Kadın yönetmenlerin kısa film alanındaki üretimlerini görünür kılmayı amaçlayan Directed by Women Türkiye / Uluslararası Kadın Kısa Film Yönetmenleri Festivali, sekizinci yılında Türkiye’den ve dünyanın farklı ülkelerinden kadın yönetmenlerin filmlerini bir araya getirdi. Festival, kısa film alanındaki güncel yapımlara yer verirken farklı sinema dillerine ve yönetmenlik yaklaşımlarına da alan açıyor.
Festival programında Ulusal, Uluslararası, Belgesel ve Genç Bakış olmak üzere dört kategori yer aldı. Seçkiler, genç sinemacıların çalışmalarından farklı ülkelerde üretimlerini sürdüren yönetmenlerin filmlerine uzanan geniş bir içerik sundu.

15’E YAKIN ÜLKEDEN 44 FİLM
Festival koordinatörlerinden ve program direktörü Ceren Şahan, festivalin Türkiye’deki başlangıç sürecini anlattı. Şahan, “Directed by Women New York’un sorumlusuyla iletişime geçerek isim hakkını istedik. Türkiye’de olmasından çok memnun olacaklarını söylediler. Festivalin ekim ayında yapılmasını ve uluslararası kategorinin olmasını istediler.” dedi. 186 film başvurusu arasından, ön jürinin belirlediği kriterler doğrultusunda yapılan seçkiyle 44 filmin gösterildiğini belirten Şahan, “76 ülkeden uluslararası film geldi ancak seçkide Rusya, Malezya ve İspanya olmak üzere 15’e yakın ülke var.” diye konuştu. Şahan, Tayvan ve İspanya’da gerçekleştirilen Directed by Women festivallerinin de ekim ayında yapıldığını ekledi.
Uluslararası Kadın Kısa Film Yönetmenleri Festivali’nin editoryal direktörü Neslihan Bilgin Çelik ise “Festivalin Türkiye ayağı Kadıköy Belediyesi’nin desteğiyle başladı. Son iki yıldır Sinematek’te, ondan önce de Yeldeğirmeni Sanat’ta festivali düzenliyorduk. Sinematek’te olmaktan çok mutluyuz.” dedi.

YÖNETMEN KOLTUĞUNDA OYUNCU
Altı yıl önce doktora bitirme projesi kapsamında “Trust Me” adlı kısa belgeseli çeken Aybike Turan, “Oyuncu olarak yola çıktığım bir şeydi. Sette yönetmenle daha iyi iletişim kurmak istiyordum ancak bunu konuşacak fırsat bulamadığım için böyle bir belgeselle araştırma sürecine girmek istedim. Böylece oyuncu ve yönetmenlerle röportajlar yapmaya başladım.” diye konuştu. Festival hakkında da konuşan Turan, “Muhteşem bir şey. Buraya emek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Yıllar önce hep seyirci olarak geliyordum ve çok mutluydum. Kadınlar için böyle ekstra alanların açılması hepimize bir nefes alanı sağlıyor, sesimizi duyuramadığımız şeylere alan açıyor. Bunun bir parçası olduğum için çok mutluyum. Destekliyorum ve daha da artması gerektiğini düşünüyorum.” dedi.

İNSANLARIN KARŞISINA ÇIKARABİLMEK
“Sakın Söyleme” adlı kısa filmiyle festivale katılan Ezgi Temel, “Filmim bir dinlenme tesisinde geçiyor. Yaren adlı genç bir kadının, en yakın arkadaşına aşkını itiraf etmeye karar vermesi ve her ‘seni seviyorum’ dediğinde bir döngüye sıkışması hakkında.” dedi. Temel, yönetmenlikle ilgili düşüncelerini ise “Yönetmenliğin kendimi en iyi ifade edebildiğim alanlardan biri olduğunu düşünüyorum. Kafamda kurduğum vizyonları somutlaştırıp insanların karşısına çıkarabilmek en sevdiğim kısım.” diye konuştu. Kadın yönetmenlerin filmlerinin bir araya gelmesi hakkında da konuşan Temel, “Çok kıymetli. Bir yandan da tabii ki en büyük dileğim, ‘kadın yönetmen’ diye belirtilmesine ihtiyaç duyulmaması. O aşamaya gelene kadar bu gibi platformların çok önemli olduğunu düşünüyorum.” dedi.

