Cahit Berkay: “Pandemide saat mefhumunu kaybettim”

Moğollar grubunun efsane ismi Cahit Berkay ile yeni albümden girdik pandemiden çıktık. Konu rapçi Ezhel’e de geldi, hükümete de... Müzikte neredeyse 60 yılını dolduracak Cahit Berkay anlatıyor...

26 Kasım 2020 - 23:00

Moğollar’ın kuruluşunun üstünden 50 yıldan fazla süre geçti, grup hala üretmeye devam ediyor. Aralıkta ise yeni bir albüm çıkıyor. “Doğaçlama bir Moğollar geleneğidir” diye duyurulan albüm üzerine grubun efsane ismi Cahit Berkay ile konuştuk.

Cahit Berkay ilk olarak “Bu albüm biraz farklı” diyerek söze başlıyor, albümü ayrı kılan özellikleri sıralıyor: “Yeni albümün bir özelliği var, onu anlatayım. 60’lı, 70’li yılların teknolojisinde kalıba kayıt yapılıyordu. Hard diske veya banta kayıt yapılmıyordu. Basılacak plakların üzerine kayıt yapılan bir sistem bu. Sesin kendi özelliğine en yakın kayıt sistemi. Doğrudan diske kayıt yapılıyor. Bunun özelliği, iki tane büyük longplay içeriyor. Örneğin birinci kalıba dört şarkı sığacaksa biz önce prova alıyoruz, sonra kayda geçiyoruz. Kayıt başladığında birinci parçayı çalıyoruz 10 saniye boşluk bırakıyoruz diğerini çalıyoruz. Böyle böyle dört parçayı birlikte, tek kayıtta çalıyoruz. Diyelim ki dördüncü parçada hata oldu. Albümün o yüzünün tekrar çalınması gerekiyor. Dolayısıyla stresli, konsantrasyon isteyen, bir kayıt sürecimiz oldu.”

Albümün stüdyo kayıtları, pandemiden önce, şubat ayında Hollanda’nın Haarlem kentinde alınmış ancak eylül ayında yayınlanması planlanan albüm pandemi nedeniyle aralık ayına ertelenmiş. Berkay, “Tabii ki dijital mecralarda da olacak. Spotify ve benzeri yerlerden de ulaşılacak. Ama insanlar en güzel, kaliteli kaydı plaktan dinleyebilecekler. Plaktan müzik dinlemeyi tercih edenler için ayrı güzel bir çalışma oldu.” diyor.

MOĞOLLAR’IN YARIM ASIRLIK HİKAYESİ

Moğollar, 1967 sonunda kurulan bir grup. O yıllardan bu yıllara ayakta durmayı başarmış, hala üretmeye devam ediyor. Berkay, bu ilgiden memnun ve bunu “world music” anlayışına bağlıyor: “World music’ dediğimiz akım dünyayı sarınca, insanlar ‘Şu ülkede ne müzik dinleniyor, bunlar nelerden hoşlanıyor?’ gibi soruların cevaplarını kolayca buldular. World music dediğimiz şey, 8-10 yıldır tüm dünyayı sardı ve burada da Moğollar’a ciddi bir merak var. Bizleri dinleyen, takip eden geniş kitleler oluştu.”

Gelelim, Moğollar grubunun 50 yılı aşkın süredir devam eden yolculuğuna. Berkay, “İlk yıllarda müzik yapıp meşhur olmak, çok para kazanmak vardı aklımızda” diye başlıyor ve heyecanlı şekilde anlatmaya devam ediyor: “İlk yıllar 20’li yaşlarımızın başındaydık. Tam oturmamıştı grup. Asıl önemli olan 1993’tür. Biz, 1993’te yeniden biraraya geldikten sonra dünya görüşlerimiz daha fazla oluşmuştu, müzikteki üreticilik ve icraat bakımından daha olgun hale gelmiştik. Rahmetli Engin Yörükoğlu, Taner Öngür, Serhat Ersöz vardı o zaman grupta. Bugün hala ayaktaysak 1993’ten sonraki çalışmaların sayesindedir.”

