Moda’nın hafızasında edebiyat ve mizah

Kadıköy Kitap Günleri’nde okurlarla buluşan karikatürist ve yazar İzel Rozental, Moda’nın edebiyat tarihindeki özel yerini, semtin geçirdiği dönüşümü ve otosansürün sanat üzerindeki etkilerini anlattı

23 Haziran 2026 - 11:50

Karikatürist ve yazar İzel Rozental, Gazete Kadıköy muhabiri Gökçe Uygun’un moderatörlüğünde düzenlenen “Dünyaya ve Edebiyata Moda’dan Bakmak” başlıklı söyleşide, yarım asrı aşan Moda serüvenini, semtin edebiyatla olan kopmaz bağını ve toplumsal hafızadaki yerini izleyicilerle paylaştı.  Babalar Günü’ne denk gelen oturumda Rozental; yarım asrı aşan Moda serüvenini, semtin edebiyat dünyasıyla olan sarsılmaz bağını, otosansür sorununu ve toplumsal hafızadaki yerini kendine has mizahi üslubuyla paylaştı. Söyleşiye Moda ile olan kişisel bağını anlatarak başlayan Rozental, 1973 yılında eşiyle nişanlanmasından bu yana, tam 52 yıldır bu semtte yaşadığını belirtti. Kendi deyimiyle Moda’ya "iç güveyi" olarak gelen Rozental, Saint-Joseph Lisesi yıllarından itibaren semte duyduğu aşkın bir tutkuya dönüştüğünü ifade etti.

MODA’NIN EDEBİ HAFIZASI

Söyleşinin odak noktalarından biri Moda’nın edebiyat dünyası için taşıdığı önemdi. Moda’nın sadece bir yerleşim yeri değil, güçlü karakteri olan bir mekân olduğunu vurgulayan Rozental; semtin havasının, denizinin ve martılarının yazarları buraya çektiğini belirtti. Ahmet Rasim, Melih Cevdet Anday, Yusuf Atılgan, Arif Damar, Cemal Süreya, Necati Güngör ve Buket Uzuner gibi pek çok dev ismin yolunun Moda’dan geçtiğini hatırlattı.

Söyleşiye hazırlanırken Adnan Giz’in “Bir Zamanlar Kadıköy” ve Afif Yesari’nin “İstanbul Hatırası” eserlerini yeniden incelediğini belirten yazar, Afif Yesari’nin 1930’larda Şifa’da yaşadığını ve en büyük keyfinin set üstünde denizi dinlemek olduğunu aktardı. Rozental, “Ben de 1960'larda okuldan kaçar, orada gelincik toplardım”diyerek kendi gençlik anılarını paylaştı.

Semtin şairlere de büyük ilham verdiğini dile getiren Rozental, Ahmet Haşim’in Moda burnundaki aşıkları gördükten sonra ünlü “Şebi Sevda” şiirini kaleme aldığını belirterek, şairin “İşveyle, fısıltıyla, gülüşle aşk gecesi yine uykusuz geçti” dizelerini dinleyicilerle paylaştı. Konuşmasında Nâzım Hikmet’e de değinen yazar, “Nâzım Hikmet Türkiye’deki son gecesini Moda’da geçirmiştir. Ülkeden ayrılmadan önce bu topraklarda gördüğü son manzara Moda burnudur.” dedi.

Moda’nın dünü ve bugünü arasındaki değişimi de açık yüreklilikle eleştiren Rozental, “Modamız biraz bozuldu ama bazı şeyler değişmiyor. 80 yıl önce Ahmet Haşim vapurla Kadıköy’e geldiğinde nasıl ferahlıyorsa, ben de bugün hâlâ vapura bindiğimde aynı huzuru duyuyorum.” dedi.

UNUTULMAZ BİR PORTRE: DOKTOR İHSAN ÜNLÜER

Rozental, Moda'nın toplumsal hafızasında iz bırakan Doktor İhsan Ünlüer’e de özel bir parantez açtı. Ünlüer’in sıra dışı kişiliğini anlatan yazar, “Kendisi hem çok iyi bir cerrah hem bariton bir opera sanatçısı hem de müthiş bir mizahçıydı. Bir keresinde opera sahnesine çıktığı için çalıştığı Amerikan Hastanesi’ndeki işinden kovulmuştu. Mizahı, bilimi sevdirmek ve kamufle etmek için kullanılan bir 'sıvrak' yani aracı olarak görürdü" ifadelerini kullandı.

“MODA BİR İNSAN OLSAYDI, YORGO OLURDU”

Muhabirimiz Gökçe Uygun’un “Moda bir insan olsaydı nasıl biri olurdu?” sorusuna Rozental, Zülfü Livaneli’nin anlattığı bir hikâyeye atıfta bulunarak duygusal bir yanıt verdi: “Moda bir insan olsaydı, kesinlikle 'Yorgo' gibi biri olurdu. Kültürler, diller ve dinler arası hiçbir ayrım gözetmeyen, herkesi aynı sıcaklıkla kucaklayan bir insan... Ben 'hoşgörü' kelimesini pek sevmiyorum. Önemli olan üstten bakan bir hoşgörü değil, birbirimizi tanımak ve 'tanış' olmaktır. Tanış olduğumuz zaman kavga etmeyiz, barış içinde yaşarız.”

Söyleşinin son bölümünde yeni nesil yazarlara, çizerlere ve günümüzün en büyük sorunlarından biri olan otosansüre değinen İzel Rozental, yeni çıkan kitabı “Çifte Kavrulmuş”un adının da buradan geldiğini belirtti: “10 yıl önce rahatlıkla çizdiğim bir karikatürü bugün maalesef çizemiyorum. Çizebilmek için önce beyin süzgecinden geçirip, tabiri caizse 'kavurarak' yayınlayabiliyorum. Ancak bir karikatüristin ve yazarın asıl amacı insanları mutlu etmek değil, eleştirerek rahatsız etmek ve düşündürmektir.”

 


ARŞİV