Kadıköy'ün açık kapıları...

Açık Kapı Mimarlık Festivali kapsamında Kadıköy’de yapılan dört şehir turundan ikisine katılarak, izlenimlerimizi kaleme aldık. 18. yüzyıldan günümüze uzanan köklü tarihiyle semtin azınlık ibadet mekanlarından Surp Takavor Ermeni Kilisesi ve ilçedeki apartmanlara karakteristik bir özellik katan şehir panolarının hikâyesi…

11 Kasım 2023 - 13:14

Geçen sayımızda Açık Kapı Mimarlık Festivali’ni duyurmuştuk. Bildiğiniz üzere Arkitera Mimarlık Merkezi tarafından Unigen desteğiyle düzenlenen festival, bu yıl 31 Ekim - 7 Kasım 2023 tarihleri arasında yapıldı. Normal şartlarda ziyaret edilmesi özel izinle mümkün olan, şehrin farklı noktalarındaki toplam 27 yapının kapıları 8 gün süreyle halka açıldı. Kentin kültürel ve mimari dokusunu daha yakından tanımak isteyen kişiler de bu gezilere katılarak, kapalı kapıların ardını görme ve anlama fırsatı buldu.

 Biz de Gazete Kadıköy olarak, gezi rotasında bulunan Kadıköy’deki 4 duraktan 2‘sine sizler için uğradık. Mektebi Tıbbiye-i Şahane ve Bedri Rahmi Eyüboğlu Evi turları haricinde, Surp Takavor Ermeni Kilisesi ve Şehrin Seramik Panoları Kadıköy turlarına katıldık.

2 YANGIN, 1 DEPREM ATLATTI

3 Kasım Salı günkü durağımız, Mühürdar Caddesi’nde yer alan iki kiliseden (diğeri ise Ayia Efimia Rum Ortodoks Kilisesi) biri olan Surp Takavor Ermeni Kilisesi idi. Burası, Tarihi Kadıköy Çarşısı içinde, Muvakkithane ile Mühürdar caddelerinin kesiştiği noktada yer alan, (Ermenice: Սուրբ Թագաւոր Եկեղեցի) binlerce kişinin önünden hızlıca geçip gittiği ancak pek az kişi tarafından fark edilen bir yapı. Kadın figürlü kapı tokmaklarını olduğu ağır, mavi demir kapıdan girerek, İstanbul Üniversitesi Mimarlık öğrencisi Ceyda Altınok’un rehberliğinde burayı gezdik. 

Altınok’un verdiği bilgilere ve Türkiye Ermenileri Pairikliği’nin kaynaklarına göre kilisenin geçmişi 1722 yılına dayanıyor. Kilise ilk önceleri Surp Asdvadzadzin olarak adlandırılmış. Patrik Apraham I. zamanında Harutyun Amira Noradungyan’ın hayırseverliğiyle yeniden inşa edilerek açılışı 1814’de gerçekleştirilmiş. 1840 depreminden sonra bir onarıma tabi tutulan kilise, 1855’teki bir yanında tamamen kül olmuş. Patrik Hagop III. zamanında ve Erzurumlu Hacı Garabed Ağa Muradyan’ın hayırseverliğiyle yeniden inşa edilmiş. Açılışı 1858’de gerçekleştirilerek,  Surp Takavor ismini almış. 1936’da Hovhannes Noradungyan’ın hayırseverliğiyle kilisenin iç avlusu genişletilmiş. Herman Türkmen’in hayırseverliğiyle giriş bölümü ahşap çatıyla kaplanmış, üç taraftan da camla kapatılmış. 2006 yılında onarım görerek Patrik Mesrob II. eliyle kutsanıp yeniden ibadete açılan kilisenin çan kulesi ise 2007 senesinde yeniden inşa edilmiş. Kilisenin son onarım çalışmaları 2011 yılında tamamlanarak Patrik Genel Vekili Başepiskopos Aram Ateşyan tarafından ibadete açılmış. 

Genç mimar adayı Ceyda Altınok, kilisenin tarihi boyunca iki büyük yangın bir deprem yaşandığını anımsatarak, “Bu nedenle bu kilise çok kereler onarım görmüş. Onarımlar genelde Ermeni hayırseverler tarafından finanse edilmiş. Onarımlar süresince kagir, kiremit ahşap, kesme taş gibi farklı türlerde malzemeler kullanmış. Bu kilise, klasik Ermeni kiliselerinden biçim olarak biraz farklı. Daha ziyade Yunan kiliseleri tarzını taşıyor, yer yer gotik öğeler de bulunuyor.” bilgisini verdi.

