KİTAP
Türk Sinemasının Trenleri
Şeyma Balcı ve Seçil Büker’in Türk sinemasında trenlerin nasıl kullanıldığına dair yaptıkları incelemelerin sonucu kitap oldu: Türk Sinemasının Trenleri. Kitabın arka kapağında şu ifadelere yer veriliyor: “Anlatının lokomotifi tren olduğunda film kişilerinin hayatı trende değişir. Tren anlatının lokomotifi olmaktan vazgeçtiğinde filmlerin içinden çığlık çığlığa geçer. (...) Eski istasyon binalarında mavi üniformalarıyla demiryolcular türlü hikâyelerle yer alır. Haydarpaşa Garı’nın “yüce” ve “ulu” imgesi filmlerde sürekli yinelenir. Mutluluk, ayrılık, cinayet ve türlü türlü olaylara şahit olur gar binası. Sirkeci Garı dış göç filmlerinin, Haydarpaşa Garı ise iç göç filmlerinin hafıza mekânı olur. Haydarpaşa’nın merdivenlerinde göçmenin bakışı gar binasına değil İstanbul’a yönelir.” NotaBene Yayınları / 368 sf / Ekim 2026
Dikkat çeken yeniler:
ALBÜM
Statue of Mirrors / Hidden

Statue of Mirrors, iki yıllık sessizliğini 23 Ekim’de Gergedan etiketiyle yayımlanacak yeni EP’si Hidden ile bozuyor. Üçüncü stüdyo albümü üzerinde çalışmalarını sürdüren Rae, Statue of Mirrors için yeni bir dönemin başlangıcını planlarken, albüm öncesinde geçmişten bugüne uzanan özel bir seçkiyi dinleyicilerle buluşturuyor. Hidden, Rae’nin daha önce kaydettiği ancak bugüne kadar yayımlamadığı dört parçadan oluşuyor. EP’nin üretim süreci, İstanbul’dan Berlin, Londra ve Viyana’ya uzanan bir iş birliği ağına dayanıyor. Rae, Hidden’da Berlin-İstanbul hattında Başak Günak ( AH! KOSMOS), Londra’dan Yiğit
Bülbül ve Viyana’dan Stephan Sperlich ile bir araya geliyor. (Tanıtım Bülteninden)
Ruhu doyuran yeniler:
DİZİ

Polis Katili
Netflix platformunda izleyiciyle buluşan beş bölümlük İsveç yapımı gerilim dizisi "Polis Katili" (küresel adıyla Blood Sacrifice), İskandinav polisiyesi geleneklerini karanlık ve sürükleyici bir aile dramasıyla harmanlıyor. Güneşin hiç batmadığı aydınlık yaz günlerinde polis memurlarını hedef alan tekinsiz bir cinayet zincirini odağına alan yapım, sıra dışı atmosferiyle klasik suç dramalarından ayrışıyor. Katilin kimliğini tespit etmeye çalışan dedektiflerin zamana karşı yarışını izlerken, diğer yandan yıllardır kopuk olan dedektif baba ile oğulun yüzleşmelerine ve emniyet teşkilatının geçmişindeki gizemli lekelere tanıklık ediyoruz. Yönetmen koltuğunda Kristoffer Nyholm'ün oturduğu, senaryosunu ise George Kay'in kaleme aldığı yapım; yüksek temposu, başarılı oyunculukları ve güpegündüz bile tırmanan gerilim dozuyla polisiye tutkunlarının kaçırmaması gereken derli toplu bir mini dizi seçeneği sunuyor.