Türk şiirinin öncü ustalarından Cemal Süreya, 36’ncı ölüm yıl dönümünde Kadıköy’de düzenlenen özel bir etkinlikle anıldı. Kadıköy Belediyesi tarafından 9 Ocak Cuma akşamı Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen programda şiir, tiyatro ve müzik bir araya geldi.

DİZELERİ DÜNYAYA IŞIK TUTUYOR
Gecenin açılış konuşmasını Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği Başkanı Seyyit Nezir yaptı. Nezir, konuşmasında günümüz dünyasında yaşanan gerilimlere dikkat çekerek, “Dünyanın son derece gergin geçen yıllarında, yılın daha başında yaşanan uluslararası krizlerle birlikte ‘Şiirin hâlâ hayatımızda bir yeri var mı?’ diye haklı olarak soranlar oluyor. Ben bu soruya Cemal Süreya’nın şiiriyle cevap vermek istiyorum.” dedi. Nezir, Süreya’nın “Beni öp sonra doğur beni” dizesini hatırlatarak, bu sözlerin yaşamın tüm olumsuzluklarına rağmen hayata şiirsel bir güçle tutunmayı anlattığını belirtti. “Bu dize, yaşamı içindeki bütün olumsuzluklara karşın yapılacak ilk şeyin, yine yaşama şiirsel bir güçle sahip çıkmak olduğunu vurguluyor. Yaşamla bize kapılarını bütün bereketiyle açacak; bütün ufuklar, geleceğe dair tüm öngörüler ve umutlar. İnsanlığın binlerce yıllık rejimi, genç insanlar olarak karşımıza çıkabilecektir. Bu dizeler içinde bulunduğumuz dünyada gerçekten ışık tutmaktadır.” ifadelerini kullandı. Konuşmasının ardından Seyyit Nezir, usta şairin ‘“Yazgıcı Şiir” ve “Gece Bitkileri” adlı eserlerinden dizeler okudu.

ŞİİRİNDE SAMİMİYET VAR
Şair Nisa Leyla, “Cemal Süreya’nın Türkçe Tutkusu” başlıklı konuşmasında usta şairin dil anlayışını ve Türkçeyle kurduğu özgün ilişkiyi ele aldı. Süreya’nın çocukluğundan itibaren okumaya büyük bir tutkuyla bağlı olduğunu belirten Leyla, “Halk Evi’ne gider, orada okumalar yapar, sonra eve dönerdi. Orada Sait Faik’i tanıdı ve onun gibi önce öykücü olmak istedi. Nitekim biliyoruz ki Sait Faik’in dili de şiirseldir; öykülerinde hep şiir akar.” dedi. Cemal Süreya’nın şiirinde samimiyet, şaşkınlık, erotizm ve varoluş kaygısının iç içe geçtiğini vurgulayan Leyla, şairin dile yaslanarak imgeye büyük önem verdiğini ifade etti. Süreya’nın Türkçeye olan sevgisini “Yunus’un süt dişleriyle” dizesiyle anlattığını hatırlatan Leyla, “Bu şiirde Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a kadar pek çok halk şairine yer verir ve onlara olan bağlılığını dile getirir.” diye konuştu.

ŞİİR, TİYATRO VE MÜZİK
Programda Figen Şentürk “Nehirler Boyunca Kadınlar Gördüm”, Mehmet Aydın “Ülke”, Güler Özçelik “İki Kalp” ve “Küçük Anne” şiirlerini okudu. Şükrü Çiftçi “Dilekçe”, Ahmet Üresin ise “Y Harfinin Gücü” adlı kendi şiirini dinleyicilerle paylaştı.
Yaklaşık otuz yıldır çalışmalarını sürdüren Tiyatro Simurg, “Cemal Süreya ile Buluşma” adlı okuma tiyatrosu ile sahne aldı ve şairin dizelerinden uyarlanan performanslar gerçekleştirdi. Etkinlikte ayrıca Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği’nin kurucularından Mehmet Ali Işık da Cemal Süreya ile tanışma anılarını anlattı. Gecenin müzik bölümünde Mecit Ünal, Cemal Süreya’nın sevdiği türkülerden oluşan bir dinleti sundu.