Kadıköy’ün simgeleri bu kez mimari çizimlerle değil, mandalaların renkli ve dairesel dünyasında yeniden yorumlandı. 8 Ağustos Cumartesi günü Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK) gerçekleştirilen “Kadıköy Mandalaları” atölyesinde katılımcılar, ilçenin kültürel ve kentsel özelliklerinden yola çıkarak kendi mandalalarını tasarladı.

Maltepe Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Mimarlık Bölümü Doç. Dr. Nadide Ebru Özkan’ın yürütücülüğündeki etkinlik serisi, ağustos ayı boyunca cumartesi günleri devam edecek. Atölyelerde katılımcılar önce Kadıköy’ün mimari ve kentsel yapısını ele alıyor, ardından ilçenin kendilerinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri mandala çizimleriyle ifade ediyor.

ÇİZİM YAPARAK ZİHNİ RAHATLATMAK
Etkinlik serisinin yürütücüsü Doç. Dr. Nadide Ebru Özkan, "Kadıköy'den ilham alarak yola çıkıyoruz. Atölyenin başında Kadıköy'ün mimari ve kentsel özelliklerini konuşup değerlendiriyoruz. Tarihi bir kentte yaşamanın bize neler hissettirdiği ve düşündürdüğü üzerine konuşuyoruz. Böylece hissettiklerimiz ve düşündüklerimizden yola çıkarak mandala çizim teknikleriyle çalışmalar yapıyoruz.” dedi. Mandalanın Doğu felsefesinden yola çıkan bir sanat türü olduğunu kaydeden Özkan, “Kâğıdın merkezinden başlayarak daireler çiziyoruz. Bu daireleri dilimlere bölüp içerisine birtakım desenler yerleştiriyoruz. Bu işin teknik tarafı. Felsefi tarafında ise tüm bunları yaparken kendi merkezimizde, anda kalmak var. Zihni çizim yaparak rahatlatmak ve renkleri kullanarak hayatımıza renk katmak.” şeklinde konuştu.
“DAHA KADIKÖYLÜ HİSSETTİM”

Atölyeye katılan Arzu Alpay Gut ise çalışma sırasında Kadıköy’e ilişkin yeni bilgiler edindiğini ve bunun ilçeyle kurduğu ilişkiyi değiştirdiğini belirterek şöyle konuştu: “Hocamız Kadıköy’ü çok iyi tanıttı, derinlikli bir şekilde bilmediğim konuları öğrendim. Daha Kadıköylü hissettim, bu çok değerli. Kendi yolculuğumda Kadıköy ile mandalayı birleştirmeye henüz gelemedim, ilk adımları atıyorum. Kendi yolculuğumu yapıyorum. Hayatıma koyu renklerle başlamıştım, artık açık renklere geçtim. Artık özgürlükle beraber açık renkleri kullanabilecek yaşa geldiğimi hissediyorum.”

Birgül Gülsün Yılmaz, “Mandalada yaz renkleriyle canlı renkleri kullandım. Çizimimde Kadıköy’ün ruhunu, keşmekeşin içindeki basitliği yansıtmak istedim. Derin keşmekeşin içinde basitliği bulmak zor oluyor, bu zorluğu yakalayabilmek için biraz durup dinlenmek gerekiyor. Mandalayı da çizerken bu durup dinlenme sayesinde, en azından basiti nasıl bulabileceğimizi yakalıyoruz.” dedi

Mustafa Sarı ise, “Mandalada mükemmel dairelerin dışına çıktım. Çünkü bilgisayar çağında her şey mükemmel ve geometrik, dolayısıyla sanki elim titriyormuş gibi çalıştım. İnsan eliyle çizildiği belli olsun diye gelişi güzel ve içimden geldiği gibi çizdim. Renklere birçok sanatçının dediği gibi tamamen iç güdüsel seçtim, bilinçaltımdan elim neye giderse onu seçtim.” şeklinde konuştu.