KİTAP
Antikçağda Kadın Olmak

Asuman Kafaoğlu-Büke, “Antikçağda Kadın Olmak” kitabında binlerce yıllık erkek anlatısını sorguluyor; mitolojinin ve kutsal metinlerin kadın kahramanlarını bugünün gözünden yeniden okuyor. Yüzyıllardır “cadı”, “günahkâr”, “baştan çıkarıcı”, “itaatkâr eş” ya da “tehlikeli kadın” olarak anlatılan kadınlar gerçekten kimdi? Mitoloji, kutsal metinler ve sanat tarihi boyunca kadınlar neden çoğunlukla erkeklerin yazdığı hikâyelerin kahramanı oldu?
Kafka Kitap etiketiyle yayımlanan Asuman Kafaoğlu-Büke'nin “Antikçağda Kadın Olmak” adlı yeni kitabı, insanlık tarihinin en eski anlatılarındaki kadın figürlerini yalnızca yeniden anlatmıyor; onları binlerce yıldır üzerlerine yapışan önyargılardan arındırarak yeniden okumaya davet ediyor. (Tanıtım Bülteninden) Kafka Kitap / 176 sf / Haziran 2026
Dikkat çeken yeniler:
ALBÜM

İrem Arslan / ahenk
Müziğinde cazın özgür yapısını Türk müziğinin makam zenginliğiyle harmanlayan İrem Arslan, beş yıllık yoğun bir emeğin ürünü olan ilk albümü “ahenk” ile dinleyicileriyle buluştu. 26 Haziran’da yayınlanan albüm, kadın sesini başrole koyarak Akdeniz’in sıcak renklerini, koro armonilerini ve şehir seslerini bir araya getiriyor.
Beş farklı şehirde şekillenen, 40'tan fazla müzisyenin katkısıyla Babajim Stüdyoları'nda kaydedilen ve görsel dünyası için 15 farklı sanatçının çalıştığı albüm, adeta kolektif bir emeğin yansıması. 10 şarkılık “ahenk”, özünde bir kadının bu dünyada hem içsel hem de dışsal dengeyi bulma arayışını temsil ediyor. (Tanıtım Bülteninden)
Ruhu doyuran yeniler:
DİZİ
Küçük Ev
70’li ve 80’li yılların unutulmaz televizyon klasiği “Küçük Ev” (Little House on the Prairie), modern bir yeniden çevrimle ekranlara geri döndü. Netflix’te yayınlanan bu yeni versiyonda Amerika’nın kuruluş yıllarına ve batıya yayılma dönemine çok daha gerçekçi bir ışık tutuluyor. Ingalls ailesinin doğayla iç içe, zorlu ama sevgi dolu yaşam mücadelesini merkezine alan bu yeni yapım, orijinal serinin sıcaklığını korurken madalyonun diğer yüzünü de görmezden gelmiyor. Beyaz yerleşimcilerin yeni bir yurt kurma çabalarını anlatırken, bu toprakların asıl sahibi olan Kızılderili halklarının yaşadığı adaletsizlikleri ve yurtlarından edilme süreçlerini de dürüst ve dengeli bir perspektifle hikayeye dahil ediyor. 8 bölümlük dizi, hem nostaljik bir aile dramasını hem de Amerika tarihinin en sancılı dönemlerinden birini çok sesli ve derinlikli bir bakış açısıyla harmanlıyor.