Ağırdan ama derinden tınılar

Kadıköy sahnelerindeki 9 yıllık cover yolculuğunu özgün üretimlerle taçlandıran Gabadan grubu, “İsmimizin hakkını verip işleri ağırdan aldığımız doğrudur ama yeni şarkımız yolda” müjdesini veriyor

07 Ekim 2026 - 12:46

9 seneye yakındır Kadıköy sahnelerinde cover performanslarıyla varlık gösteren Gabadan grubu, şimdilerde yeni tekli hazırlığı içinde. Özkan Yılmaz ve Selim Acar’dan oluşan grup, müziklerinde sadece aşk acısını değil doğanın çığlığını da işliyor.

Gabadan’ı, Acar’a sorduk. 

-Öncelikle Gabadan’ın manasını öğrenmek isteriz.

Aslında “kabadan” ; bazı oyun havalarının ağır ağır çalınması veya oynanmasını ifade ediyor. Halk dilinde daha çok “gabadan” olarak anılır.

-Nasıl tanıştınız ve birlikte müzikal bir yolculuğa çıkmaya nasıl karar verdiniz?

2017’de Kadıköy’de çalarken bir dönem davulcu ihtiyacımız oldu. Ortak bir arkadaşımızın tavsiyesiyle Özkan’a ulaştık. Beraber ilk çaldığımız gece sahnede tanıştık diyebiliriz. Ani bir şekilde kaynaştık, öyle de devam ettik.

“KAFAMIZA GÖRE ÇALDIK”

-Repertuvarınız geniş bir yelpazede. Farklı türleri groove (ritmik) çatısı altında toplarken dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Keyfimize göre ilerledik. Bu da dengenin kendi kendine oluşmasını sağladı. Çokça yaptığımız sahnelerin bir kısmında müşteri memnuniyeti gözetmeden çaldığımız ve o sırada sahnede olagelen o “groove” anları en keyif aldığımız kısımdı.

-2023 yazında özgün üretime geçme kararı aldınız. Cover performanslarından sonra kendi şarkılarınızı yapmaya karar verdiğiniz o kırılma anı nasıl yaşandı?

Kendi projeniz üzerinde çalışmak ciddi zaman isteyen bir durum. Hali hazırda “piyasada” çalışırken de bu zaman ve imkanı bulmak zorlaşıyor. Yaz sezonu görece daha müsait bir zaman dilimi. O yaz mevcut koşullardan şikayet ettiğimiz bir sahne sonrası oturumunda birbirimizi gaza getirip, ‘Yazı boş geçirmeyelim’ diyerek karar vermiş olduk.

 “EN İYİ AĞAÇ ANLATIRDI”

-İlk teklilerinizden "Ben Bir Ağacım", Türkiye'deki orman yangınlarına dair toplumsal duyarlılıkla doğmuş. Bir ağacın perspektifinden bu hissi müziğe aktarma fikri nasıl gelişti?

Ağaçlar yerlerinde duruyordu. Bizden önce de oradaydılar. Sadece yangınlar değil, madenler, rantçılık, bilinçsizlik gibi sebeplerle, doğaya düşman yürütülen politikalarla kendi sonumuzu hazırlarken bizim söyleyecek bir şeyimiz kalmadı galiba. En iyi ağaç anlatırdı galiba.

-Müzikte doğa ve çevre temalı sosyal sorumluluk mesajları vermek sizin için ne anlam ifade ediyor? 

Müzik hayattaki en güçlü, büyülü anlatım yolu olabilir ve sadece aşk acısı anlatmak için epey büyük bir evren. Amacımız mesaj vermekten ziyade içimizdekini aktarmak. İçimizde de bunlar var. 

-"Aralar Dereler" şarkınız için usta müzisyen Taner Öngür "Tam bu topraklara basan bir şarkı" yorumunu yapmış. Bolu yöresi ve köçek kültürünü funk/groove ritimleriyle birleştirme fikri nasıl ortaya çıktı? Ve neden Bolu?

