Yıkımın ortasındaki sergi
Bir ev yıkıldığında onun hafızası da ortadan kalkar mı? Bir sanat eseri, yok olduğunda da varlığını sürdürebilir mi?
Bu minvaldeki suallerin peşine düşen bir grup sanatçı, Kadıköy’de kentsel dönüşüm kapsamında yıkılacak bir apartman dairesini, kısa ömürlü bir sanat alanına dönüştürdü. Bu sıra dışı projenin adı “Arsa Payı”.
Malum, şehirlerimizde hızla ilerleyen kentsel dönüşüm, beraberinde mülkiyet, barınma hakkı, ekonomik değer gibi kavramları da gündelik hayatımızın lügatine yerleştirdi. Bu kavramlardan biri de arsa payı. Bu terim, bir gayrimenkulün kaç metrekare, hangi oranda kime ait olduğunu belirliyor. “Arsa Payı” projesi bu kavramı merkeze alarak, “Bir mülkün ekonomik karşılığını belirleyen metrekareler ve oranlar, insanın o mekâna yüklediği anıları nasıl ölçebilir veya ölçebilir mi?” sorusunun peşine düşüyor.

Amerikalı harita mühendisi, yazar, filozof, şair, tarihçi Henry David Thoreau’ya atfedilen “Bir şeyin maliyeti, para değil, onu elde etmek için harcadığınız ömürdür” düşüncesinden yola çıkan “Arsa Payı”, mülk sahipleri, müteahhitler ve hukuki süreçler arasında hesaplanan metrekarelerle ölçülemeyen anılara odaklanıyor.
4 ÜLKE, 73 SANATÇI, 1 DAİRE, 1 AY
Bu dikkat çekici sanat işini organize eden kurum, ilgi alanını alt kültürlere odaklayan bağımsız bir sanat hareketi olan Subnomad.tv. Video, metin ve görsel mecralarda bağımsız üretimler gerçekleştirerek sanatçılar arasındaki iletişimi arttırmayı, ortak üretim bilincini aşılamayı ve birliktelikleri pekiştirmeyi amaçlayan Subnomad.tv kâr amacı gütmeyen, ticari kaygı barındırmayan kolektif bir yapılanma.
Subnomad.tv’nin çağrısıyla bir araya gelen 73 bağımsız sanatçı (3doli, Alcoboy, Ateş A, Bilge Abur, Bullet, Burak Şentürk, Canavar, Cenk, Chek Sparow, Cici, Cins, Dazy, Defo, Doğa Sultan, Duygu Karagüzel, Egor, Esk Reyn, Faruksle, Fons, Furkan “Nuka” Birgün, Gaco, Gelerli, gülsen şenol, Hedron, Hekza, Hilal Can, Jira, Kadir Çıtak, Kaybid, Kerem Ardahan, Kilink Custom, Kutlayus (Hollanda), LAN, M?, max on duty, Mert Tugen, MRE, Moklich, Murat Kantarcı, Mutaf, Needapencil (İsviçre), No More Lies, Nurbanu Kılıçer, Opie, Ozan Hersek, Ömer Doğan, Özce, Pars, Pınar Yatarkalkmaz, Ques7, Rash, Raze, Sakın, Seko One, selçuk pol, Semiok, Seryal, Simay Bahçıvan, Sinem Yeniaras, Snap, Somon, Spaz (Lübnan), Tank, Tuba Girgiç, Tutku Dubhead, Ucccccccc, Uyumsuz, yabancı, Yonca Karaarslan, Zezeah, Zeynep Mar, Nok) Arsa Payı’na hayat verdi. Subnomad.tv’nin farklı ülkelerdeki alt kültür üreticileriyle kurduğu iletişim ve dayanışma ağı da projeye uluslararası bir boyut kattı. İsviçre, Lübnan ve Hollanda’dan sanatçıların İstanbul’daki bu geçici sanat alanında buluşması, barınma meselesinin yalnızca kentsel dönüşümle sınırlı olmadığını hatırlattı. Özellikle Lübnanlı bir sanatçının projeye dahil olması, barınma sorununun savaş, ekonomik kriz ve başka toplumsal nedenlerle de ortaya çıkabileceğine dikkat çeken bir başka katman oluşturdu.

Gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilen projede sanatçılar, sokak sanatı, tipografi, resim, heykel, seramik, çini ve paste-up gibi farklı disiplinlerde işler ürettiler. Feneryolu Sokak Saray Apartmanı B Blok Numara 28 adresinde yer alan 17 numaralı dairede yürütülen bir aylık çalışmanın ardından sergi, 12 Eylül 2026 tarihinde yalnızca 1 günlüğüne kapılarını açtı ve 14.00–19.00 saatleri arasında 1000’e yakın kişi ziyaret etti.
(fotoğraf: BERKAY YAŞAR)
KALICI OLMAYANIN HAFIZASI
Projede yer alan sanatçılar için burası sıradan bir sergi mekânı değildi. Çünkü üzerinde çalıştıkları yerin çok yakında ortadan kalkacağını biliyorlardı. Geleneksel sergileme biçiminde galerinin duvarları eser kalıcılık vaat eden bir çerçevedir. “Arsa Payı”nda sanat, geleceğe kalmayacağı bilinen bir mekânda üretildi. Bu bağlamda serginin diğer bir teması da “Bir gün kaybedeceğinizi bile bile bir iş üretir miydiniz?” sorusu etrafında şekillendi.

DAİREDEN İNTERNETE
Öte yandan, Arsa Payı’nın tek günlük kelebek ömrü bitti ama farklı bir evrende varlığını sürdürmeye devam ediyor. Zira sergi dijital olarak taranarak mekânın dijital ikizi ve kalıcı bir dijital yedeği oluşturuldu. Bu noktada da projenin ironisi ortaya çıkıyor; yıkılmak üzere olan bir evde geçicilik üzerine kurulan sergi, sonunda kendine başka bir kalıcılık alanı buldu. Böylece “Arsa Payı”, başlangıçta sorduğu soruyu kendi varlığı üzerinden de cevaplamaya çalışıyor: Bir mekân yok olduğunda hafızası da yok olur mu?
Sergi şu linkten izlenebilir: https://l24.im/ANkLCW