“Moğollar’ın yaptığı müzikler ısmarlama müzik değildir, hiç yapmadık” diyen Berkay, etkilendikleri olaylardan, duygulardan esinlendiklerini, bunların müziğini yaptıklarını söylüyor: “Piyasadaki trende, akımlara göre hiç şarkı yapmadık. Biz içimizden, yaşamdan, etkilendiğimiz olaylardan, bunun gibi duygulardan esinlendik. Bunların şarkısını yaptık. Daha samimi bir durum oldu. Aynı konuda seni dinleyen insan da etkilenmiş, ağlamış veya gülmüş. Ortak duyguları dile getiren şarkılar yaptığımız için kaçıncı kuşak oldu hala çalıyoruz. Büyük festivallerde olumlu tepkiler alan grubuz. En son ODTÜ konseri, dillere destan oldu. Yaptığımız tür, bu müzik tarzı ayaklarını Anadolu’ya basıyor. Batı müziğini de biliyoruz ama bu müziklerin harmanlanmasından yola çıkan sound seviliyor.”

Berkay, “Ben mesela bağlamayı gitar kafasıyla çalıyorum” diyor ve ekliyor: “Değişik yorumlamadır bu. Bağlamacıyım dediğim zaman Arif Sağ’a, Erdal Erzincan’a büyük ayıp olur. Ama müziğimiz bu insanlara güzel geliyor. Yaylı tambur kullanıyorum mesela. ‘Bizden’ olduğu için insanlar müziğimizi daha fazla benimsiyor. İyi ki hala varız, gidebildiğimiz kadar gideceğiz.”

“İÇİMDEKİ FERAHLIK KAYBOLDU”

Söz dönüp dolaşıp elbette pandemiye geliyor. Berkay’ın ilk cümlesi “Pandemide 9 ay oldu, saat mefhumunu kaybettim” oluyor. Berkay, önceden telefonlara, takvime kaydettiği etkinlikleri artık kaydetmez olduğu için zaman mefhumunun ortadan kalktığından bahsediyor. Berkay’dan pandeminin hayatını nasıl etkilediğini dinliyoruz: “Şöyle özetleyeyim, acıkınca yemek yiyorum, uykum gelince uyuyorum. Böyle bir yaşam biçimim oluştu. İlk yasaklar geldiği zaman, insanlar bana ‘Eve kapanıyorsun ama şimdi ne besteler yaparsın’ dedi. Olumlu şeyler söylediler ama alakası yok. Pandemi öyle bir ruha soktu ki hayattan kopmadık ama içimden hiçbir şey gelmedi. İçimdeki o ferahlık kayboldu.”

Berkay’ın bu konuda eleştirileri olduğunu bilerek müzik sektöründe pandemi sonrası yaşanan işsizliği ve insanların durumunu soruyoruz. Berkay, biraz sitemli şekilde sektörün kan ağladığını gözler önüne seriyor: “Bizim sektörde moral tamamen bitti. Sektörde sadece müzisyen değil ki; teknik personeli, rodileri var, sesçisi var, ışıkçısı var. Moğollar olarak 12 kişi yola çıkıyoruz biz, ki çok düşük bu sayı. Sektörün tamamı pandemi sonrası durdu. Güvenliği sağlayanlar, ulaşımı sağlayanlar, ışıkçı, sesçi hepsi işsiz kaldı. Herkes hayatını buradan kazanıyordu. Birçoğu da gündelik çalışıyordu ve birikimleri yoktu. Zaten ne kazanıyorlardı ki? Yürekler acısı bir durum. İnsanların ailelerine bakması lazım, ev kirası var çoluk-çocuk var. Bu süreçte klavyesini, müzik enstrümanını satan çok insan duydum. En acı şey bir müzisyen için.”

