Kitap aşkına!: Book.love

Kitap kulüplerini, okur etkileşimini ve dijital teknolojiyi bir araya getiren Book.love, okuma deneyimini kolektif bir pratiğe dönüştürüyor. Kurucusu Baran Güzel, platformu merkeziyetsiz, sınıfsız ve sınırsız bir okur ağı olarak tanımlıyor

26 Mart 2026 - 15:33

Okumak çoğu zaman kişisel bir eylem olarak düşünülür; sessiz, yalnız, belki biraz da dağınık. Oysa bugün bu yalnızlığın yerini yavaş yavaş başka bir ihtiyaç alıyor. Birlikte okuma, birlikte düşünme ve en çok da paylaşma hatta gösterme isteği…

Tam da bu noktada Book.love, dağınık kalan okurları ve kitap kulüplerini bir araya getiren bir platform olarak ortaya çıkıyor. Kadıköy’de kurulan bu girişimin arkasındaki isim Baran Güzel ile okuma alışkanlıklarından platformun kuruluş hikâyesine uzanan bir söyleşi yaptık.

  • * Kitap üzerine böyle bir serüvene atılmak biraz “Don Kişotluk” değil mi? “Bu işten para kazanılmaz, sen ne yapıyorsun? ” diyenler oluyor mu?

Bu soru bana çok soruluyor. Yayıncılık dünyasında, özellikle büyüklerimizde, “yayıncılıktan para kazanılamaz” gibi yerleşik bir önyargı var. Ben zaman içinde bunun kırılabileceğini gördüm.

  • * Kazanılıyor mu?

Şu an bir yerde çalışsam kazanacağım ücretten fazlasını kazanabiliyorum; en azından rahat çalışmamı sağlıyor. Şimdi aynı şeyi bir kültür sanat platformu olan Book.love ile denemeye kalkıştım ve sonuçlar fena değil.

  • * Book.love fikri hangi ihtiyaçtan doğdu?

Yayıncı olduğum için kitap kulüpleri hep radarımdaydı. Türkiye’nin sadece büyük şehirlerinde değil, Anadolu’nun birçok yerinde çok sayıda kitap kulübü olduğunu fark ettim. Ancak bu kulüplerin organize olması ciddi bir sorun. WhatsApp, Discord, Instagram ve Zoom gibi farklı mecralara bölünüyorlar; teknik aksaklıklar ve dağınık yapı nedeniyle süreklilik sağlamak zorlaşıyor.

Bir arkadaşımın “Düzenli kitap okumak istiyorum, katılabileceğim bir kulüp var mı?” diye sorması bu fikri tetikledi. İnsanların böyle bir ihtiyacı vardı ama erişebilecekleri merkezi bir yapı yoktu. Yazılımcı arkadaşım Ahmet Burak Turan ile birlikte tüm kulüpleri tek bir platformda toplayacak bir sistem kurmaya karar verdik. Kararı aldığımız gün çalışmaya başladık; iki ay içinde insanlar kendi kitap kulüplerini kurabilir hale geldi.

İnsanlar kitap kulübü kurabiliyordu. Bunu ücretli yapmak isteyenler de vardı, ücretsiz yapmak isteyenler de vardı. Biz ikisini de koyduk. Bu arada çok ilginç bir veriyle karşılaştık. Ücretli kitap kulüplerine katılım çok daha fazla. Ücretsiz kulüplerde 100 kişiden 20 kişi toplantıya gelirken, ücretli kulüplerde 100 kişinin 95'i katılıyor.

DAĞINIK KULÜPLERDEN TEK PLATFORMA

  • * Evet çok ilginçmiş. İnsanlar hem kitaba hem de kitap kulübüne niye para versin?

İnsanlar para verdiklerinde o kitabı okumak zorunda hissediyorlar; bu bir nevi motivasyon aracı oluyor. Ayrıca moderatörün emeğinin karşılanması, işi bir nevi “şova” veya profesyonel bir söyleşiye dönüştürüyor. Kitap kulüpleri için para harcamak, kitap okumayı kolaylaştırıyor.

  • * Siz de bir sürü kitap kulübü olduğunu söylediniz. Diğer kitap kulüplerinden sizi farklı kılan şey ne?

