Okyanus’tan ‘Sakin Seyir’e

Metin Tapkı ve Hüseyin Ak’dan oluşan "Sakin Seyir", "Yel Eser" albümüyle pandemi sürecinde işsiz kalan müzisyenlerin insanca yaşama koşullarına katkı yapmayı amaçlarken, diğer yandan da tarihe bir not düşüyor. Geldik, söyledik, gidiyoruz!

14 Nisan 2021 - 13:11

Sakin Seyir Metin Tapkı ve Hüseyin Ak’dan oluşan iki kişilik bir grup. İki kişiler ama aslında iki kişi değiller. Örneğin 12 şarkıdan oluşan albümleri "Yel Eser" de Aslı Vuslateri, Caner Ünal, Çağrı Çetinsel, Meli ve Nilüfer Çakmak konuk solist olarak yer alıyor. Son tekli albümleri Sonbahar’da Eftın Ardar solist.

Kökü doksanlı yıllarda kurulan Okyanus grubuna dayanan grubun serüvenini, Kadıköy için yapılmış şarkılarını Metin Tapkı ile konuştuk.

Sakin Seyir ismi nereden geliyor?

1990’lı yıllarda bir rock grubumuz vardı. İsmi Okyanus’tu. O iş yürümedi. Bizler büyüdük, evlendik, çoluk çocuğa karıştık. Hayat gailesi falan derken başka hayatlar yaşadık. Emekli olduktan sonra tekrar faal müziğe dönmeye karar verdim. Ve ilk olarak Okyanus grubundaki arkadaşlarla buluştuk. Ve yaşımız gereği Okyanus ismini biraz iddialı bulduk. (Gülüyor) Tamam, 90’larda belki okyanustuk ama şimdi su birikintisi gibiyiz dedik. Beyin fırtınası yaparken durgun denizde yapılan bir seyir olarak Sakin Seyir çıktı.

Peki ne zamandır var?

Dört- beş yıl oluyor. Çok fazla birikmiş şarkım vardı. Albümden önce mekanlarda çalalım sesimizi duyuralım dedik. Kadıköy’deki mekanlar başta olmak üzere iki yıl boyunca mekanlarda çaldık. Bu tabii eski kafa bir düşünce. Sonra da ilk albümü yayınladık ve ilk albümü yayınlar yayınlamaz bu işlerin dijitalde döndüğünü fark ettik.

‘BİR SÜRÜ SOLİSTİMİZ OLDU’

Kaç kişisiniz?

Şu anda iki kişiyiz. Hazin tabii. Eski grubu toplayınca herkesin işinin gücünün olduğu ve herkesin aynı heyecanı korumamış olduğu anlaşıldı. Bir heves bir araya geldik ama olmadı. Şimdi Hüseyin Ak ile birlikte devam ediyoruz.

Biz dinleyici olarak bir grupta vokalistin olmasına ve şarkıları onun söylemesine alışığız arada bir misafir olur ama siz de işler farklı yürüyor. ‘Yel Eser’ albümünde farklı sanatçılar yer aldı. Niye böyle yaptınız?

Biz iki kişi olunca ve ikimizin sesi de çok kötü olunca grubun solisti olmamış oldu.(Gülüyor) Pandemi öncesi solistlerin çıktığı sahneler, konserler vs. vardı. Pandemi ile birlikte bunlar ortadan kalktı. Bizim gibi tiplere de gün doğmuş oldu. Solist arkadaşlara çağrı yaptım, onlar da çok sıcak baktı. Dolayısıyla bizim solistimiz yok ama bir sürü solistimiz oldu. Pandemi sürecinde solistlerle yüz yüze bile gelmedik. Hiç yüz yüze gelemediğiniz birinin şarkınızı seslendirmesi heyecan verici oluyor, kıvanç duyuyorum. Şimdi biraz daha sabit solistlerle yürüyecek gibiyiz. Eftın Ardar onunla Sonbahar’ı yayınladık. Bilge Can Göker ile de önümüzdeki ay bir şarkı yayınlayacağız.

Albüm sanki insanın çelişkisini, şikâyetini, bilmişliğini, bilmemişliğini anlatıyor. Size göre ne anlatıyor ya da siz aslında ne anlatmak istemiştiniz?

