
Kız Neşesi
Buket Uzuner’in Kız Neşesi - Bir Hayatta Kalma ve Direniş Gücü Olarak kitabı, bir kavramın etrafında kurulan bir metinden çok, uzun bir yazarlık yolculuğunun içsel özeti. Uzuner burada yalnızca bir fikir ortaya atmıyor; yıllardır romanlarında dolaşan o sezgisel damarı, ilk kez bu kadar doğrudan ve açık biçimde dile getiriyor.
“Kız neşesi” yüzeyde bir mutluluk hali gibi görünse de aslında çok daha derin bir yerden konuşuyor. Çünkü bu neşe, kadınların tarih boyunca geliştirdiği bir hayatta kalma biçimi; kırılmadan, sertleşmeden, ama vazgeçmeden var olabilmenin en önemli yolu.
Kimi zaman kişisel anılar, kimi zaman yolculuklar, kimi zaman başka kadınların hikâyelerinin anlatıldığı kitap bir sohbet sıcaklığında ilerliyor. Bu yüzden de bir teori okumaktan çok, bir deneyime tanıklık ediyor.
Kız Neşesi, yüksek sesli bir manifesto değil. Daha çok içten bir hatırlatma.
Buket Uzuner, bu kitabında, “Sevgili Kadınlar, Kız Neşesi adlı bu yaşam enerjinizi babalarınızın, kocalarınızın, ağabeylerinizin, hatta oğullarınızın bile öldürmesine sakın izin vermeyin! O sizin yaşam garantinizdir, hayatınıza herkes gelir ve gider ama o enerji, o güç sizde kaldığı sürece hayatta kalırsınız.” diyor
Yayınevi: Everest Yayınları
Sonsuzluktaki Geçit / Gizemli Yolculuk
Damla Kunç Koçman’ın kaleme aldığı Sonsuzluktaki Geçit / Gizemli Yolculuk, çocuk edebiyatında fantastik anlatının olanaklarını keşfe çıkan, eğlenceli olduğu kadar düşünsel katmanlar da barındıran bir serüven sunuyor.
Her yıl düzenlenen “Haydutlar Arası En İyi Yalan Söyleme Yarışması”nda bir türlü birinciliği elde edemeyen Haydutbaşı’nın hırsıyla başlayan hikâye, okuru kısa sürede fantastik bir evrenin içine çekiyor. Lokmaç, Gölgeç ve Dramini adlı üç haydut çocuğun, Okudunmuha’nın kütüphanesinden Puslutaş’ın büyülü dünyasına uzanan yolculuğu, yalnızca bir görev hikâyesi değil; aynı zamanda karakterlerin içsel dönüşümünün de izini sürüyor.
Öte yandan Fraktalya ve Kılvizyon gibi büyücü karakterlerin hikâyeye dahil olmasıyla anlatı katman kazanıyor. Farklı dünyalardan gelen bu çocukların yollarının kesişmesi, kitabın temel meselesini görünür kılıyor: Farklılıklar bir çatışma değil, ortak bir keşif alanı yaratır.
Koçman, dili sade ama imgelerle zengin bir anlatım kurarken, çocuk okuru merkeze alan bir perspektifi koruyor. Hikâye boyunca karşılaşılan sürprizler ve engeller, klasik “iyi-kötü” karşıtlığının ötesine geçerek, çocuklara sorgulama ve empati kurma alanı açıyor.
İpek Ataç’ın resimlediği Sonsuzluktaki Geçit / Gizemli Yolculuk, fantastik kurguya ilgi duyan genç okurlar kadar, çocuk edebiyatında nitelikli anlatılar arayan yetişkinler için de bir seçenek.
Yayınevi: Eksik Parça Yayınları
Halktan Bir Kadının Yaşamı, Yaşlılığı ve Ölümü
Didier Eribon, babasının ölümünden sonra Reims’e Dönüş ile başlattığı kişisel ve kuramsal arayışını bu kez annesi üzerinden sürdüyor. Halktan Bir Kadının Yaşamı, Yaşlılığı ve Ölümü, yalnızca bir hayatın hikâyesi değil; yaşlılık, hastalık ve ölümle kurduğumuz mesafeye dair bir düşünme çabası.
Eribon ve kardeşleri, fiziksel ve zihinsel bağımsızlığını yitiren anneleri için bir karar verir; ancak bu karar, yaşlı kadın için yalnızca bir bakım düzenlemesi değil, derin bir kopuştur. Bakımevine girişin yarattığı şok, onun dünyayla kurduğu son bağları da hızla çözer ve birkaç hafta içinde hayatını kaybeder.
Halktan Bir Kadının Yaşamı, Yaşlılığı ve Ölümü, bir annenin ardından yazılmış bir yas metni gibi başlasa da kısa sürede kişisel olan ile toplumsal olanın iç içe geçtiği derin bir sorgulamaya dönüşüyor. Eribon, annesinin hayatını anlatırken yalnızca bir bireyin hikâyesini değil; bir sınıfın, bir dönemin ve bir sistemin izlerini de görünür kılar. Çünkü yoksulluk ve yalnızlık rastlantısal değil, kapitalist düzenin ürettiği sonuçlardır. Onun yaşlılığı, yoksulluğu, görünmezleşmesi ve bakıma muhtaç hâle gelişi, bu toplumsal ilişkilerin sonucudur.
Kitabın derinliğini artıran bir başka unsur, Eribon’un annesini idealleştirmemesi. Onu yalnızca mağdur bir figür olarak çizmez; çelişkileriyle, sertliğiyle, mutsuzluğuyla ve problemli yanlarıyla birlikte ele alır. Öte yandan annesinin hayatına bakarken aslında kendi geçmişine, kendi dönüşümüne ve bu dönüşümün bedeline de bakar.
Yaşlılık üzerine olduğu kadar hatırlama hakkı üzerine de bir metin olan kitapta Eribon, annesini anlatırken okura şu temel soruyu bırakır: İşçi sınıfından, yaşlı, yorgun, bakıma muhtaç bir kadının hayatı neden bu kadar kolay görünmez olur?