Kadıköy ve edebiyatımız -4

Haluk Öner’in “Bir Dünya Cenneti Kadıköy ve Edebiyatımız” kitabından alıntılarla edebiyat tarihinde Kadıköy anlatıları devam ediyor

26 Temmuz 2024 - 08:05

Kadıköy’de Geçen Hikâyeler 

İstanbul’un güzellikleri ve birbirinden farklı topluluklarını bünyesinde barındıran kozmopolitliğinin yanında arka sokakları, çirkinlikleri, daha geri kalmış semtleri ve bu semtlerde suçla birlikte yaşayan insanları konu edinen, on altı ayrı semtte geçen on altı hikâyenin yer aldığı Kara İstanbul kitabında Kadıköy’de geçen hikâyelerden biri Müge İplikçi’nin El adlı hikâyesidir.

El hikâyesi, dalgın ve üzgün bir adamın Moda dolmuşlarından birine binip Kadıköy sahilinden Moda’nın bittiği yere kadar mekânla iç içe geçen bir öldürme ve tecavüz olayını gözünde canlandırdığı bir kurguya sahiptir. Öldürülen dalgın adamın kızıdır. Adam Moda dolmuşuna binip geçtiği yerlere dalgın dalgın bakarken kendini kızının yerine koymaktadır. Zaman zaman da kızı 12 yaşındayken onunla birlikte Moda’ya gidişini hatırlamaktadır. Hikâye bu hatırlama ile başlar: “O cumartesi, Kadıköy İskelesi’nde buluşup Moda dolmuşlarına yürürken evliliğin aşk mı yoksa para için mi olduğunu sordu bana”(s.229)

Kara İstanbul kitabında Kadıköy’de geçen ikinci hikâye Behçet Çelik’in yazdığı Çok Tanıdık Çok Bildik adlı hikâyedir. Oldukça kısa bir olay kurgusu etrafında şekillenen hikâye, Kadıköy’ün Göztepe ve Fikirtepe semtlerinde geçmektedir. Eşinden ya da sevgilisinden ayrılan bir adam, eve kapanıp anılara boğulmak istemediği için geceleri dışarı çıkmaktadır. İşten döndükten sonra sıkılıp dolaşmaya çıktığı bir gece yarısında hırsızlık yapan bir çocuğu fark eder. Arabanın alarmı çalınca kaçmaya başlayan çocuğun arkasından koşar. Koşarken yorulduğunu hissedip aslında yakalamak için koşmadığını düşünse de çocuğun arkasından gitmeye devam eder. Çocuk bir duvarken atlarken düşer ve yüzünü yaralar. Bir an tereddüt eden adam acil servisi arar ve çocukla birlikte hastaneye gider. Hastanede çocuğun iyi olduğundan emin olduktan sonra gitmek ister ancak polis tahkikat yapmaktadır. Kendisine sorulan sorulara verdiği farklı cevaplarla çocuğu ele vermemiş olur.

Çok Tanıdık Çok Bildik hikâyesinde olayın geçtiği mekân Göztepe semtinin minibüs yoluyla ayrılan iki yakasındaki sokaklardır. Fikirtepe’nin karşı tarafında oturan hikâye kişisi, geceleri dolaşmaya çıkmakta ve yolun karşı tarafına (Fikirtepe’ye) geçmektedir. Hikâyede aynı semtte yolun iki tarafı arasındaki (Fikirtepe ile Göztepe) ekonomik ve kentsel görünüm farkını dile getirir. Bu fark anlatıcı-yazar tarafından açıkça dile getirildiği gibi yapılan sokak betimlemelerinde de hissettirilir. Anlatıcı-yazarın yaşadığı apartman ve sokak, ekonomik açıdan rahat konumda olan insanların yaşadığı bir yerdir:

“Sitenin park yeri de oto galerisi gibi. Gıcır gıcır arabaların yanında bizimki melul mahzun duruyor.”(s.162)

 Fikirtepe civarında yaşayan ve arabasının teybini çaldıran bir arkadaşına söylediği sözler de yolun karşı tarafının güvenilir olmadığını gösterir:

 “Ona kaç kez, ‘Bizimki gibi bir siteden ev tut’ dedim, ‘sokaklar tekin değil’. Onca para verdiğin arabayı bırakma sokaklara.” (s.163)

İstanbul’u anlatan, imge dolu dünyasından şiirsel bir dille hikâyeler yazan Jale Sancak, kısa hikâyenin gerektirdiği yoğunluğu ve buna bağlı anlamı yakalamıştır. Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar adlı kitabında kurgudan çok üsluba önem vermiştir. Yaşanan değişimle birlikte geçmişin tahribatı kadar yeniliklerin tam anlamıyla yerleşememesini de eleştirmektedir. Tanrı Kent ve Yitik Şarkılar adlı kitapta yer alan Yeldeğirmeni hikâyesinde İstanbul’un bir parçası olarak Yeldeğirmeni semtinde yaşanan değişim ele alınır. 

(…)

Kadıköy yahut semtlerinin ana mekân olarak yer aldığı hikâyelerin yanında kurgusal yapının içinde odağa yerleştirilmemiş bir mekân olarak da yer aldığı hikâyeler vardır. Bu tür hikâyelerde Kadıköy ve semtleri, bazen anlatılan ya da anlatılmak istenenin tamamlayıcı mekânı olarak bazen de ayrıntılarıyla tasvir edilmese de kahramanların yaşadığı yer olarak belirmiştir.

Kendisi de Kadıköy’de yaşamış olan Haldun Taner (1915-1986) hikâyelerine mekân olarak zaman zaman Kadıköy’ü seçer. 

İşgüzar Bir Polis(1946) hikâyesinde Kadıköy ve semtleri bir uğrak yeri olarak ele alınmıştır. Kolluk kuvvetlerinin kendilerine verilen yetkiyi kullanma ve insanların hayatına müdahale etme konusundaki abartılı tavırları anlatılırken Kadıköy ve semtleri mekân olarak kullanılır. 

(…)

Bir Motorda Dört Kişi (1948) hikâyesinde Adalar’a doğru hareket eden motorun kalkış yeri Moda İskelesi’dir.

(…)

1952 yılında yazılan Fasarya hikâyesinde Kadıköy’deki futbol sevgisi, futbol ile hayat ilişkisi ve Fasarya Kazım’ın hayatı, gözlemleri ele alınmıştır. Hikâyede Kadıköy’ün sosyal yaşamı, iş ve eğlence hayatı canlı bir şekilde yansıtılmıştır. Fasarya, Feyzullah Kahvesinde çıraktır. Yıldırımspor isimli semt takımında sürekli yedektir. Biri sakatlanınca Fasarya’ya gün doğar ancak takımın yenilgisine sebep olur. Ayrıca Fasarya, Kadıköy’de sürekli iş değiştirmektedir. Dalyan’da balıkçılık, Kalamış’ta sandalcılık, Suadiye otobozlarında biletçilik  Validebağı Prevantoryumunda bahçıvanlık, Caddebostan Gazinosunda garsonluk yapar. 

(…)

Onikiye Bir Var (1953) hikâyesinde Kadıköy Belediyesi’nin önündeki saat ve Kadıköy vapurunda kahramanın zamanla ilgili düşünceleri dile getirilmiştir

 

ARŞİV