Ben birçok insana benzeyen bir hayat yaşıyorum. Penceremden dışarı bakıyorum ve orada insana dair ne gördüysem onu yazıyorum. Kendi içimdekileri yazıyorum. İnsana dair bir sürü şey anlatıyorum çünkü insan hikâyelerini seviyorum. Bir gün yaşantınızın herhangi bir anında benim şarkılarımdan birinin sözüyle buluşursunuz. Bugün değilse on yıl sonra buluşursunuz ama buluşursunuz. Çünkü acı çekerek yazılmış şarkılardır.

Yaşanan ülke, şehir, ortam insanın üretimini sizce nasıl etkiler ve sizi nasıl etkiliyor?

Şarkı yazarlığı bakımından olumlu etkiliyor

Dert çok çünkü

Aynen öyle. Problem çok olumlu etkiliyor üretiyorsunuz ama insan olarak kötü etkiliyor. Çetin Altan, ‘ben yazarım, hayat boyu yazdım ama yaşamadım. Yaşamayı tercih ederdim’ derdi. Ben de onu hissediyorum.  Bu coğrafya bize müsaade etseydi daha az sorunlu insanlar olurduk ama üretemeyebilirdik. Fakat bu sanırım daha iyi olurdu. Yaşadığımız bizim hayatımız ama böyle olmayabilirdi onu biliyorum.

‘KADIKÖY’DE SABAH’

Gelelim Kadıköy’de Sabah şarkısına. Nasıl çıktı bu şarkı?

Ağırlıklı olarak barlar sokağında geçen bir şarkı. O sokakta bir gün geçirmiş biri için anlamlı olabilir. Ama tabii ki Kadıköy ondan ibaret değil.

Şarkının nasıl çıktığını söyleyeyim; Kadıköy’e genellikle akşam gideriz. Bir gün sabah gitmiştim. Şarkı Barlar Sokağı’nın yağmurlu bir sabaha uyanışı anlatılıyor. Şarkıda Bahane, Agapia gibi sokağın kadim mekânlarının yanı sıra artık var olmayan gitar dükkanı da anılıyor. Şarkı, her neslin kendi hikâyesini yazdığı sokağı bir sahne olarak ele almış. Nesiller gelip geçerken sokakta değişmeden kalan her şey şarkıda yer buluyor. Gülüşerek geçen gençler, erkenciler, kaldırıma dizilen bira fıçıları, yaşlı kadın, ünsüz yazar… Her biri Barlar Sokağı’nın hikâyesini tamamlamak üzere şarkıda yerlerini alıyor. Fonda ise her zaman Miles Davis So What çalıyor. Önce sözleri çıktı. Şarkıları Caner (Ünal) söyleyecekti, ben besteleyeyim dedi. Besteledi çok güzel oldu.

Kadıköy’ün sizde nasıl bir izi var?

Benim yaşımda olanlar için ilk gençliğimiz orada geçti. Kadıköy bizim merkezimizdi. İlk hamburgerimi de orada yedim, bira içmeye gelirdik. Karşıda bulabileceğiniz her şeyi Kadıköy’de bulabiliyorsunuz. Bir sürü mekanında çaldık. Kadıköy’ü çok seviyorum.

Pandemi sizi nasıl etkiledi?

Üretimi yayınlama açısından olumlu etkiledi. Herkes masa başına geçmek zorunda kaldı. Bu elbette çok üzücü. Müzisyenler işsiz, güvencesiz ve parasız kaldı.

Pandemi bitsin Kadıköy’de ilk yapacağım dediğiniz şey nedir?

Ayyaş gibi görünmek istemem ama Güneşin Sofrası’na gitmek istiyorum.  Begonvilden yapılan bir meze var onu ve bir lakerda söyleyip dostlarımla birlikte rakı içeceğim.

Son tekliniz ‘Sonbahar’ Nisan’da çıktı. Baharda niye sonbahar şarkısı çıkardınız?

Kişisel bir sebebi var. Eftın Ardar ile yeni çalışmaya başladık. O,‘ben daha duygusal şarkılar söylemeye alışığım’ dedi. Sonbahar’ı yolladım. Söyledi ve çok güzel oldu. Tabii sonbahara denk gelseydi duygu olarak çok güzel olurdu. Ama şarkıda dediği gibi bende zaten hep sonbahar.


ARŞİV