Bostancı'da edebi sığınak: Çocuk Edebiyatı Evi

Eğitimci ve yazar Özge Doğar, Çocuk Edebiyatı Evi’nin eğitim sistemine, çocuk haklarının ihmal edilmesine ve toplumsal şiddete karşı edebi bir duruş olarak ortaya çıktığını söyledi

23 Nisan 2026 - 10:11

Bu hafta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vesilesiyle çocuk etkinliklerinin daha çok yer aldığı haberlerimiz ile okurlarımızın karşısındayız. Bu haberlerden biri de Çocuk Edebiyatı Evi. Uzun yıllar eğitim kurumlarında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğretmeni olarak görev yapan, yayınevlerinde editör olarak çalışan eğitimci ve yazar Özge Doğar, yıllardır hayalini kurduğu Çocuk Edebiyatı Evi’ni Bostancı’da açtı. Doğar ile Çocuk Edebiyatı Evi’nde bir araya geldik, hayalinin nasıl gerçeğe dönüştüğünü konuştuk. Çocuk Edebiyat Evi’nin eğitim sistemine, çocuk haklarının ihmal edilmesine ve toplumsal şiddete karşı edebi bir duruş olarak ortaya çıktığını dile getiren eğitimci Özge Doğar, “Okulda çocukların yazma yeteneklerine önem vermeyen, ‘matematikte başarılı olacaksın’ diyen eğitim sistemine bir karşı duruştu. Çocuklar ve yetişkinler için yaratıcı yazarlık, animasyon ve drama gibi çeşitli atölyeler vererek güvenli bir sanat alanı oluşturmak istedim.”dedi. 

“TEMELDE ÇOCUK HAKLARI VAR”

“Çok kısa süre önce açılmasına rağmen atölyelerde dokunduğumuz çocukların nasıl çiçek açtığını görüyoruz.” diyen Özge Doğar, “Her  çocuk ileride yazar olmak ya da güzel şiirler yazmak zorunda değil. Kaleme dokunan çocuk başka alanlarda da kendisini çok iyi ifade edebilir. Tiyatroya, sinemaya ya da fotoğrafçılığa  yönelebilir. Önemli olan ilgi alanını keşfetmek. Atölyeler aracılığıyla biz  bu türü buluyoruz. Okulda ya da evde yazamadığı öyküyü burada yazıyor. Çocuğun kendini yazarak rahatlattığı, mutlu hissettiği bir alan açıyor. Evin fiziksel koşullarını da çocukları düşünerek tasarladım. Evin sıcaklığına ve güven veren bir  ortam olmasına özen gösterdim.” ifadelerini kullandı. Atölyelerin temelinin çocuk hakları doğrultusunda atıldığını belirten Doğar, bilgi vermeyi şöyle sürdürdü: “Sınıf içi drama,  çizgi roman, medya okuryazarlığı gibi atölyeler olacak. Öğretmenlerin ya da öğretmen adaylarının bu atölyelere katılmaları çocuklar açısından çok önemli. İngilizce yaratıcı düşünme ve yazma da olacak. İngiliz edebiyatından eserler okuyup yorumlayarak farklı dillere de kapı açan bir yapımız var.” 

Çocuklar ile okudukları kitaplar üzerinden konuştuklarını, anahtar kelimeler çıkardıklarını, ‘sen olsaydın kitabın devamını nasıl getirdin ya da bitirirdin’ sorusunu yönelttiğini söyleyen Doğar, “Etkileşim içinde kitap okuyoruz, birlikte üretiyoruz. Çocuk üretmenin mutluluğunu yaşamalı. Ürettiği şey karşılığında takdir görmesi onu daha çok teşvik ediyor. ‘ne kadar güzel yazmışsın’ demek çok önemli. Çocukları yazarlar ile de buluşturuyoruz.” diye konuştu. 

“SANATA YÖNLENDİRMELİYİZ”

23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesinin değerli olduğunu, bugün de çocukların haklarının yüksek sesle dile getirilmesi gerektiğine vurgu yapan Doğar, sözlerini şöyle bitirdi: “Çocuklarımızı hep birlikte sanata, kültüre, edebiyata, spora yönlendirmeliyiz. Yaratılan şiddet ortamında  çocukların o şiddet sarmalında kaybolmaması için en önemli çıkış noktalarından bir tanesi sanat ve spor.”


ARŞİV