Eski okurlarının mizah dergilerinden bildiği bir isim Cem Güventürk. Yeni ‘takipçileri’ ise çoğunlukla sosyal medyadan. İsmine aşina değilseniz bile işlerini İnstagram’da görmüşsünüzdür. Zira kara mizah, hüzün ve nüktedanlığı harmanladığı işleri en çok paylaşılan içeriklerden. Yeni sergisi “Ay, Güneş ve Ay”ı görmeye gelenlerin çoğunlukla genç olması ve sürekli fotoğraf çekmeleri de bunun kanıtı niteliğinde.
Kendisi de bir Kadıköylü olan Cem Güventürk son sergisini de ilçesinde açtı. Müze Gazhane’de 13 Nisan’a dek görülebilecek olan serginin küratörlüğünü Begüm Güney üstleniyor. Güventük’ün 25 tuval, 14 kâğıt eseri ve beş heykelinin bulunduğu sergi, insanlığın en temel sorularından "Sanat nedir?" ve "Ben kimim?" etrafında şekilleniyor. Cem Güventürk, bu sorulara yanıt ararken, izleyicilere zaman, anlam ve varoluş üzerine derin bir keşif fırsatı sunuyor. Ünlü yazar Albert Camus’nün Sisifos Söylemi ve Yabancı eserlerinden ilham alarak, varoluşun uyumsuzluğunu sanatına taşıyarak sıradan yaşamı kutlayan ve umudu yücelten bir bakış açısı geliştiriyor.
“Ay, Güneş ve Ay” sergisi ismiyle müsemma şekilde, geceyi ve gündüzü sembolize eden evrensel unsurlar üzerinden zaman, anlam ve varoluş sorgulanırken, mutfak, banyo ve yatak odası gibi tanıdık alanlardaki insan figürleri, bir anda pembe göller, kara boşluklar gibi gerçeküstü peyzajlar ve alternatif gerçeklikler ile buluşuyor. Cem Güventürk, eserlerinde bireyin karmaşık duygu durumlarını, sıradan olanın içindeki sıra dışılığı, belirsizliğin huzursuzluğunu ve tanıdık sıkışıklıkları bir bütün olarak ele alıyor. Sanatçının eserleri, son dönemde yaşanan toplumsal ve bireysel değişimlerden de izler taşıyor. Özellikle pandemi sürecinde insanların yaşadığı yalnızlık, içe dönüş ve umut arayışı sergide belirgin bir şekilde hissediliyor.