Kadıköy, yetiştirdiği sanatçılarla Türkiye’nin kültürel hafızasında her zaman özel bir yere sahip. Zeynep Kamil’de doğan, çocukluğunu Acıbadem’de geçiren Evre Başak Okumuş Clarke da bu hafızanın bir parçasıydı. Henüz 5 yaşında kendi kendine okuma yazma öğrenen, enerjisi jimnastik salonlarından taşan bu Kadıköy kızı, yeteneğini Mimar Sinan’ın ekolüyle birleştirerek bir başarı hikayesine dönüştürmüştü. İngiltere’ye taşınarak evlenen ve anne olan, kanser teşhisinden sonra bile hasta yatağında resim yapmayı sürdüren Evre’nin yaşamı sona erdi ama mirası var olmayı sürdürüyor.
24 Ocak’taki yaşgünü vesilesiyle, O’nu, en yakını, babası Salim Okumuş’tan dinledik.

(Baba-kız, Evre'nin Beyoğlu'ndaki çiziminin önünde)
Evre,- sizin hitabınızla Başak- nasıl bir çocuktu?
5 yaşında kendi kendine okuma yazmayı öğrenmiş. Nasıl öğrendiğini sorduğumuzda, Susam Sokağı’nı izlediğini ve yeni okula başlayan abisinin çalışmalarını gözleyip uyguladığını anlatmıştı. Resim yapmayı çok severdi, top top A4 kağıdı alırdım. Hareketli bir çocuktu, enerjisi bitmezdi. Bağlarbaşı Spor Salonu’nda jimnastik kursuna yazdırmıştık. O kadar yorulduğu halde evde de hareketi devam ederdi.

Okul günleri ve sonrasındaki yaşamı nasıldı?
Bahariye İlkokulu ve Ümraniye Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra girdiği güzel sanatlar sınavlarında özel üniversitelerde ücretsiz burs kazandığı halde, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Moda Tekstil Tasarım Fakültesi’ni tercih etmiş ve kazanmıştı. Mimar Sinan’dan mezun olduktan sonra, Beyoğlu’nda bir tekstil tasarım firmasına girmişti. Birkaç yıl orada çalıştıktan sonra İngiltere'de bir sanatçı olarak işini kurmak için adım attı. İngiltere- Türkiye arasında Ankara Antlaşması’ndan yararlanarak 2018’de Londra’ya taşındı. En iyi arkadaşları Deniz ve Murrey ile yaşamaya başladı - bu çifti daha önce İstanbul'da yaşarken tanımıştı. İnanılmaz bir direnç ve sabırlı bir azimle İngiltere'de yavaş yavaş profilini oluşturdu. Evcil hayvan portreleri yaptı, esprili tişörtler tasarladı, 2021 'Church of England' Noel Animasyonunu resmetti, Londra merkezli sanatçı Miss Buggs'ın ressamı ve asistanı olarak çalıştı. Philip ile Aralık 2019’da tanışıp 2021’de evlendiler, 2022’de de torunumuz Oscar dünyaya geldi.

EVRE’NİN SÜRPRİZLERİ
Başak, yarışmalara pek katılmazdı. Ancak, okuldayken arkadaşlarının da ısrar ve önerisiyle bir yarışmaya katılmış. Bizim de bilgimiz yoktu, sürpriz yapmıştı. Güzel haberi ödül töreninde vermişti; ‘27 Aralık 2008’de, İstikbal Mobilya tarafından “Enginlere sığmam tasarım” sloganıyla düzenlenen “İstikbal Ulusal Tekstil Desenleri Yarışması, Türkiye çapında 20 üniversiteden 625 yarışmacının katıldığı yarışmada birincilik ödülünü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Moda Tekstil Tasarım bölümü 3. sınıf öğrencisi Evre Başak Okumuş aldı’ diye. “Bir gün de bir arkadaşım bana 70-80’lerde ünlenen Bang Bang diye bir şarkı dinletip, ‘Solisti tanıyor musun?’ diye sordu. Tanımadım. ‘Evre’ deyince şaşırdım’ Müzikle ilgilenirdi ama şarkı kaydettiğini bilmiyordum. Ona ‘Bundan sonra kayıtlarını benim stüdyomda yapabilirsin’ dedim, ama o, ‘Çok önemli değil, böyle de oluyor’ demişti. Onun sayesinde ben de Smule’ye girdim. Sayfalarımız orada duruyor. Bu da onun başka bir sürpriziydi…