ABD’DE GÖÇMEN OLMAK
Amerika Birleşik Devletleri’nden “Blisters” adlı kısa filmiyle festivale katılan Alia Wilhelm, filminin 1983 yılında Manhattan’daki şarküterisini işletirken babasına yardım etmek zorunda kalan Türk-Amerikalı bir genç kızı konu aldığını söyledi. Wilhelm, “Hikâye, David Bowie’nin beş yıl aradan sonraki ilk turnesine başladığı gece geçiyor. Filmin ana karakteri de sıkı bir Bowie hayranı. Bowie’nin şehre geldiği ancak kendisinin konsere gidemediği o gece, karakterimizin kendi süperstarlık hayallerinin peşinden gitme arzusunu tetikliyor. Aynı zamanda arka planda babasının Türk olması ve onun aracılığıyla Türkiye ile kurduğu bağın yanı sıra, ABD’de bir göçmen olarak kendisini tam anlamıyla oraya ait hissedememesi gibi unsurlar yer alıyor. Yani bir bakıma film, onun çok kültürlü kimliğini; kökenlerini ve kim olmak istediğini keşfetmeye çalıştığı bir geceyi anlatıyor. Bir yanda babasının belirli müzik türlerini sevmesi yönündeki baskısı, diğer yanda çevresindeki gençlerin beklentileri.” diye konuştu.
Kısa filminde kendi hayatından da izler görülebileceğini söyleyen Wilhelm, “Babam diplomattı ve Alman asıllı, annem ise Türk. Çocukluğumuz bir ülkeden diğerine taşınarak geçti. Bugün bile belli bir seviyede Türkçe konuşabiliyorum, ancak kendimi İngilizce ifade etmek benim için çok daha kolay. Yani nereye gidersem gideyim, bir şekilde hem uyum sağlıyor hem de tam olarak uyum sağlayamıyormuşum gibi hissediyorum. Sanırım bu durum, o hissi keşfetme çabamdan kaynaklanıyor. Gerçi bir sonraki filmimde, eğer çekersem, bu konuyu muhtemelen daha karmaşık bir şekilde ele alırım. Ama en azından bu versiyonda, bu durumu sembolik bir dille anlatırken biraz eğlenme şansım oldu.” ifadelerini kullandı.

Directed by Women Türkiye 2026 Ödülleri
Ulusal Kategori En İyi Film: “Prosedür” Yönetmen Rabia Özmen
Ulusal Kategori Jüri Özel Ödülü: “Yer Çekimi” Yönetmen Dalya Keleş
Uluslararası Kategori En İyi Film: “Beyond Silence” Yönetmen Marnie Blok (Hollanda)
Uluslararası Kategori Jüri Özel Ödülü: “Narmook” Yönetmen Ghazal Zoghinia (İran)
Belgesel Kategori En İyi Film: “Yellow Is The Last Color” Yönetmen Agatha Majcherowicz (Polonya)
Belgesel Kategori En İyi Film: “Separation” Yönetmen Aoise Tutty Jackson (İrlanda)
Belgesel Kategori Jüri Özel Ödülü: “Take Our Photo” Yönetmen Aylin Kızıl
Belgesel Kategori Jüri Özel Ödülü: “The Root” Yönetmen Sanem Karasalih
Genç Bakış Kategori En İyi Film: “Music Lesson” Yönetmen Polina Artemovna Radçenko (Rusya)
Genç Bakış Kategori Jüri Özel Ödülü: “Willow” Yönetmen Libuse Kminkova (Çekya)