Yeşilçam'ın hafızası, Anadolu'nun manzarası

Türkan Şoray’ın dışavurumcu kadın figürleri ile Yalçın Gökçebağ’ın şiirsel Anadolu manzaraları, Müze Gazhane’de açılan ortak sergide buluştu. Küratör İbrahim Karaoğlu, “Bu sergi, iki sanatçıyı bir araya getirmek için değil, bir bakışı görünür kılmak için kuruldu” diyor

01 Temmuz 2026 - 15:22

Türk sinemasının yaşayan efsanesi Türkan Şoray ile çağdaş Türk resim sanatının özgün ustalarından Yalçın Gökçebağ, ilk kez aynı sergide buluştu: “Hatıralar Bahçesinde Buluşma”

Küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu’nun üstlendiği sergi, Müze Gazhane’de açıldı. İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen sergi, farklı disiplinlerden gelen iki güçlü yaratıcı kişiliğin eserlerini bir araya getiriyor. Sergide Şoray’ın resimleri, özel tasarlanmış kostüm ve enstalasyonları, Gökçebağ’ın son dönem yapıtlarından oluşan seçkilerle birlikte izleyiciyle buluşuyor. 

ŞORAY’IN KADINLARI, GÖKÇEBAĞ’IN KIR YAŞAMI

Türkan Şoray, yıllardır sürdürdüğü resim pratiğinde kadınlık halleri, içsel yalnızlıklar, kırılganlık, direnç ve hafızaya dönüşen duygusal katmanları dışavurumcu bir resim diliyle görünür kılıyor. Sinema hafızasından süzülen imgeler “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” sergisinde yalnızca tuvale değil; nesnelere, kostümlere, mekânsal düzenlemelere dönüşüyor. Yalçın Gökçebağ ise Anadolu’nun kır yaşamını, doğasını, insan sıcaklığını ve çocukluk belleğini kendine özgü şiirsel görselliğiyle yeniden yorumluyor. Sanatçının resimleri zamanın yavaş aktığı, toprağın, ağacın, kuşların ve sessiz yaşamların hafızasını taşıyan bir iç manzara niteliği taşıyor.

“İKİ BAKIŞIN KARŞILAŞMA ANI…”

“Bazen bir sergi eserleri bir araya getirmez; zamanları karşılaştırır.” diyen serginin küratörü, sanat yazarı İbrahim Karaoğlu, bu serginin, iki sanatçının yan yana gelişi değil, “iki bakışın karşılaşma anı” olduğunu ifade ediyor. Karaoğlu’na göre biri kameranın önünden dünyaya bakmayı öğrenmiş, diğeri kameranın arkasından dünyayı beklemiştir ve biri yüzün hafızasını taşır, diğeri ufkun hafızasını. Karaoğlu, sergiyle ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Türkan Şoray'ın yüzü Türkiye'nin görsel belleğinde bir yakın plan olarak yaşar. Onun bakışı yalnızca bir karaktere ait değildir; yıllar boyunca seyircinin duygularını barındırmış bir surettir. Kamera ona yaklaştıkça hikâye geri çekilir, geriye zaman kalır. Daha sonra o, kameranın arkasına geçtiğinde görüntüyü kuran göze dönüşür. Yaptığı resimlerde kadın figürü artık oynanan bir rol değil, bakan bir varlıktır. Kostümler bedeni örtmez; hatırayı taşır. Yalçın Gökçebağ ise uzun yıllar Anadolu'yu bir kameranın vizöründen izledi. Yollar, tarlalar, ağaçlar ve ufuklar önce görüntü oldu, sonra resim. Onun manzaraları bir yeri göstermez; bir zamanın içinden geçer. Bu resimlerde doğa konuşmaz, hatırlar.”

Sergi, 30 Ağustos’a kadar pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.

 


ARŞİV