Herkese açık bir yapı kurmamız ve tüm kulüpleri bir araya toplamak istememiz. Yani ben bir kitap kulübüne katılmak istiyorsam bakmam gereken tek bir yer olsun. Book.love’da kitap kulüpleri dışında her şey ücretsiz. Kitap kulüplerindeki fiyatları da o kulübü kuranlar belirliyor.

  • * Book.love sadece bir kitap kulübü platformu mu? Bir okur orada başka neler yapabilir?

Bir okur platformda okurluğa dair pek çok şeyi yapabiliyor. Kendi dijital kütüphanesini oluşturabiliyor, okuduğu ve okumayı planladığı kitapları listeleyebiliyor, yıllık hedefler koyabiliyor. Ayrıca kitaplar üzerine yorum yapabildiği, linçten ve zorbalıktan uzak “mutlu bir sosyal medya” akışımız var. Burada sadece, kitap okuyan insanlar etkileşim kuruyor.

  • * Teknolojik olarak sizi farklı kılan özellikler neler?

Arka planda nefret suçunu, ırkçılığı ve tacizi 5 saniye içinde algılayıp engelleyen bir yapay zeka yapımız var. Ayrıca dünyada bir ilk olduğunu düşündüğümüz bir özelliğimiz var: Paylaştığınız fotoğraftaki kitabı yapay zekamız otomatik olarak tanıyor ve etiketliyor. Kitabın adını yazmanıza gerek kalmıyor, sistem fotoğraftan kitabı tanıyıp kütüphanemizdeki veriyle eşleştiriyor.

“YAYINCILARDAN BEKLENTİLERİMİZ VAR”

  • * Kullanıcı sayınız ve büyüme hızınız ne durumda?

Uygulamalarımız (App Store ve Google Play) yayına gireli sadece 15 gün olmasına rağmen aktif kullanıcı sayımız 10 binin üzerinde. Şu an her gün yaklaşık 300 yeni üye geliyor.

*Nasıl bir gelir modeliniz var? Ve kaç kişilik bir ekipsiniz?

Altı kişilik bir ekibiz. Gelir modelimiz reklam tabanlı. Ayrıca kitap kulüplerinden sunucu giderlerimizi karşılayacak küçük bir pay alıyoruz. Aslında daha çok reklama ihtiyacımız var. Özellikle yayıncılardan beklentilerimiz var.

* Dijital platformların okuma kültürünü öldürdüğü yönündeki eleştirilere ne dersiniz?

Ben tam tersini, dijitalin okumayı artırdığını düşünüyorum. Mesela “BookTok” (TikTok'taki kitap paylaşımları) İngiltere'de kitap satışlarını yüzde 7 artırdı. Bu dünyanın her yerinde aynı. Sosyal medyadaki kitap paylaşımları kitap satışını artırıyor.

* İnsanlar mesela “Baran Güzel bu kitabı okumuş ben de okuyayım” diyor mu? 

Bizim platformumuzda da etkili bir moderatörün “bu ay bunu okuyoruz” demesiyle bir kitabın yeni baskı yapıp 3 bin adet sattığına şahit oldum. Kitap nihayetinde satılması gereken bir üründür. Bunu tanıtacak, reklamını yapacaklar da her zaman olmalı.

* Yani kitaba değerli, kutsal bir nesne muamelesi yapmayalım mı diyorsunuz?

Okurken, arkadaşlarımızla konuşurken yapalım ama rafa çıkarken bunu yapamayız. Eğer bir kitabı satmaya çalışmazsam ben bir yayıncı olarak yazara ve çevirmene ihanet ettiğimi düşünürüm. Onların bu emeklerini görünür kılmak benim görevim.

“İYİ KİTAPLARI ÖNE ÇIKARMAKTAN ÇEKİNMİYORUZ”

*  Platformunuzdaki “çok okunanlar” listesi piyasadaki “çok satanlar” ile örtüşüyor mu?

Aslında hiç aynı değil. Mesela piyasada çok satanlarda olmayan kitaplar bizde ilk sırada olabiliyor. Genel kütüphane eklemelerinde Kürk Mantolu Madonna veya Hayvan Çiftliği gibi Türkiye gerçeklerini görsek de, aktif okuma kulüplerinde çok daha güncel ve farklı kitaplar listeleniyor. Bizim okur profilimiz daha çok “iyi okur” olarak tanımlanabilir. Ama başlangıç seviyesindeki okurları da istiyoruz.