(Kardeşi Önder Okumuş’un paylaştığı bir fotoğraf ve yazı: “Yıl 2001, Titi 16 yaşında. Kadıköy’de Akmar’ın yukarısında, içinden geçip arkada kocaman bir bahçeye açılan bir nargile kafe vardı. Eski, güzel günlerimizden…”)
SOSYAL MEDYA LİNCİ
Sonra da o malum kara gün geldi, 19 Eylül 2023. X’te “Hayatım boyunca hep bir şeylerin savaşını verdim, rahat yüzü gördüğüm pek söylenemez. Yıllar sonra gerçek aşkımı buldum, evlendik ve bebeğimiz oldu. Hayat bana tamam hakettin, artık mutlu olabilirsin dedi, sanıyorum ama bugün kanser olduğumu ve oldukça ilerlediğini öğrendim.” yazmıştı.
Hamileyken çektiği kimi sancıları doğum sancısı diye algılamış. Oysa onlar kolon karaciğer kanser sancılarıymış. 4. evre olarak sonradan ortaya çıktı. İki yıl boyunca ağrılara, her şeye karşın cesaretini yitirmedi kızımız. Hatta süreci yönetti diyebilirim. Eşim Leyla 1,5 yıl yanlarındaydı. Damadımız Philip, son derece ilgili, içten, etkin ve çalışkan bir insan. Onun da katkısı çok büyük, hem eşine hem toruna.

Ömrünün son demlerinde bir annenin en saf refleksiyle, oğlu Oscar’ın geleceği için bir dayanışma köprüsü kurmaya çalıştı. Bunun için de yine X’te bir yazı yazdı. Ancak bu vakur yardım çağrısı, sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde "dijital zorbaların" elinde linç malzemesine dönüştürüldü. Bu zehirli atmosfer kızınızı nasıl etkiledi?
İki gün olumsuz etkiledi. Zaten son günlerini yaşıyordu. Ancak on binler ölçeğindeki destek ile çabuk atlattı. Konu ile ilgili takipçilerini üzdüğünü düşündüğü için son bir mesaj yazdı ve linç edenlerin kafaya takmaya değmeyecek insanlar olduğunu anladı. Konuyu kapattı. Bilindiği gibi arkadaşıyla yaptığı şakalaşmayı yazınca suistimal edilmişti. Bu suistimalin de ülkenin gündemini değiştirmekle ilgili olduğu söylenmişti. Oysa o, ulusal anlamda ülkesini seven bir kişilikti ve tersini düşünmezdi.

2023’ten beri direndiği o amansız hastalık onu bu dünyadan kopardı.
24 Ağustos 2025’te 40 yaşında yitirdiğimiz sanatçı kızımızı hep sevgi ve özlemle anacağız. Hiçbir zaman unutmayacağız, kalbimizde yaşatacağız…

(Aileler birarada hastanede/ Kasım 2023-İngiltere)
“HİKÂYESİ FİLM OLABİLİR”
Deminden beri konuşuyoruz ama hiç tanımayan birine Evre Başak Okumuş Clarke’ı nasıl anlatırsınız?
Hep iyi düşünen, biraz kapanık, yardımsever, esprili, zarif sanatçı bir kişilik.
En çok önem verdiği değerler nelerdi? Hayatta “olmazsa olmaz” dediği neler vardı?
Ailesi, sanat çalışmaları, doğa, müzik ve hayvanseverliği.
Hayalleri nelerdi?
En büyük önceliği ve hayali, oğlu Oscar’ı en iyi şekilde yetiştirmekti. Bunun yanı sıra sanatında her geçen gün daha da derinleşmek, daha yüksek başarılara imza atmak için heyecan duyardı.
Hayatta olsaydı; topluma, gençlere veya kendisi gibi hissedenlere ne söylemek isterdi?
İşlerinizi azimle, özenle, iyi ve doğru yapın, dürüst ve ilkeli olun derdi.

(Yaşamını yitirdiği hastane odasına sürekli gelen çiçekler, sevgi notları...)
Onun adının sadece acıyla değil; farkındalık, dayanışma ve değişimle anılması için neler yapılmalı?
Hayat hikâyesini anlatan bir sinema filmi yapılabilir. Adını yaşatacak ve toplumun ilgisini sanata, dayanışmaya çekecek somut eserler üretilmesi onun mirasını kalıcı kılacaktır.
Bu röportajı okuyanlara kızınızın hikâyesi üzerinden ne söylemek istersiniz?
Ülkemizin yetenekli, zeki, akıllı genç insanları, hükümetlerin yanlış tutumlarından dolayı yurt dışında -özellikle Batı’da- kısmetlerini arıyorlar. Nitelikli olanların gittikleri ülkelerde iş bulma şansları daha yüksek. Gidenler de genellikle gelmiyorlar haklı olarak. Halkımızın bu duruma göre düşünmesi ve seçim yapması gerek.

(Evre Başak'ın hasta yatağında yaptığı çizimlerden...)