1954 ile 2019 yılları arasında Beyoğlu'nda Tünel Meydanı'nda yer alan Lale Plak, özellikle 1980’lerin sonlarından itibaren bir plak dükkânı olmasının ötesinde, yaklaşık 40 yıl boyunca müzikseverlerin, müzisyenlerin ve tüm dünyadan çeşitli sanatçıların buluşma noktası oldu. Kadıköy Belediyesi Yeldeğirmeni Sanat bu buluşmaları yaşatacak ve sürdürecek bir müzik ve söyleşi serisi başlatıyor.
Buluşmaların ilki, 27 Şubat Cuma günü ‘Caz Tarihinin Dönüm Noktaları ve Devrimleri’ başlıklı söyleşiyle gerçekleştirildi. Etkinlikte Lale Plak’ın sahibi ve müzik danışmanı Hakan Atala, NTV Radyo’da ‘Cazın Büyüsü’ programını hazırlayıp sunan Hakan Tüfekçi, LaflıJazz radyo programı yapımcısı Atilla Aygenin ve LoftCaz’ın kurucusu Eray Düzgünsoy konuşmacı olarak yer aldı.
CAZIN BAŞKENTİ
Hakan Tüfekçi, cazın kökenine ilişkin birçok farklı teori bulunduğunu belirterek, “Cazın nereden geldiğine dair yaklaşık 17 farklı teori var ve her biri farklı kaynaklara dayanıyor. Kesin olarak ‘caz burada doğdu’ diyebileceğimiz tek bir kent olmasa da New Orleans genellikle cazın başkenti olarak kabul edilir. Bugün Amerika’daki en güçlü caz ailelerinin büyük bölümü de buradan çıkmıştır.” dedi. Cazın müzik olarak kamusal alanda görünür hale gelmesinin New Orleans’taki eğlence bölgeleriyle bağlantılı olduğunu söyleyen Tüfekçi, “Özellikle Red Light Zone olarak bilinen batakhane bölgesi önemli bir merkezdi. Niye New Orleans çünkü ordu var, asker demek genç adam demek o da eğlence sever.” ifadelerini kullandı. Tarihçilerin cazın ticari anlamda yaygınlaşmaya başladığı yer olarak Storyville’i işaret ettiğini belirten Tüfekçi, kelimenin kökenine dair de farklı hipotezler olduğunu aktardı. “Bir rivayete göre bir spor yazarı, beyzbol maçında oyuncunun topa vururken çıkardığı sesi ‘caz yaptı’ diye yazıyor. Bir başka iddiaya göre ise Storyville’de çalışan genç kadınların kullandığı ‘jazmine’ parfümünden türemiş olabilir.” diye konuştu.
ÇOK KÜLTÜRLÜ BİR MÜZİK
Atilla Aygenin, cazın ilk dönemini anlatırken New Orleans’ın çok kültürlü yapısına dikkat çekti. “New Orleans’ta özellikle üç büyük popülasyondan söz edilir; o dönemde İspanyol ve Fransız kökenli beyazlar ile Afrika müziğinden etkilenmiş ve nüfusun önemli bölümünü oluşturan siyahiler. Dünyanın ilk kozmopolit şehirlerinden biri olarak anılması boşuna değil.” dedi.
Cazın tarihsel olarak New Orleans’ta filizlendiğini belirten Aygenin, “Bugün caz doğacak olsa büyük ihtimalle New York’ta doğardı ama o dönem için New Orleans büyük bir liman kenti olarak kültürel etkileşimin merkezindeydi.” ifadelerini kullandı. Cazın evrensel özellikler taşıdığını vurgulayan Aygenin, “Çok dönüştürücü bir müzik; hikâye anlatan, özgürlüğü merkezine alan ve etrafındaki pek çok sanat dalından beslenen bir müzik.” şeklinde konuştu.
RİTİM VE DANS
Cazın ‘swing’ dönemine değinerek bu evrenin müziğin küresel ölçekte tanınmasında belirleyici olduğunu söyleyen Eray Düzgünsoy, “Swing, Afrika kökenli geleneğin başka bir kıtadaki yansımasıdır. Cazı kemikleştiren ve bugün tüm dünyada bilinir kılan unsurlardan biri de onun teknik özellikleri ve ritmin dansla birleşmesidir.” dedi. O dönem müziğin zorlu koşullarda kayıt altına alındığını hatırlatan Düzgünsoy, “Plak teknolojisi, müziğin enerjik ve hızlı aktarılabilen bir yapıya kavuşmasını zorunlu kıldı. Günün müzik pratikleri ve teorileri de ilk kez bu nesnel alan üzerinden geniş kitlelere ulaştı. Swing’in kısa sürede dünyaya yayılmasında bunun önemli payı var.” ifadelerini kullandı. Swing’in dansla eşleşmesinin müziği salonlara taşıdığını belirten Düzgünsoy, “Bu, gençlerin katılımının artması demekti. Dolayısıyla swing dönemindeki hızlı yayılım, cazın bugün dünyanın her yerinde var olan bir tür haline gelmesinde belirleyici oldu.” diye konuştu.
CAZIN İLK KAYITLARI
Lale Plak’ın sahibi ve müzik danışmanı Hakan Atala, mekânın kapanmasının üzerinden yıllar geçmesine rağmen adının hâlâ anılmasının kendisini mutlu ettiğini söyledi. “Lale Plak kapanalı yaklaşık altı yıl oldu. Aradan bu kadar zaman geçmesine rağmen böyle bir organizasyonda adının anılması, benden söz edilmesi beni çok mutlu ediyor. Lale Plak’ın isminin yaşamaya devam etmesi çok hoş bir duygu.” dedi. New Orleans ve swing dönemindeki ilk kayıt süreçlerine de değinen Atala, “Cazın ilk kayıtlarından biri Victor Talking Machine Company adına gerçekleştiriliyor. Ardından Victor Records dönemi geliyor; meşhur gramofona bakan köpek logosu ‘His Master’s Voice’ ile anılan şirket daha sonra 1929’da RCA’ya dönüşüyor.” ifadelerini kullandı.
Lale Plak Buluşmaları, ayda bir kez cuma akşamları Caz Yeli konserleri öncesinde saat 19.00’da gerçekleşiyor. Söyleşinin ardından saat 20.30’da konser programı başlıyor. Serinin bir sonraki buluşmaları 27 Mart’ta Önder Focan ve 3 Nisan’da Sibel Köse konserleri öncesinde düzenlenecek.