* Platformdaki kullanıcı davranışları ve yorumlar nasıl? Sizi şaşırtan bir durum oldu mu?

Bizi şaşırtan bir durum yok; kullanıcı davranışları Goodreads ile neredeyse aynı. Ancak bizim farkımız görsel ve teknolojik tarafta ortaya çıkıyor. Kullanıcılar kitaplarını fotoğraflarla paylaşabiliyor ve sistem bu içerikleri otomatik olarak sınıflandırabiliyor.

* Platformda “bu kitap ya da yazar hiç fark edilmedi, gözden kaçtı” dediğiniz isimler oluyor mu? Bu konuda bir çalışmanız var mı?

Aslında bu durumu arka planda biz yönetiyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi, biz 6 kişilik bir ekibiz ve hepimiz edebiyat kökenliyiz. Kendi aramızda okuduğumuz veya hak ettiği değeri görmesini istediğimiz kitaplar olduğunda, onları bir şekilde listelerimizde öne çıkarıyoruz. Bunu yaparken hiçbir çekincemiz veya utancımız yok, çünkü nihayetinde gösterdiğimiz şey iyi bir kitap ve o kitabın görünür olması gerekiyor. Üstelik bunu bir reklam geliri karşılığında değil, tamamen bir öneri olarak yapıyoruz.

* Peki, ileride kullanıcılarınızla fiziki buluşmalar gerçekleştirmeyi planlıyor musunuz?

Planlıyoruz. Hayalimiz, her şehirde Book.love temsilcilerinin olması ve bu temsilcilerin okurlarla fiziki ortamlarda bir araya gelmesi. Biz de platform olarak bu buluşmalara ev sahipliği yapmayı çok istiyoruz. Ancak dürüst olmak gerekirse, bunu hayata geçirebilmek için hem maddi hem de manevi desteğe ihtiyacımız var. Çünkü her şehirde organize olmak ve bu süreci yönetmek şu an için bizim ölçeğimizde oldukça büyük bir organizasyon gerektiriyor.

* Platformun merkezi olarak neden Kadıköy’ü seçtiniz?

 Bu tamamen pratik bir nedene dayanıyor; 6 kişilik ekibimizin tamamı Kadıköy’de yaşıyor. Hepimiz bu semtte oturduğumuz için çalışmalarımızı da doğal olarak buradan yürütüyoruz.

* Gelecek vizyonunuzda neler var? Book.love nereye evrilecek?

Çok yakında tüm dünyada yayına gireceğiz ve en büyük yeniliğimiz dil bariyerini kaldırmak olacak. Yapay zeka sayesinde, bir Japon okur kendi dilinde yorum yazacak ama siz onu sistemde Türkçe göreceksiniz; sizin Türkçe yazdığınızı o Japonca okuyacak. Böylece Amerika’daki bir okur, Türkiye’deki bir kitap kulübüne takılmadan katılabilecek. Book.love; dil bariyerlerini ortadan kaldıran, merkeziyetsiz, sınıfsız ve sınırsız bir uygulama olarak dünyada tek olacak.

* Son olarak, Book.love bir kitap olsaydı hangisi olurdu?

Bu çok ilginç bir soru. Benim ergenliğimden beri kafamı çok kurcalayan ve bir miktar “takıntılı” olduğum bir kitap var: J.D. Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı. Hatta yeni yayınevimin adı da bu tutkumdan geliyor. Kitapta ana karakter Holden’ın bahsettiği bir imge vardır; bir çavdar tarlasındaki uçurumun kenarında durup, oradan atlayan çocukları kurtarmaya, onları yakalamaya çalışan biri olmak istediğini anlatır. Ben de Book.love’ı hep böyle hayal ettim: Kitap okumaktan bıkmış ya da okuma alışkanlığını tamamen kaybetmiş, yani o “okurluk uçurumundan” atlamak üzere olan insanları yakalayıp tutmaya çalışan bir platform. Eğer bir kitap olsaydık, bence kesinlikle o kitap olurduk.

 


ARŞİV