Barış Manço ve Halis Kurtça kültür merkezlerinde sergiledikleri çocuk oyunlarıyla geniş bir izleyici kitlesine ulaşan Oyun Dairesi, özellikle Kadıköy’deki düzenli temsilleri ve interaktif oyun anlayışıyla dikkat çeken yeni topluluklardan biri oldu. Farklı yaş gruplarından çocuklarla güçlü bir ilişki kurmayı başaran ekip, klasik hikayeleri güncel pedagojik yaklaşımlarla yeniden ele alıyor.
Biz de topluluğun çalışma biçimini, kuruluş sürecini, motivasyonunu ve yeni projelerini öğrenmek için Oyun Dairesi tiyatro topluluğunun yapımcısı ve oyuncusu Uğurcan Güngör’le bir araya geldik.

Oyun Dairesi tiyatro topluluğu hakkında bilgi veren Güngör, “Topluluğumuz 1 Şubat 2023’te kuruldu. Ekipte yer alan oyuncuların hepsi konservatuvar mezunu. Kimi dönem arkadaşım, kimiyle bu yolculukta tanıştık ve beraber yürüyoruz. Tuğçe Şahin (Pinokyo) sınıf arkadaşım, beraber mezun olduk. Tuğçe aynı zamanda “Balat Monologlar Müzesi” adlı projede yer alıyor. Özkan Özipek (Tilki) bizden bir yıl sonra mezun oldu. Afra Örs (Cırcır), Yiğit Özer (Geppetto) İstanbul Üniversitesinden bu yıl mezun oldular. Ve çok keyifli bir şekilde yolculuğumuza eşlik ediyorlar. Elif Beyza Sucu (Kedi) ekibimize en son dahil olan arkadaşımız ve “Labiratuvar” adlı kendisinin de kurucularından olduğu tiyatrosunda çok güzel işler yapıyor. Hasan Kara (Işık operatörü), şu anda ekibimizde tek öğrenci arkadaşımız. Hasan da şu anda “Yedi Kocalı Hürmüz'” adlı tiyatro oyununda oyuncu olarak yer alıyor.” dedi.
“BİZ DE EĞLENMEYE GELİYORUZ”
Ekipteki herkesin Oyun Dairesi dışında farklı işleri de olduğunu dile getiren Güngör, “Haftada bir gün, bazen iki gün izleyicilerimizle beraber burayı çocuk parkına dönüştürmek bize de iyi geliyor. O yüzden buraya çalışmaya gelmiyoruz, biz de eğlenmeye geliyoruz.” şeklinde konuştu.
Şimdiye kadar “Pinokyo” ve “Heidi” oyunlarını çocuklarla buluşturduklarını söyleyen Güngör, geleceğe dair ise şu bilgileri verdi: “2026 Ocak ayında 'Arsız Kumpanya ile beraber çalışmalarını sürdürdüğümüz Don Kişot adlı yeni çocuk oyunumuz yolculuğuna başlayacak. Yeni yılda iki çocuk oyunu ile beraber yolculuğumuza devam ediyor olacağız. 2026-2027 sezonu için de çocuk oyunlarımızın yanına yetişkin oyunu dahil etmek planlarımızın arasında. 7 Aralık’ta Halis Kurtça Çocuk ve Kültür Merkezi’nde, 3-4 Ocak’ta ise Barış Manço Kültür Merkezi’nde oyunumuzu oynayacağız.”

“ÇOCUKLAR YETİŞKİN OYUNCUSU GİBİ DEĞİL”
Güngör, çocuk oyunlarına yönelmesindeki motivasyonu ise şöyle anlattı: “Konservatuvar yıllarımda ve yeni mezun olduğum yıllarda amatör olarak çocuk tiyatrolarında oyunculuk yaptım. En büyük motivasyon kaynağımız tabii ki tartışmasız çocuklar. O kadar gerçek ki duyguları, tepkileri, sevgileri, bakışları...Yetişkin oyunu seyircisi gibi değiller, o an orada tepkilerini koyuyorlar çocuklar. Çocuklara yaptığımız işleri ne olursa olsun, özenle yapmamız gerekiyor. Ekibimiz kısmında da bahsettiğim gibi, biz de oradaki seyircilerimizle oraya eğlenmeye geldiğimiz için belki de bizi bu kadar çok seviyorlar. Çünkü biz kendi aramızda oynamıyoruz oyunu, seyircimizle beraber oynuyoruz. Ve çocuklardan gerçekten çok şey öğreniyoruz.”
“ÇOCUKLAR BÜYÜLÜ DÜNYAYA ŞAHİT OLUYOR”
Tiyatronun çocuk eğitimi açısından oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Güngör, “Çocuklar için sadece tiyatro değil, tiyatronun sağladığı ortam da oldukça önemli. Çünkü ilk kez tiyatroya gelen çok seyircimiz oldu. Ve o salondan çıktığı an o kadar önemli ki... Çünkü çocuklar izlemiyor, o büyülü dünyaya şahit oluyorlar aslında. O yüzden biz oyunlarımızda yiyecek ve içecek (su hariç) kabul etmiyoruz ve o çocuk oranın farklı bir kültür ve anlayış olduğuna şahit oluyor. Sessiz kalması gerektiğini, sahnedeki oyuncuyu rahatsız etmemesi gerektiğini, o salonda kendisinden başka insanların da olduğunu görüyor. Bunları sağlayan her çocuk aslında saygı göstermenin ne demek olduğunu öğreniyor.” dedi.

“ETRAFIMIZDA PİNOKYO GİBİ ÇOK İNSAN VAR”
“Oyunlarımızı klasik hikayelerden uyarlıyoruz” diyen Güngör, “Bu klasik oyunlarımızı aslında derdi olan hikayelerden seçiyoruz. Bunu belirledikten sonra yazar ve çocuk gelişim uzmanları ile çalışıp, derdimizi en basit şekilde anlatmak için uzun bir süre masa çalışması yapıyoruz. Örneğin Pinokyo gibi çok fazla insan var etrafımızda. Dış görünüşü ile yargılanan ve yargılandığı için maalesef bunu kabul edip yalnızlaşan insanlar. Bu durumların kişiselleştirilmemesi gerektiğini, bunun zorbalayan kişilerle alakalı olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Fakat zorbalayan çocuğa da bunun ne kadar kırıcı ve yanlış olduğunu göstermeye çalışıyoruz.” dedi.