KIZILTOPRAK-BOSTANCI PANO HATTI

7 Kasım Salı günü tüm öğleden sonramızı ise Kadıköy’ün panolarını ziyaretle geçirdik. Bu seferki rehberlerimiz sanat tarihçileri Nurtaç Buluç ve Mustafa Ergül’dü. Kendileri, “Şehrin Panoları” projesi ile apartmanların cephe ve girişlerinde bulunan, seramik, mozaik, cam ve metal gibi çeşitli malzemelerden yapılan pano eserleri çalışıyor. Buluşma noktamız da Fenerbahçe semtinde, Tunaman Sokak numara 9’da bulunan Şafak Apartmanı önü idi. Zira bu apartmanın ön cephesinde, sanatçı Kenan Kızıl’ın 1971 senesinde yaptığı dev bir pano yer alıyor. Buradan sonra 2 saate yakın süren ve Bağdat Caddesi’nde sonlanan turumuzda, başta İlgi Adalan olmak üzere, Cevdet Altuğ, Yalçın Tokay gibi sanatçıların apartman panolarını görme fırsatı bulduk. 

Rehberlerimiz burada yaptıkları konuşmada, şehir panoları hakkında özet bilgi paylaştılar. Anlattıklarına göre kendileri bu projeye pandemi zamanı başlamışlar. Kimi zaman sanal olarak kimi zaman da bizzat Kadıköy’ü sokak sokak gezerek panoları tespit etmiş, fotoğraflamış, kayıt altına almışlar. Projelerini sosyal medya hesapları üzerinden de sürdüren ikilinin kurduğu web sitesinde, Türkiye’nin 18 şehrinden, 90 sanatçın 500’e yakın panosu belgelenmiş durumda ki bu rakam sürekli güncelleniyor. 

(Seramik sanatçısı İlgi Adalı’nın büyük boyutlu işlerinden)

Nurtaç Buluç ve Mustafa Ergül, şehir panolarının Kadıköy’de en yoğun Kızıltoprak-Bostancı hattında olmakla birlikte, şehrin Fatih, Şişli ve Yeşilköy semtlerinde de olduğunu söyledi; “Bu panolar en çok neden Kadıköy’de sorusuna cevap verecek olursak, 60 sonrası konutlaşma diyebiliriz. 1950’ler ve öncesi Kadıköy köşklerin yoğunlukta olduğu bir semtken, 1960’lardaki yasa sonrası 3-4 katlı betonarme yapılarla dolmaya başlıyor. D-100 Karayolu, minibüs caddesi ve hatta 73’te Boğaziçi Köprüsü’nün açılması da Kadıköy’ü etkiliyor. Burası yerlerim anlamında bir cazibe merkezi olmaya başlıyor. Bu panolar da bu dönemlerde yani 60 sonrası ile 70 sonrası, hatta 90’ların sonuna dek tarihleniyor. 1960-1970 yıllarında tasarlanan çeşitli panolar; apartman, otel, iş hanı, çarşı, hastane, belediye binası, banka şubesi gibi farklı mekânlarda bulunan örnekleri ile karşımıza çıkıyor. Doğan Tekeli, Sami Sisa, Utarit İzgi, Hayati Tabanlıoğlu, Haluk Baysal, Melih Birsel, Abdurrahman Hancı, Melih Koray gibi etkin mimarlar; Füreya Koral, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu, Sadi Diren, Jale Yılmabaşar, Nasip İyem, Attila Galatalı, Ercüment Kalmık gibi sanatçılarla bir iş birliği yaparak heykel, seramik, mozaik gibi sanat eserlerinin yalnız müzeler ve sanat galerilerinde görünür olmasının dışında, kamusal alanlara taşınmaya başlamasına öncülük ediyorlar.”

(Cevdet Altuğ’un yatay panosu. Sanatçının kardeşi, oyuncu Şevket Altuğ da kardeşinin pano yapımlarına yardım edermiş)

Şimdilerde kentsel dönüşümle birlikte bu panoların bir kısmının yok olduğuna işaret eden ikili, “Bizim bu çalışmaya başladığımız 2019 yılından bugüne, ilk sene gördüğümüz, sonra yok edilen panolar oldu. Oysa bunlar şehrin hafızası olarak, kültür varlıkları olarak değerlendirilmeli.” dedi. 

 

(Ezel imzalı apartman içi panosu/Bağdat Caddesi)

 

 

 


ARŞİV