“HÜKÜMETİN EN UFAK YARDIMI YOK”

Pandemide yaşanan işsizliğe ve müzik-eğlence sektöründeki bu kötü gidişe hükümetin hiçbir şekilde destek olmadığını belirten Berkay, “Hükümetimizin de konuyla ilgili en ufak bir yardımı, olumlu bakışı yok. Üvey evlat bile değiliz, evlat olarak dahi görmüyorlar” diyor.

Cahit Berkay, yaptığımız keyifli söyleşinin sonunda Kadıköylülere şu mesajı veriyor: “Kadıköylülerin çok saydığım, sevdiğim yönleri var. Demokrasiye, özgürlüğe en fazla sahip çıkan semttir Kadıköy. Kadıköylüler, sanata sahip çıkıyor, özgürlüğe, yardımlaşmaya sahip çıkıyorlar. Kadıköy Sahne’de sık sık konser yapardık, pandemi orayı da kapattı ama Kadıköylüleri özlediğimi söyleyebilirim. Sevgileri daim, vicdanları hep ayakta olsun.”

EZHEL KONSERİNDE CAHİT BERKAY…

Pandemide kan ağlayan müzik sektöründen söz, yeni kuşağa, yeni müzik tarzlarına geliyor. Yeni müzik tarzları denince akla ilk gelen tarz elbette rap müzik. Cahit Berkay’ın konu açılınca heyecanlandığını hissediyoruz ve dinlemeye başlıyoruz: “Ben 74 yaşındayım. 50’li yılların ortasından beri müzik dinleyen, seven, takip eden biriyim. Geçmişe baktığım zaman 60’lı, 70’li, 80’li yılların hepsinde yeni gelen kuşak, yeni bir müzik getirdi. Çaçalar vardı, Rock’n Roll çıktı, daha sonra Elvis patladı. 60’larda rock müzik patlamıştı. 65’lerde gitarın soundu değişti, distortion tarzına evrildi daha agresif müzik yapılmaya başlandı. Siyasi görüşleri, dünyaya bakışları, ailelere bakışları hep bu müziklere yansıdı. O kuşak, babalarına ‘Ben ne istersem o olacağım’ demiştir. Rock, biraz muhaliftir, asidir. Sonra hard rock oldu, metal oldu sonra blues da değişti. R&B çıktı, şimdi de rap trend artık. Bu gençlerin söyleyecek çok sözleri var onu farkediyorum. Onların da muhalif görüşleri, hayata bakış açıları, kabul edilme istekleri var. Önemli olan kendini ifade etmek. Bunu da müzikal estetik içinde yaptıkları zaman alkışlıyorsun ve dinliyorsun. Rap müzik yadırgandı bizde, dünyada da böyleydi aslında. O çocuklar, ‘Biz böyle konuşuyoruz, laflarımızı böyle ifade ediyoruz’ diye ısrar ettiler ve sevenleri de var çokça. Ben müzisyen olduğum için dinliyorum ama haz almıyorum. Benim aklım hala 70’li yılların rock müziğinde, türkülerde… (gülüyor)” 

Berkay, rap müziğe dair bunları söyledikten sonra iki isim sayıyor, Ezhel ve Ceza. Önemli işler yaptıklarını söyleyen Berkay, bir Ezhel konserine misafir olarak da katılmış: “Tamburla gittim, seyircilerin en önündekileri gördüm orada. İki metre önümde gençler var, acayip kalabalıklar ve daha da önemlisi ne söylüyorsa, ki çok yoğun, fazla kelime var ama hepsi senkronize söylüyor. Dudaklarına bakıyorum hepsi senkronize. Şaşan yok. Demek ki bu çocuk bir şey başarmış. Yahu o kadar lafı nasıl ezberliyorsun? (gülüyor)”


ARŞİV