştığı görülüyor.
Raporda yükseköğretime yönelik talepte de önemli bir değişim yaşandığı belirtiliyor. Üniversite sınavına başvuru ve üniversiteye yerleşme sayılarında düşüş yaşandığı, 2030 yılı sonrasında başvuru sayılarının 2 milyonun altına inmesinin öngörüldüğü aktarılıyor.
2025 verilerine göre önlisans programlarında ilk yerleştirmede 18 binden fazla kontenjanın boş kaldığı belirtiliyor. Programlara yerleşen adayların yaklaşık yüzde 16’sının ise kayıt yaptırmadığı ifade ediliyor. Ek yerleştirmede açılan 66 binin üzerindeki kontenjanın yalnızca 41 bin 600’ü dolarken 25 bin 241 kontenjanın boş kaldığı kaydediliyor.
Lisans programlarında da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. İlk yerleştirmede 35 bin 353 kontenjanın boş kaldığı, 25 bin 908 adayın kayıt yaptırmadığı belirtiliyor. Ek yerleştirmede sunulan 61 bin 261 lisans kontenjanının yalnızca 18 bin 922’si dolarken 42 bin 339 kontenjanın boş kaldığı ifade ediliyor.
ULUSLARARASI ÖĞRENCİ SAYISI 8 KAT ARTTI
Raporda Türkiye’deki uluslararası öğrenci sayısındaki hızlı artış da ele alınıyor. Buna göre 2013 yılında 43 bin 251 olan uluslararası öğrenci sayısı, 2025 sonunda 337 bin 119’a yükseldi. Böylece Türkiye’nin uluslararası öğrenci sayısı 12 yılda yaklaşık sekiz kat arttı.
Türkiye, raporda dünyada en fazla uluslararası öğrenciye sahip sekizinci ülke olarak gösteriliyor. Uluslararası öğrencilerin uyruklarına göre dağılımında ilk beş sırada Suriye, Azerbaycan, Türkmenistan, İran ve Irak bulunuyor. Uluslararası öğrencilerin yüzde 70,9’u lisans, yüzde 16,47’si ön lisans düzeyinde eğitim görüyor. Yüksek lisans öğrencilerinin oranı yüzde 9,35, doktora öğrencilerinin oranı ise yüzde 3,28 seviyesinde kalıyor.