Bolu çünkü orada doğup büyüdüm. Orada doğmuşsanız da o çiftetelli ritmi içinizde kendiliğinden belirir. Bu Groove, herhangi bir düğünde çiftetelli çalarken de kafamda dönen bir şeydi zaten. Yeni bir fikir olmayabilir. (gülümsüyor)

-Roxy Müzik Günleri’ndeki ikincilik başarınızın, motivasyonunuza etkisi nasıl oldu?

RMG baştan sona yaşattığı deneyimle bizim için bir yarışmadan çok daha fazlası oldu. Yarışmada derece almak tabi ki çok kıymetli ama onun ötesinde orada karşılaştığımız sıcak ve samimi ortam, müzik etrafında toplanmış benzer hisleri taşıyan insanlarla tanışmak,  müziğinizi paylaşma imkanı sadece bize değil bir çok genç müzisyene de, hala müziğe tutunabilme ve vazgeçmeme gücünü vermiştir. 

-Albüm projeniz ne aşamada? 

Roxy’den sonra yarışmaya katıldığımız iki şarkıyı yayınlayıp, devamında tüm şarkıları albüm olarak yayınlama fikrimizi koruyorduk. Fakat Grow (Avrupa Müzik’in bünyesinde bizim gibi alternatif sanatçı ve gruplar için oluşturduğu bir yan platform)  ile yaptığımız anlaşma sonrasında single olarak devam etmek daha uygun oldu. İlk başladığımız zamandan bu yana şartların ve kendi hayatımızdaki değişikliklerin de etkisiyle proje yön değiştirmiş oldu.

“KADIKÖY BİR SEMBOL”

-Kadıköy, canlı müzik mekanları ve dinleyici profiliyle bağımsız gruplar için her zaman bir okul gibi. 2017'den bu yana bu semtin sahnelerinde pişmiş olmak Gabadan’ı nasıl besledi?

Müzikal geçmişimiz ve sahne tecrübemiz çok daha öncesine dayansa da Kadıköy’de sahne almanın bize kattığı birçok olumlu taraf var. Dinleyicisinin seçiciliği, kendi elektriğinize yakın insanlarla bir araya gelmek, kendi müzik algınıza göre gidebileceğiniz mekan seçenekleri sunması açısından diğer yerlere göre hep daha konforlu bir ortam oldu bizim için. Ayrıca grubun buluşma noktası ve ilk kayıtlarımızı aldığımız yer olarak da ayrı bir yeri var bizde.

-Müzisyen olarak Kadıköy’e dair duygu/düşünceleriniz neler?

Yaşayan, alışkanlıkları, adetleri, kendine göre bir tavrı,  hikayesi olan ( bu yüzden canım özgürlükçü ülkemizde daha çok direnç göstermek zorunda kalan) bir yer Kadıköy. Bir ilçeden çok, bir sembol… 

 İstanbul’da müzisyen olarak gidip rahat edeceğiniz iki yer var. Biri Taksim biri de Kadıköy. Provaya stüdyo ararken ortak noktada buluşmak için, Akmar’da plak seçmek için, Ağaç Ev’de blues dinlemek ya da illa ki biri oralardadır diye müzisyen arkadaşlarınızı görmek için gittiğimiz, sevdiğimiz ilçemiz.

-Bir gün Kadıköy’ü anlatan bir şarkı yapmayı düşünür müsünüz?

Neden olmasın. Ama sanki bunu uzun yıllardır Kadıköy’de yaşayan hatta orada doğmuş büyümüş müzisyen arkadaşlarımıza, abilerimize bıraksak daha doğru olur.

-Başka bir şey eklemek ister misiniz?

Son single’dan bu yana epey zaman geçti, haliyle “Müziği mi bıraktınız?” soruları geldi. Buradan dinleyicimize seslenmek isteriz ki; bir yere gittiğimiz yok ve sizlerle buluşmak için sabırsızlanıyoruz. İsmimizin hakkını verip işleri biraz ağırdan aldığımız doğrudur ama yeni şarkımızın da yolda olduğunu söylemek isterim. 


ARŞİV